Bugün: 20.06.2018

Kınalı Koçlar

1500’lü yılların başları, Endülüs Müslümanlarının Osmanlı’ya ihtiyaç duyduğu yıllar.

    Ancak güç zehirlenmesine kapılan Osmanlı, sadece Endülüs’ ün yıkılışını seyretmekle yetiniyor. Hatta seyretmekle kalmayıp, oradan kaçan Yahudileri, İstanbul’ a ve Selanik’ e yerleştirerek başına bela alıyor. Yine aynı yıllarda; 700’lü yıllardan beri yükselen İslami ilmi çalışmalar, duraklama dönemine giriyor.

  

    İslam’ın ilmi çalışmalarının iyice durduğunu fark eden Abdülhamit Han Hz. Açtığı okullarda Osmanlı’nın geleceğini oluşturacak genç bilim ve üretim adamlarını yetiştiriyor. Ne yazık ki 1. Dünya Savaşı, Çanakkale Savaşı ve Kurtuluş Savaşı derken “Bu kınalı koçlar” Anadolu Türkistan’ına faydalı olamadan yok ediliyorlar.

 

    Yine Anadolu Türkistan’ın da, Osmanlı’nın bozmadığı Roma ve Selçuklulardan kalma köylerde büyüyen gençler bir ideal uğruna aç ve susuz kendilerini Cumhuriyetin açmış olduğu Üniversitelerde yetiştirmeye çalışıyorlar. Öyle bir gayret içindeler ki dillere destan olur. Sağcısı ve solcusuyla gece gündüz kitap okuma ve bilimsel araştırma peşindeler. O yılların Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Yüksek Öğretmen Okulu ilmi çalışmalara merkezlik yapıyor.

   

    O da ne; 1. Dünya savaşında olduğu gibi bir el bu gençleri birbirleriyle çarpıştırıyor. Aynı evde kardeş kardeşe, amca çocuğu dayı çocuğuna, hasım oluyor. Polis polisle, öğretmen öğretmenle ve vatandaş komşusuyla gırtlak gırtlağa boğuşuyor. Böylece o gelişmenin önü de kesiliyor.

   

    1980’lerin başından beri gerek merhum Necmettin Erbakan ve gerekse muhterem Fetullah Gülen hoca efendi kavgasız dövüşsüz, birisi siyasi alanda, birisi de ilmi alanda gençler yetiştiriyor. Fetullah hoca efendi Anadolu Türkistan’ının sınırlarını da aşarak bu gün 160’dan fazla devlette bu çalışmalarını sürdürüyor. O İslam’ın kılıçla girdiği yerlerden hızlı çıktığını ama ilim ve ticaretle girdiği yerlerden hiç çıkmadığını görmüş görünüyor. Fakat bu defa da yine bir el bu iki grubu bir birlerine gırtlak gırtlağa boğazlatmaya başladı.

   

    Bizim görevimiz, bu savaştaki ateşe odun atmak olmamalı. 1. Dünya Savaşı’nda ve 1980’ den önce yok edilen gençlerimizin akıbetine uğratmamalıyız.

   

    Anadolu Türkistan’ın da artık ideolojiler dönemi ve ötekileştirme dönemi bitmelidir.  Özgürlükçü, adil, sosyal adaletçi, emaneti ehline veren, kibir ve güç zehirlenmesinden arınmış, ayrıca birbirini ötekileştirmeyen bir kadro hareketine ihtiyaç var.

   

    Bu kadro hareketini, oluşacak bir organizasyonla, Anadolu Türkistan’ının her yerine yayarak gerekli çalışmaları ve araştırmaları yapıp, bilim ve bilgiye dayalı, ülkemizi üretim atölyesine dönüştürecek hale getirmek ve onları gözümüz gibi korumak hepimizin görevidir. Gerek siyasi alanda ve gerekse bilimsel alanda yetişmiş olan Anadolu Türkistan’ının “Kınalı Koçlarını” gerek birbirlerine ve gerekse küresel organizasyonlara kırdırmamalıyız.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 862