Bugün: 19.08.2018

Korku ve Özgürlük

Dinin direği özgürlüktür.
Özgür olmayan bir kimsenin gerçek Müslüman olması da çok zordur. İnsanoğlu, doğduğu günden itibaren korku ve kaos dolu bir ortamda yaşamaya başlar. Çocukları eğitirken işe cin, peri ve öcü korkuları ile başlarız. Ardından dayak, tehdit ve burnunu sürtmeler gelir. Yaş ilerledikçe aile korkusu, okul korkusu, öğretmen korkusu, başarısızlık korkusu, yarışta geri kalma korkusu, bir meslek sahibi olamama korkusu devam eder gider. İşsizlik korkusu, fakir kalma korkusu, güçlü olamama korkusu, torpil bulamama korkusu, parti korkusu, lider korkusu, ağa korkusu, şeyh korkusu, birileri ne der korkusu ve servet sahibi olamama korkusu devam eder gider...

Korkular içerisinde yüzen bir toplumda özgürlük olabilir mi?

Belirli dönemlerde dini eğitim almaya çalışırız, burada da karşımıza yine korku çıkar. Elinde sopa, Hz. Ali’nin kılıcı Zülfikar ve kullarını ateşe atmak için bekleyen eşkıya bir tanrı anlayışı. Oysa Allah kullarına şah damarından daha yakındır ve biz kullarını diğer yaratılmışlara oranla en fazla sevendir. Kısaca Kur’an’ın anlattığı tanrı evliya tanrı yani kullarına ‘’emzikli kadının çocuğuna olan şefkatinden daha merhametli’’ olan bir tanrıdır.

O kullarına; yani kendisine yakın olmak isteyenlere ‘’benden başka dost aramanıza gerek yok’’ der. Bana ulaşmak için ağaya, despota, şeyhe veya başka bir veliye ihtiyaç yok der. Allah, benim sevgimden uzak kalmayarak bana ulaşacak yollar arayın ki ruhlarınız bana ulaşsın der. Yüce yaratıcının kulları için zorlukla işi yoktur. O kullarına daima kolaylık gösterir.

Allah`tan başka her türlü bağımlılık ve başka tanrılar edinme, özgürlüğümüzü elimizden alarak bizleri köleleştirir. Eğer biz nefsimize güvenerek yaratıcımızla benlik yarışına girersek; istek ve arzularımızın kölesi olur çıkarız. Eğer servetimize güvenip yüce yaratıcımızla sonsuzluk yarışına girersek; Allah’ın sonsuz özgürlük vaadini unutur servetimizin kölesi oluruz. Yine Allah`tan başka bir güce inanıp bağlanırsak; biz o gücün kölesi oluruz. Yine nefsi eğitim usullerinden olan tasavvuf eğitiminde Allah’a ortak koşarak bir şeye veya tapındığımız başka bir güce bağlanırsak onun kölesi oluruz.

Mutlak özgür olup, bizimde ona yakın olmamız için, özgürlük yoluna girmemizi isteyen Allah`a değil, servet ve güç diktatörlerine tapmamız bizi onların kölesi yapar. Onun için tüm zincirlerimizden kurtularak ondan başka veli ardına düşmeden, özgürlük yolunda ilerleyerek Allah’a yaklaşmalıyız. Çünkü Allah kullarına aynı uzaklıkta ancak kullar Allah`a aynı yakınlıkta değildir. Takva (özgürlük) elbisesini giymiş insan ‘’akrabalara, öksüzlere, çaresizlere, yolda kalmışlara, dilenenlere, esirlere seve seve malını veren, namazını kılan, zekâtını veren, ayrıca sözleştikleri vakit sözlerini yerine getirendir. Hele sıkıntı ve hastalık hallerinde sabredip dayananlar işte bunlardır. Söz ve davranışlarında doğru olanlardır. İşte bunlar O özgürlerdir’’ der (Bakara 177.ayet).

Ne mutlu nefsinin, servetin veya herhangi bir gücün kölesi olmadan, Allah`a şirk koşmayıp sahte tanrılara kul olmayarak ilerleyen özgürlük yolundaki; yiğit Ömer Bin Abdulaziz’lere.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1430