Bugün: 13.11.2018

Tekbaş: “ABD, İsrail ve AB Güdümünde Yönetiliyoruz”

Tekbaş: “ABD, İsrail ve AB Güdümünde Yönetiliyoruz”
Saadet Partisi Giresun İl Başkanı Süleyman Tekbaş, Kerasus Haber Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hakan Uğurlu’nun sorularına verdiği cevaplarda, son günlerde Türkiye gündemini meşgul eden Arap Baharı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Arap ülkelerine yapmış olduğu ziyaretlerinin arkasında farklı bir görüntüyü gizlediğini vurguladı.10.10.2011 22:23

Hakan Uğurlu: “Türkiye terörle çok yoğun bir mücadele dönemine girdi. Terör örgütü pkk ülke içinde AKP Hükümeti’ni zayıf ve çaresiz gösterme gayretleri içinde ancak Türkiye yurtdışında güçlü bir imaj çiziyor. Siz bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz?

Süleyman Tekbaş: “Bu soruyu 2 sene önceye giderek cevaplamaya başlamak istiyorum. Sayın Başbakan Erdoğan’ın, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres`e ‘One Minute’ çıkışının arka planını incelememiz gerekiyor. Bu kabadayılık gösterisi halkı özellikle Müslüman olan tüm toplumları derinden etkilemiştir. Halkı Müslüman olmayan mazlum halklara da oldukça sempatik gelen bu tepki ilk günlerde tüm kesimlerden destek görmüştür. Ö dönemde Türkiye seçim sürecine girmişti. Davos’taki ‘One Minute’ çıkışından kısa bir süre önce de Saadet Partisi, 4 Ocak 2009 tarihinde İstanbul Çağlayan’da yaklaşık 1 milyon kişinin toplandığı ve İsrail’in Filistin’deki zulmünü protesto mitingi yapmış olması Sayın Başbakan’ı seçim öncesi endişelendirmişti. 26 gün sonra 30 Ocak 2009 tarihinde Davos’ta yaşanan olay oy kaybının önüne geçme girişimidir.

Peki, ne değişmiştir bu tepkiden sonra? Herkesin gördüğü gibi kocaman bir hiç. ‘One Minute’ çıkışının yapıldığı 30 Ocak 2009 tarihinden sonra İsrail ile gene ticari ve askeri anlaşmalar imzalandı. Tabi bu anlaşmalar kamuoyuna yansıtılmadı ki AKP’nin medya tarafından yapılan cilası bozulmasın diye. İslam ülkelerindeki Arap medyası da aynı çizgide yayınlar yaparak Erdoğan’ı yere göğe sığdıramadılar. Ardından uluslararası sularda gerçekleşen Mavi Marmara saldırısı ile İsrail 9 sivil vatandaşımızı şehit ederek Davos’un rövanşını alma girişiminde bulundu. Hatta daha öncesinde İsrail Hükümeti gemilerin gelmesi durumunda kesinlikle vuracağını beyan ettiği halde AKP Hükümeti sivil vatandaşlarımızı korumak için parmağını bile kımıldatmamıştır. Tek yaptığı Mavi Marmara gemisine binmek isteyen 29 AKP Milletvekilini engellemiştir. Neden bu engelleme yapıldığının açıklaması hâlâ yapılmamıştır. Saldırıdan sonra Sayın Başbakan, Davos’taki gibi gene esip gürledi ve; ‘Bu savaş sebebidir’ dedi ama gene geri adım atmak zorunda kaldı. Bugünlerde Mavi Marmara gemisinin tekrar yola çıkması konuşuluyor ve Sayın Başbakan, bu sefer sivillerin Türk savaş gemileri ile korunacağını açıkladı. Ben de Sayın Başbakan’a sormak istiyorum: “İsrail alenen saldıracağını ilan ederken neredeydiniz? 9 sivil insanı neden korumadınız?”

İsrail’e karşı Sayın Başbakan’ın oynamış olduğu Davos tiyatrosunun 2. perdesini Arap Baharı olarak adlandırdığımız bugünlerde izliyor olmamız tesadüf değil, zamanlaması çok iyi hesaplanmış bir oyun ve reklam çalışmasıdır. Arap Baharı dediğimiz süreçte Amerika ve AB ülkeleri çok etkin rol oynamış ve model olarak da Türkiye’yi göstermişlerdir. Çünkü onların desteklediği bir Hükümet şu an iktidardadır. Bunu da laikliğin iyi bir yönetim olduğunu Araplara anlatmasından görüyoruz. Aynı kişi yani Recep Tayyip Erdoğan değil miydi yıllar önce laikliği eleştiren? Şimdi ne değişmiştir? Değişen Sayın Başbakan’ın Milli Görüş gömleğini çıkarmış olmasıdır. Çünkü Milli Görüş gömleği çıkınca zaten geride bir şey kalmadığını görüyoruz. Mısır’daki laiklik konuşmasından dolayı tepki de aldı ama Türk medyasında bunu göstermediler. Çünkü Başbakan’ın karizmasının çizilmesini istemiyorlar. Suriye ile hava sahasını kapatan AKP Hükümeti, neden hâlâ İsrail ile hava sahasını kapatmamaktadır? Bunlar hiç gündeme gelmiyor.”

Hakan Uğurlu: “Necmettin Erbakan 28 Şubat müdahalesi sonrası Başbakanlık görevinden zoraki uzaklaştırıldı. Fakat Recep Tayyip Erdoğan, 27 Nisan E-muhtırasından sonra askeri müdahaleye sert tepki verdi. Siz bu tepkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?”

Süleyman Tekbaş: “Bunlar önceden öngörülmüş durumlardır. Necmettin Erbakan, ABD’nin işine gelmeyen politikaları uyguladığı için ABD seçimini yaptı ve askerin tarafında tutum sergiledi. Bu sayede Necmettin Erbakan’ın Başbakanlığı sonar ermiş oldu. 27 Nisan E-muhtırasında ise oy kaybeden AKP’nin imajının düzeltilmesi ve askerin karşısında mağdur olduğu izleniminin halkın gözünde oluşması için bir çalışma yapıldı. Bu süreç içinde askeriyenin içindeki ABD ve İsrail karşıtı olan üst rütbeli askerlerimiz de ordudan uzaklaştırıldı. Bu seçilmiş iktidarın askere karşı bir başarısı değil; ABD’nin 28 Şubat’ta sahnelediği tiyatronun bir tekrarıdır.

Hakan Uğurlu: “Son günlerde Arap ülkelerinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a hayranlık duyulduğu görülüyor. Ülke içinde de AKP’nin oylarını artırdığı ifade ediliyor. Sizce AKP yükselişte mi?

Süleyman Tekbaş: “Bu yaşanan sürecin bir reklam şirketi tarafından organize edilen bir tanıtım çalışması olduğunu kısa bir süre önce öğrendik. Siyasetin bu şekilde yönlendirilmesi çalışması tamamen Amerikan tarzıdır ve ABD’nin desteklediği AKP’nin de aynı mantıkla reklam çalışması yapmasını gayet normal karşılıyoruz. Ama reklamla nereye kadar gideceklerini zannediyorlar? Bu halkı kandırma çabaları bir gün ayaklarına dolaşacak ve gerçek yüzleri mutlaka görülecektir. Mesela Libya olayında halkı kandırdılar ve medya bunun üzerini örttü. Başbakan Erdoğan, “NATO’nun Libya’da ne işi var?” dedi. Türk medyası Başbakan’ı göklere çıkardı. Sonra Başbakan, Libya savaşında İzmir Limanı’nı NATO’nun emrine açtı. Türk medyasında ses yok. Halkı kandıran Başbakan da olsa medyanın tarafsızlık ilkesi çerçevesinde bu haberi vermesi gerekmez miydi?

Hakan Uğurlu: “Birçok kesim tarafından AKP Hükümeti’nin dış politikaları; ‘Osmanlı geri dönüyor’ şeklinde ifade edilerek övülüyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?”

Süleyman Tekbaş: “Kimim ne dediğinden çok ne şekilde yönetildiğimize bakmamız lazım. Türkiye; ABD, İsrail ve AB güdümünde yönetilmektedir. Şu anda bizi çok güçlü bir ülkeymişiz gibi göstererek mevcut AKP iktidarını halkın gözünde cilalamaya çalışıyorlar. Erdoğan’ın İsrail’e fırça atmasını bile organize eden onlar. Çünkü Müslüman Türk halkının manevi duygularını okşayarak kendi istedikleri gibi çalışan AKP Hükümeti’ni iktidarda tutmaya çalışıyorlar. Halkımızın sahnelenen bu tiyatroyu iyi analiz etmesi gerekmektedir. Silahlı terör örgütü pkk’yla bile baş edemeyen ya da baş etmesine müsaade edilmeyen AKP Hükümeti’nin İsrail’e gövde gösterisinde bulunmasını, Saadet Partisi olarak ciddiye almadığımızı belirtmek istiyoruz. pkk ile baş etmek isteyen bir Hükümet’in öncelikle ABD, İsrail ve AB ile ilişkilerini gözden geçirmesi ve bu güçlerin pkk’ya destek vermesinin engellenmesi gerekmektedir. Saadet Partisi iktidarı döneminde bizim yaptığımız da tam anlamı ile buydu. ABD’nin Çekiç Gücü’nün Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki faaliyetlerine SP Hükümeti son verince 1 hafta içinde 1.000 civarında pkk üyesi terörist etkisiz hale getirilmiştir. Ayrıca Türkiye, sıfır terörün olabileceğini Saadet Partisi döneminde yaşamıştır.

Hakan Uğurlu: “Ulusal ve uluslararası finans kuruluşları birçok büyük devletin ekonomisinin krize sürüklendiğini ve bazılarının da iflasın eşiğinde olduğunu belirtiyor. Aynı kuruluşlar Türkiye için de çok olumlu tablolar çiziyor ve ekonominin daha da iyiye gittiğini ifade ediyorlar. Sizce Türkiye ekonomisi iyi yolda mı?”

Süleyman Tekbaş: “Ben yaşadığımız şehir olan Giresun’a baktığımda kapanan fabrikalar, işsizlik ve göç görüyorum. Bu görüntüye bakarak da Türkiye ekonomisinin iyiye gittiğini söylemek tabii ki mümkün değil. Söylendiği gibi ekonomik yönden gerçekten güçlü olsaydık batılı güçlerin güdümünde olmazdık. Keşke Giresun’da fabrikalar kapanmasa, işsizlik olmasa ve göç veren bir il değil de gelişen sanayimizle göç alan bir il olsak da AKP Hükümeti’ni ayakta alkışlasak. Ama bunları maalesef göremiyoruz.

Hakan Uğurlu: “Eski Başbakanlardan Rahmetli Necmettin Erbakan, seçimleri kazandığı zaman ABD Hükümeti’nden tebrik mesajları gelmiyordu ama AKP’nin her kazandığı seçim sonrasında ABD’den tebrik mesajları yağıyor. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?”

Süleyman Tekbaş: “İster ABD olsun, ister İsrail olsun ya da AB olsun; bu ülkelerin dediklerini yapan ve sözünden çıkmayan T.C. Hükümetlerini seçim kazanmalarından dolayı tebrik etmeleri çok normaldir. Çünkü asıl iktidara gelen bu ülkelerdir. Saadet Partisi olarak bizim iktidarımız, batılı süper güçlerin iktidardan düşmesi anlamına geldiği için bizi tebrik etmelerini beklemiyoruz. Bizim iktidarımızda Avrupa Birliği’ne (AB) karşılık İslam Birliği çalışmaları başladı. Bugün İslam ülkelerindeki karışıklığın bir sebebi de İslam dünyasının lideri durumundaki Türkiye’de gerçek manada İslam’a hizmet eden bir partinin iktidarda olmamasıdır.”

Hakan Uğurlu: “Ekonomide AB üyesi birçok ülkenin zor durumda olduğunu ve hatta Yunanistan’ın iflasın eşiğine geldiğini televizyonlardan izliyoruz. Ama Türkiye’nin ekonomik durumunun ise tam tersine iyiye gittiği söyleniyor. Siz bu görüşlere katılıyor musunuz?”

Süleyman Tekbaş: “Hükümet’in ekonomik politikaları ile faiz cennetine dönen Türkiye’ye sıcak paranın girmesi sebebi ile kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin notunu sürekli yükseltiyor. Adamların yaptığı örneğin 10 milyon doları Türkiye’ye getiriyorlar. 2-3 ay faizde kalan para kendini büyütüyor ve adamlar parayı faizi ile birlikte geri çekiyorlar. Türkiye’ye faydası olmadığı gibi ülkenin ekonomik değerleri bu şekilde hortumlanmış oluyor. Bu arada vatandaşımız ekonomik sorunlarla boğuşuyormuş, esnaf dükkânını satışa çıkarmış diye kimse dönüp bakmıyor. Makarna ve kömür yardımına alıştırılan halkımız; ‘Bu iktidar giderse bunu da bulamayız’ endişesi yaşıyor. Yani tembelliğe alıştırılıyoruz.”

Hakan Uğurlu: “Halkımızın yaklaşık % 70-80’i Avrupa Birliği’ne karşı ama Avrupa Birliği’ne girmeyi en önemli siyasi politikası olarak benimseyen AKP’nin oyları her seçimde yükseliyor ve son seçimde % 50 oy aldı. Bu durum karşısında sizin yorumunuz nedir?”

Süleyman Tekbaş: “Her seçim öncesi AKP ve CHP’ye bir görev veriliyor. CHP, kendisine verilen görev gereği seçim sürecinde İslam karşıtı bir açıklama yapıyor. Otomatikman AKP’nin oyları yükseliyor. Yani danışıklı dövüş.

Peki, CHP’ye oluşan bu tepkiden dolayı Saadet Partisi’nin oyları yükselmesi gerekirken neden AKP’nin oyları yükseliyor? Çünkü ABD, İsrail ve AB’nin maddi desteği ile medya CHP’ye karşı sadece AKP’nin oy verilebilir bir parti olduğunu halkımıza pompalıyor. Bu medya bombardımanı son seçimler dâhil işe yaramış görünüyor. Ama artık kendi menfaatimiz ve Türkiye’nin menfaati için uyanmamız ve ‘Zararın neresinden dönersek kârdır’ dememiz gerekiyor.”

Hakan Uğurlu: “Seçmenlerde ‘Eğer Saadet Partisi iktidara gelirse ülkenin batı ile olan ilişkileri zarar görür ve ekonomimiz bundan kötü etkilenir’ diye endişe hâkim. Sizce Türkiye için böyle bir risk var mı?”

Süleyman Tekbaş: “Bugün görüyoruz ki batı dediğimiz süper devletlerin ekonomisi çöküşe geçmiştir. Çünkü enerji kaynakları ve tabii değerler bakımından Allah, İslam coğrafyasına cömert davranmıştır. Zaten batının İslam ülkelerine saldırmasının sebeplerinin başında bu değerli kaynaklar vardır. Bizim batıya değil; batının bize ihtiyacı var. Bugün desek ki; ‘Biz AB hayalimizden vazgeçiyoruz ve İslam Birliği’ni kuruyoruz.’ Bizi o gün AB’ye alırlar. Çünkü güçlenmemizi istemezler. Bu konuda tek ihtiyacımız olan cesaretli bir iktidardır. Biz İslam Birliği’ni zamanında açıkladık ve çeşitli oyunlarla iktidardan uzaklaştırıldık. Müslüman Türk seçmeni şunu iyi bilmeli ki ülkemizin kurtuluşu ABD, İsrail, AB kuklası olan ve emri okyanus ötesinden alan iktidarlar değil; emri sadece halktan alan Saadet Partisi’ndedir.”

Diğer Röportaj haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.