Bugün: 18.10.2018

Terör ve Bulakbaşı Köyü


12 Eylül öncesi öğrenciliğimiz günlerinde biz terörü iliklerimize kadar yaşadık. O günkü çatışmaları sağ ve sol kavgası diye algılıyorduk. Bu terör denilen belanın bambaşka bir şey olduğunu; 11 Eylül 1980 günü Siyasal Bilgiler Fakültesi (Ankara) önünde araçları durdurarak içindekilerin kimlik yoklamalarını yapanların, 12 Eylülden sonra ortadan kaybolduklarında anlamaya başladım.  Nitekim gelişmeler de bunu göstermiştir.

Terör; 1980’ den sonra Sağ-Sol kavgası yerine pkk şekline bürünerek, kulvar değiştirip yoluna devam etmiştir. Eğer terörün ana gayesi ezilen halklar ve yoksullaşan Anadolu Toplumu olmuş olsaydı bu topraklarda, başta Tebriz’ e sürgün edilen Türkler olmak üzere mazlum insanların yardımına koşan bir yapı ile karşı karşıya kalmış olurduk. Oysa Anadolu’nun doğusunda ve güney doğusunda ağalara, zenginlere ve özellikle toprak ağalarına karşı bu güne kadar hiçbir hareket olmamıştır. Terörün ezdiği, yok ettiği ve zulme uğrattığı insanlar hep fakir çocuklarıdır. Anadolu’nun gariban çocuklarıdır. Anadolu’dan ve özellikle İslam’ın bayraktarlığını yapan Türklerden intikam almak isteyenlerin son maşası olan terör örgütünü uluslararası emperyalistler koruna almış gibidir. Çünkü bu örgütün lider kadrosundan olan “abdullah öcalan, murat karayılan, cemil bayık, rıza altun, duran kalkan, mustafa karasu, osman öcalan, nizamettin taş, ali haydar kaytan, numan uçar, zübeyir aydar, fehman hüseyin” gibi lider kadrolarına bu güne kadar hiçbir şey olmamıştır. Düşünebiliyor musunuz, bir örgüt 30 yıldan fazladır silahlı mücadele edecek ve lider kadrosu dimdik ayakta…  Olmaz böyle bir şey! Yazık oluyor güzelim Anadolu gençlerine. Hollanda Genelkurmay Başkanı'nın oğlu”Afganistan'da savaşırken öldüğü halde, ülkemizin zengin ve elit tabakasının yaşadığı yerlerde bu güne kadar hiçbir şehit cenazesi göremedik. Aynı şekilde terör örgütü idarecilerinin, onların zengin ve toprak ağalarının çocuklarının öldüğünü de görmedik.

Son dönemde terörün belini kıran en önemli olaylardan birisi KCK operasyonlarıdır. İkincisi Marksist bir örgüt olarak kurulup halkın dinini kullanmak isteyen örgüte müsaade edilmemesidir. Üçüncüsü de vatanını, dinini ve birliğini korumak için dişe diş mücadeleyi göz önüne alan ismi ile uyumlu Bulakbaşı Köylülerinin mücadelesidir. Onlar gerçekten Bulakların (Pınar) yani; bu toplumun kaynağıdır, temelidir ve özüdür. Yeter ki bu öz ele muhtaç edilmesin, eğitilsin ve bilinçlendirilsin. Ne yazık ki bu güne kadar açılan İmam Hatip okullarının en azının doğu ve güneydoğuda açıldığını Din Eğitimi Genel Müdürlüğü Yöneticilerinden öğrendiğimde şoke olmuştum.

70’ li yıllardan beri iç içe yaşadığımız terörün bana göre çözüm yolları:

1)   1) Terörün gelir kaynağı (insan kaçakçılığı, uyuşturucu v.s. gibi) durdurulmalı.

2)    2) Ülkeye silah girişi önlenmeli (çünkü terörün baş sorumluları silah üreticileridir.).

3)    3) Dağa çıkışlar önlenmeli.

4)    4) Doğuda boşa akan sulara barajlar yapılmalı, bu bölgelerde yaşayan köylüler modern yerleşim yerlerine yerleştirilmeli.

5)    5) Terörün uluslararası ilişkileri kesilmeli.

6)    6) Doğu ve güneydoğuda az olan İmam Hatip sayısı süratle artırılmalı.

7)    7) Doğu ve güneydoğunun özgün yapından dolayı bölgenin problemlerinin halli için istihbarat birimi kurulmalı ve bu birimle doğu halkının problemlerini çözmek isteyenler ortak çalışmalıdır.

8)    8) Doğu ve Güneydoğuda hızlıca toprak reformu yapılmalı, halk modern, sağlıklı ve eğitim imkânlarına sahip yerleşim yerlerine yerleştirilmeli

9)    9) Devlet kurumlarının zaafları hızlıca giderilmeli

10) 10) Doğu ve güneydoğuya giden her devlet görevlisinden halkın problemlerinin çözümü için mutlaka rapor istenmelidir.

11) 11) Devlet yöneticileri olabildiği kadar halkla bütünleşmelidir.

Sonuç olarak; Rum, Ermeni, Kürt, Çerkez gibi toplumları 600 yıl birlikte yaşatmış ve yurtlarından sürülmüş toplumlara kucak açmış Yüce Türk Milletinin Ana Yurdu olan Anadolu’yu birlik ve beraberlik içerisinde gelin yaşatalım, aksi durum hepimiz için felaket olur… BİLESİNİZ.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ