Bugün: 18.06.2018

60 Yıllık Oyun

60 yıl süren bir oyun düşünün.

Hileli bir oyun. Şike üzerine kurulmuş bir oyun.

Oyuncular değişiyor, seyirciler değişiyor, lakin oyun da oyunun kuralları da değişmiyor.

Böyle bir şey olabilir mi?

Maalesef oluyor.

Oyunun adı, Türkiye’de iktidar-muhalefet oyunu.

Oyuncular malum.

Seyirciler ise bütün bir millet.

Kavga üzerine kurulmuş bir siyaset oyunu bu.

İktidardakiler, ülkenin kaderini etkileyecek, fakat halkın asla tasvip etmesi mümkün olmayan bir karar mı alacak?

Vur muhalefete! Haykır! Hakaret et! Milleti gaza getir!

İstediğini rahat rahat yaparsın, üstelik bu kararı da halka alkışlatırsın!

Söz gelimi, Mehmetçiği Kore’ye savaşa mı göndereceksin? Bunu halk kabul eder mi? Asla etmez! O halde formül bellidir. Bu kararı İslam Dini’nin bir rüknüymüş gibi halkın önüne koyarsın, buna karşı kararı tasvip etmeyen muhalefeti “komünistlik”le suçlarsın, “din düşmanlığı” ile suçlarsın. Hem Mehmetçiği savaşa sürersin, hem de bu kararınla seçim kazanırsın.

Rahmetli Menderes’in yaptığı bu değil miydi?

Türkiye’yi Amerika’nın, Avrupa’nın, ya da NATO’nun kulu kölesi mi yapacaksın? Vur muhalefete! Hem de en galiz küfürlerle! Sihirli formülü keşfetmiş olursun.

Türkiye’nin sanayileşmesini engellemek, batılı kapitalistlerin pazarı haline mi getirmek istersin? Kolayı var. O devrin şamar oğlanı olan muhalefet ne güne duruyor? Vur gitsin söv gitsin!  Türkiye’yi batıya bağımlı hale getirirsin, ülke kaynaklarını da kolayca peşkeş çekersin...

Demirel’in ve Özal’ın yaptıkları bundan farklı mıydı?

Ama o yıllarda Milli Görüş, dişi ile tırnağı ile kazıyarak tarih sahnesine tırmanmayı başarmış, bu iktidar-muhalefet; daha doğrusu, kapitalist AP zihniyeti ile, sicilinde İslam düşmanlığı olan CHP arasındaki bu kavganın aslında bir horoz dövüşü olduğunu, aralarında hiçbir farkın bulunmadığını millete bir nebze olsun anlatmayı başarabilmişti. İşte Erbakan ve Milli Görüş’ün siyasete vaziyet etme konumuna geldiği o yıllar, Türkiye’nin altın yılları olmuştu. Ağır sanayi hamlesi, yerli kaynakları harekete geçirme hamlesi, Kıbrıs harekatının başarılması, ahlak ve maneviyatın harekete geçirilmesi, bağımsızlığın sağlanması yönünde dev adımların atılması, denk bütçe uygulamasının başarılması, İslam Birliği çekirdeğinin oluşturulması gibi adımlar…

Müzmin iktidar-muhalefet kavgası şeklindeki bu kirli oyun artık bitiyor sanılırken, bu sefer daha pespaye uygulamalarla ve göstermelik kavgalarla tekrar sahnelenmeye başladı.

Bu seferki hedef; Türkiye’yi ABD ve Avrupa’ya adeta kul köle yapacak, İsrail’in “Büyük İsrail”e dönüşmesi için destek verecek, Ilımlı İslam projesi ile Müslümanların tepkisini önleyecek ve gazını alacak konuma getirme hedefi idi.

Bunu Milletimizin kabul etmesi mümkün değildi. O zaman yine horoz dövüşü oyunu ile benimsetmek yolunu seçtiler.

Bu sefer yapılan horoz dövüşü daha pespaye, daha seviyesiz ve adeta küfür düellosu şeklinde cereyan ediyor. Millet “öcü geliyor” aldatmaları ile korkutulup, oyları bu planın kabulü neticesini doğuracak şekilde AKP’ne doğru akıtılıyor. Bir de son yıllarda “Paralel Yapı” söylemleri ve bu paralel yapının muhalefetle, yani CHP ile işbirliği yaptığı söylemleri geliştirerek kamplaşma ve korkutma senaryosu daha da dehşetengiz bir şekilde sahneleniyor.

İşin en enteresan tarafı da, bu horoz dövüşü her iki tarafa da altmış yıldır nema yağdırıyor. CHP böylece tabanının oyunun başka yerlere kaymasını önleme mücadelesi verirken, bu yeni dönemde, AKP bu aldatmaca ile CHP ve paralel yapı’dan ürken oyları avlamış oluyor.  

Avrupa ve Amerika’ya kul köle olunmasını Milletimiz ister miydi? Bu hilelerle kabul ettirmeyi başarıyorlar. Büyük İsrail’i halkımız ister miydi, netice oraya geliyor. Ilımlı İslam projesini kabullenir miydi? CHP ve Paralel korkusu ile kabul eder pozisyonuna getirdiler. Türkiye’nin Haçlı silahlarına depo yapılmasını halk kabul eder miydi? Maalesef bu gerçekleştirildi. Türkiye’nin Afganistan’a, Libya’ya veya başka bir İslam ülkesine müdahalesini halk kabul eder miydi? Asla! Ama bu çirkin oyunla kabul ettirildi.

Bugünlerin gündemi olan, rüşvet, soygun, vurgun konusu suç delilleri ile ortaya çıkarılmışken, faillerinin korunması, kollanması, aklanması konusunu da halkımız asla tasvip etmez. Gelsin muhalefete saldırmak, paralele hücum etmek. Bakıyorsunuz ki bunları kabul etmesi asla mümkün olmayan halkımızın çoğunluğu bunları savunur pozisyona getirildi.

Peki çare nedir?

Halkımızı ayrıştırarak rezalet kararları kabul edecek pozisyona getirmek yerine, onları bütünleştirerek, aynı hedefe yönelterek, bağımsızlığımızı ve bütünlüğümüzü koruyup kollayacak istikamete yönlendirmek.

İşte bunu geçmişte kısmen başararak büyük atılımlara imza atmış bulunan Milli Görüş’e dönmek.

Başka bir çare olmadığını artık anlamak gerek.

60 YILLIK OYUN

Horoz dövüştürülür altmış yıldır,

Kayıkçı kavgası, bu çirkin oyun;

Ey millet, oyun senin oyun için,

Bu oyunlarla çalınıyor oyun!

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 650