Bugün: 16.10.2018

Yeni Sevr; Cenevre

10 Ağustos 1920’de Fransa’nın Başkenti Paris’in 3 km batısındaki Sevr’de bulunan seramik müzesinde emperyalistler Osmanlı’yı paramparça etmek için toplanmışlardı.

433 maddeden oluşan Sevr Antlaşması bölgemizin petrol bölgelerini İngiltere’ye diğer bölgeler Fransa, İtalya ve diğer emperyalist ülkeler arasında paylaştırılmıştı. Kürt konusu yine masada, Arap ülkelerinin durumu ve azınlıklar konusu masada, ticaret ve özel hukuklar masadaydı. ABD’de Trabzon’u da içerisine alan bir Ermenistan kurma çabasındaydı. Ancak Sevr, Kurtuluş Savaşı veren aziz milletimiz tarafından yırtılıp atılmıştır.

Cenevre’de toplanacak emperyalistler hemen hemen yine aynı isimler ve amaçları bu defa Osmanlı’yı değil Osmanlı’nın bir vilayeti olan Suriye’yi paramparça etmek. İşte biz de Cenevre toplantısına Suriye’nin Sevr’i olarak bakıyoruz.

Mayıs 2013 tarihindeki yazımızda; “Reyhanlı faciasından sonra yetkililerin yapmış oldukları açıklamalardan, halet-i ruhiyelerinin aldatılmışlık psikolojisi içerisinde olduğunu anladım. Zira ABD, Suudi Yönetimi, Katar ve Batı’nın desteği ile Suriye’deki çatışmalarda zalim Esad yönetiminin en fazla 6 ay dayanabileceği düşüncesindeydiler. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı, ABD ve Batı bırakın Esad yönetimini yıkmayı, Esad’lı çözümler için ayak diretir oldular.

Görünen o ki ABD ve Batı, Suriye için uluslararası bir operasyona, güvenli bölge oluşturulmasına, muhaliflerin ağır silahlarla donatılmasına sıcak bakmıyor. Eee uluslararası operasyon yapılmayacak, muhalifler ağır silahlara sahip olamayacak da, peki bu Esad yönetimi nasıl yıkılacak?  ABD ve Batı’nın Esad yönetimini ortadan kaldırmak gibi bir amacı yok zaten. ABD ve Batı’nın birinci amacı, İsrail’in bölgedeki güvenliğini sağlamak. Dolayısıyla Afganistan ve Irak’ta olduğu gibi Müslümanların düşük yoğunlukta çatışmaları, İsrail’in bölgedeki güvenliğinin teminatıdır.

Suriye’nin; Nusayri, Sünni, Kürt ve İsrail’e komşu Dürziler olmak üzere en az dörde bölünmesi,  İsrail’in güvenliğinin ikinci bir teminatı olacaktır. Uzak gibi görünse de Esad’sız Sünni bir Suriye, İsrail’in güvenliği için uygun bir çözüm değildir.

Olaya ABD’yi nasıl memnun edebilirim perspektifinden yaklaşılırsa, ABD’nin yakın dostları Saddam Hüseyin ve Kaddafi’nin sonlarını birlikte gördük. Fakat Ortadoğu’da sınırları çizen İngiltere’nin, yeni sınırları da başkalarına çizdirmeyeceği gerçeği de unutulmamalıdır.

Olaya rasyonel olarak baktığımızda Türkiye; Suriye politikasını kendi menfaatlerini koruyacak bir yaklaşımla şekillendirmelidir. Bu koşullarda Türkiye’nin düşük yoğunluktaki bir çatışma ortamında dışta kalması mümkün değildir. Dolayısıyla Türkiye öncelikle küresel aktörleri de ikna edip, Suriye’ye girerek İsrail’le doğrudan komşu olmayı dahi düşünebilmelidir. Aksi takdirde bizden buraya kadar diyerek Suriye bataklığından çekilmelidir” demiştik.

Ancak köprünün altından çok sular aktı, sahaya daha etkin bir aktör olarak Rusya da girmiş oldu. Bu nedenle bu günkü durumu analiz etmeye çalışırsak;

1-    ABD bölgede bir üssüm olsun istiyor.
2-    Rusya, Afganistan’dan doğru inemediği sıcak denizlere indikten sonra kolay kolay emperyalist davasından vazgeçeceğe benzemiyor.
3-    IŞİD; gerek Irak’ta, gerekse Suriye’de emperyalistler tarafından verilen görevi tamamlamış görünüyor. Bundan sonra yolculuğu Suudi Arabistan’a mıdır?, Pakistan’a mıdır?, Afganistan’a mıdır? veya Türki Cumhuriyetlere midir? Hepsini zaman içerisinde göreceğiz.
4-    İran gücüne güç katmış görünüyor.
5-    Tüm olanlardan en mutlusu İsrail gibi.

Ülkemiz Suriye sınırında ismi PKK ve PYD olsun terör üreten bir yapıyı önleyebilir ve Türkmenlere de sahip çıkıp bir bölge oluşturmasını sağlayabilirse büyük bir iş başarmış olur kanısındayım. Keşke başta düşündüğümüz gibi Suriye, 82. Vilayetimiz olsaydı ve İsrail’ e biz komşu olabilseydik.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 442