Bugün: 20.06.2018

Darbeler ve Çorbalar


Her ne hikmetse, 1968 gençliği ezilmişlik açısından öne çıkarılarak ülke yönetiminde, ülke basınında ve diğer kamu etki alanlarında uzun süre söz sahibi oldukları perdelenmektedir. Ne yazık ki ortaokul çağından üniversite son sınıfa kadar 12 Eylül darbesi dâhil birçok darbelerle iç içe yaşamış olan 78 gençliği, çektiği çileli hayatlarla kaybolup gitmişlerdir. Onların ne sahipleri ne de savunucuları olmuştur.

30 Nisan 1977 günü geldim sisler içerisinde kapkara görünen Ankara’ya... Sokaklar paylaşılmış; Altındağ, Kızılay, Mamak gibi yerler solcuların hâkimiyetinde; Beşevler, Abidinpaşa, Keçiören gibi bazı yerlerde sağcıların elinde. Anadolu’dan kopup okumak için Ankara’ya gelmiş ana kuzuları ise şaşkın, sahipsiz ve ne yapacaklarını bilemez durumdalar. Memleket meselelerine duyarlı olan bir kısım gençlerden bazıları ülkücü, bazıları akıncı ve bazıları da solcu gruplara katılmışlar. Onlar nereden bilsin zengin darbecileri ve bankerler başta olmak üzere zengin çorbacıları. O çorbacılar tekkeyi değil her zaman sivil veya askeri darbeyi beklerler ve ne yazık ki çorbayı da içerler.

Bu çorbacılar 12 Eylül darbesinde keselerini ve kasalarını ağzına kadar doldurmuşlardır. Darbe yapanları alkışlamışlar, hatta onları gerek basın yoluyla gerek algı yönetimiyle desteklemişlerdir. Aynı çorbacılar 1983 halk oylamasında darbecilerin sunmuş olduğu anayasaya göğüslerini gere gere gidip evet oyu vermişledir. Ne yazık ki bu tatlı su demokratları, çorba için her zaman “kıyıda durup ortada görünürler.” Günümüzde de aynı yolu izlemektedirler.

Bu çorbacılar, “Kenan Evren'in damatlarının 22 arsası, 44 apartmanı, 1 rezidansı; Tahsin Şahinkaya'nın oğlu ve damadının 90 villası, apartmanı, fabrika arsası ve 3 iş binası; Sedat Celasun'un gelininin 224 dairesi; Nurettin Ersin'in yakınlarının 2 sitesi, 4 apartmanı, 29 villası; Nejat Tümer'in gelininin 750 bin lirası bulunuyor...” yazılarını gazetelerden okuyunca kıs kıs gülmektedirler. Çünkü o çorbacılar mal mülk sahibi olmuş; fakirin, yoksulun ve yetimin hakkına el koymuş oldukları halde herkes onları unutup gitmiş ve onlarda iktidarlarla beraber çorba oyunlarına devam etmişlerdir.

Müdahil avukatlarından Öztürk Türkdoğan ise “Haberlerdeki mal varlığına ilişkin hata varsa bu MASAK'ın hatasıdır” diyerek şöyle konuşmuş: “Mahkemeye gönderilen MASAK raporunu inceledim. Raporda böyle yazdığı için bu şekilde haber yapıldı. Tapu bilgileri yazarken adası, paftası ve yanında bilgi olarak da gayrimenkulün niteliği yazar. O bölüme raporu hazırlayan kişi not yazmış. Şu blok, şu kadar daire diye not düşülmüş o bilgiler raporda aynen öyle yazıyor. Hata varsa da MASAK'ın. Kasıt olduğunu sanmıyorum bence özensizlik. Tapu dairelerinden o tarihlere göre gelen bilgileri aynen yazmışlar. Yerinde araştırma yapılmazsa böyle olur. Burada MASAK'ın hatası vardır, düzeltmesi lazım.” diye söyleyedursun. Bizim çorbacılar atı alıp Üsküdar’a geçmişler bile. Nasıl olsa bütün suçu bugünlerde onlara vurmak moda olduğundan darbecilere yükleyip kenara çekilmişler.

Darbeler tarihi; 1960 darbesinin Türkiye’yi Avrupa’dan kopardığını, 1980 darbesinin ağır sanayi hamlesinin durdurduğunu, 1997 darbesinin milli ekonominin önünün kesildiğini ve halkın malının kolayca elden çıkartıldığını bize göstermiştir. Ne yazık ki darbeleri araştırma komisyonu 28 Şubat’ın aktörlerinden oldukları söylenen; Fadime Şahin, Ali Kalkancı, Emire ve Müslüm Gündüz gibi şahıslardan bilgi sormamıştır. Ayrıca 12 eylülün batık bankerlerinden, banker faciasını oluşturan yapıdan, 28 şubatta kimlerin zengin olup ve kimlerin çorbacı olduğundan bizi hiç haberdar etmemiştir.28 şubat döneminde denk bütçe denk bütçe diye bas bas bağıran, ülkenin kaynaklarını rantiyeci çorbacılara değil halka dağıtmaya çalışan zamanın Başbakanı merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’la ilgili doyurucu bilgiyi es geçmiştir. Tüm bunlar bana kemençeci Karaosman’ın şu türküsünü hatırlatıyor;

Ey gidi Karaosman

Kaldın karakollarda

Sen bu akılda iken

 

Çok gezersin yollarda.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ