Bugün: 21.10.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Giresun’a Ömer Bin Abdülaziz Üniversitesi

Giresun’a Ömer Bin Abdülaziz Üniversitesi


Ömer Bin Abdülaziz çok dindar ve lüks yaşamadan hiç hoşlanmayan bir devlet başkanı olarak ün almıştır. Devlet Başkanı olunca sarayda değil, mütevazı bir evde yaşamıştır. Giysileri o kadar basit keten ve pamuktandı ve o kadar süsten noksandı ki görenler kendini bir uşak sayabilirlerdi. Eşini haremde ziyarete gelen bir misafir kadının, Devlet Başkanı eşinin yakınında bahçenin duvarını tamir eden yamalı elbiseli ve uşak kılıklı bir erkeğin bulunmasına sinirlenip, Devlet Başkanı eşini `Sen Allahtan utanmıyor musun? Nasıl olup ta bu amele yanında örtünmeden durabiliyorsun?` diye azarlamış olduğunun; ama bu amele gibi çalışan kişinin Devlet Başkanı kendisi olduğunu öğrenince çok utandığının hikâyesini hepimiz biliriz.

Ömer Bin Abdülaziz’ in dürüstlüğü ve cömertliği hakkında söylenen hikâyeler de zamanımıza kadar gelmiştir. Emevi idarecilerinin el koydukları arazileri fakir çiftçilere dağıtmış ve bu nedenle bu toprakları tapu almadan kullanan üst tabakanın adeta hedefi olmuştur. Bir rüşvet olarak kabul edilebilir diye nadiren hediye kabul etmiştir. Bir halife kızı, diğer halifenin kız kardeşi ve son olarak da eşinin mücevher takılarını devlet hazinesine bağışlatmıştır.

Bugün Giresun’un bir özel üniversite ihtiyacı var, hatta bu alanda geç bile kalındı. Ancak kurumsallaşma sürecini henüz tamamlamamış Giresun Üniversitesi’nin hamle yapabileceği bir dönemde yaşamış olduğu rektörlük krizi, Giresun’da özel bir üniversite kavramının tartışılmasını ötelemiştir.  Umarım bu gecikme, önce kurulan üniversitelerin tecrübelerinden yararlanılarak, avantaja çevrilir.

Ne düşündüğünüzü biliyorum, onca bekleyişin ardından kurulmuş, şehrimizin adını taşıyan üniversitenin bir rektörünü bile atama becerisi gösteremedik, şimdi de özel üniversite mi? Yok yok, öyle düşünmeyin, ikinci üniversite Giresun’a çok değil.

Fazla uzağa gitmeye gerek yok, bu ülkede; sağlık,  eğitim, yapı ve turizm sektörlerinin söz sahibi isimleri Giresunlu. Hepsi de kadirşinas ve vefalı oldukları kadar,  Giresun’a karşı da duyguları oldukça hassas.

Hemşerimiz Sayın Enver YÜCEL, Bahçeşehir Üniversitesi’nin sahibidirler. Bahçeşehir Üniversitesi’ne bağlı olarak Almanya başta olmak üzere yurt dışında farklı merkezlerde fakülteler kurulmuştur. Bu fakülteler eğitim hizmetini aynı zamanda yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın ayağına götürmektedir. Bahçeşehir Üniversitesi’ne bağlı olarak Giresun’a kurulacak Gemi İnşa ve Deniz Bilimleri Fakültesi, ihtiyacımız olan gemi mühendisleri ve deniz bilimcileri yetiştirileceği gibi, Giresun’umuzu da yeniden inşa edecektir. Zira sahile baktığımızda Tirebolu başta olmak üzere nerdeyse her ilçe tersane yapılabilecek durumda. Tersanelerin yapımı yeni istihdam alanları yaratacağı gibi, insan kaynağı itibariyle teknik eğitimi de ön plana çıkaracaktır.

Yine hemşerilerimizin sahip oldukları Bahat Grubu ve Özel Gaziosmanpaşa Hastanesi sağlık sektörünün önde gelen isimleridir. Her 2 grubun Giresun’a yapacakları yatırım, Sivas’tan bir türlü getiremediğimiz Tıp Fakültesi özlemini de giderecektir. Yok, efendim hasta sayısı ve profili yeterli değilmiş. Hayır, efendim bu gün ilçe ve köyleriyle ele aldığımızda Giresun’da yaşayan nüfus yaşlı ve her evde en az bir kişi sürekli ilaç kullanıyor. Ayrıca Tıp Fakültesi ilimizdeki özel hastaneleri daha da güçlendirecektir.

Kazandıklarını Giresun ve Giresunlularla paylaşan Sayın Öner HEKİM, yapı ve inşaat sektörünün önde gelen ismi olarak, diğer konularda olduğu gibi üniversitesi konusunda da desteklerini her daim göstermişlerdir.

Bir diğer hemşerimiz Titanic Otelleri’nin sahibi Sayın Mehmet AYGÜN, turizm sektörünün ülkemizdeki önde gelen isimleridirler. Titanic Otelleri hizmet verdiği her yerde Giresunlulara ev sahipliği yapmıştır. İnanıyorum ki Giresun, Sayın AYGÜN’e;  Kümbet’i, Bektaş’ı, Gölyanı, Sisdağı ve Paşa Konağı’yla yaylalarında ev sahipliği yapacaktır.

Giresun fiziki, ekonomik ve insan kaynağı alt yapısıyla ikinci bir üniversiteyi kaldırabilecek potansiyele sahiptir. Önemli olan bu değerleri bir araya getirebilmek ve süreci yönetebilmektir. İnanıyorum ki, Ömer Bin Abdülaziz ismini taşıyan bir Yönetim Bilimleri Fakültesi bu üniversitenin lokomotif gücü olacaktır.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ