Bugün: 20.06.2018

Akıl Bunları Kabul Eder mi?

Terörle mücadele konusunda bu iktidarın yaptıklarına şöyle bir göz atalım:

İktidara geldiklerinde:

Kökünü kurutacağız, mücadele edeceğiz, söylemleri ile hareket ettiler. Sınır ötesi harekatlar ve operasyonlar yaptılar, öldürdüler, şehitler verildi…

Oslo’da görüşmelere başladılar. Birileri haber alıp bunlar hakkında açıklama istediğinde de, namus ve şeref gibi kavramları kullanarak inkar ettiler, ama sonra ortaya çıktı.

2013 yılında ise, barış süreci ve çözüm süreci adı altında bir takım doğrudan ve dolaylı görüşmelerin yapılmış olduğunu kendileri açıkladılar.

Sonunda terör örgütlerinin gemi azıya alıp; sabotaj, öldürme, yol kesme gibi faaliyetlerini arttırması üzerine yeniden başa dönüp içerde ve dışarıda operasyonlara başladılar.

Bunların doğruluğunu veya yanlışlığını yazacak değiliz. Şimdi başka bir yönden konuyu ele almak istiyoruz.

Bütün bu süreçlerde, gerek Cumhurbaşkanı, gerek hükümetin başında ve içinde, gerekse hassas noktalarda görev yapmış bulunan insanların açıklamalarından şunu anlıyoruz:

PKK ile doğrudan ve dolaylı görüşmelerde bir takım mutabakatlara varılmış. Mutabık kalınan maddelerin en başında silahların teslimi, ya da yurt dışına götürülmesi, yani silahsızlanma maddesi var. Lakin bu maddeye asla uyulmamış. Uyulmadığı da gün gibi belli imiş. Hem de bizim güvenlik kuvvetlerimiz bu mutabakatlar bahane edilip kışlalarına veya karargahlarına çekildikleri halde, teröristler yeni ve daha ağır silahlar edinip göstere göstere, alay ede ede, etraflarında dolanmışlar.

Üç gün değil, beş gün değil. Tam iki buçuk yıl.

Böylece silahlanmalarını tamamlayıp atağa geçtikten sonra bizimkiler uyanmışlar. Aldatıldıklarını anlamışlar…

Buna kargalar bile güler!

Bu iktidarın yetkilileri ve mutabakata varan görevlileri geri zekalı mıydı, ya da hain miydi? Olabilir mi? Bu insanların hepsi birden bu kadar gaflette olabilir mi? Bu da akla uygun değil!

Geriye bir tek şık kalıyor:

Dış güçler diye özetlediğimiz, ABD ve Avrupa (elbette arka planda İsrail)’nın dayatması ile mecburen bunu yaptılar! Elleri mahkumdu! Böylece terör örgütlerinin toparlanması, silahlanması, bazı şehirlere hakim olacak gücü elde etmesi sağlanmış oldu.

Sadece bu kadar da değil:

Cumhurbaşkanımızın ve iktidar mensuplarının geri zekalı olması lazım, üslerimizi dış güçlere amade kılarak, onların emir ve komutasında PKK ve uzantılarının haricindeki teröristleri kovalamak ve imha etmek bahanesi ile Türk Silahlı Kuvvetlerini batağa sürmek için.

Bu bahane ile İslam yurtlarını bombardıman edip, daha fazla Müslüman öldürmek de başka bir hedef.

Dediğimiz gibi bu kadar insan geri zekalı olabilir mi? Hain olabilir mi? Hepsi birden gaflette olabilir mi? Böyle olmasını akıl kabul eder mi?

O halde ABD ve Avrupa öyle bir kıskaç kullanıyor ki, ne söyleseler bizimkiler kabul edip uygulamak zorunda kalıyorlar.

Bu insanları dış güçlere mecbur ve mahkum eden nedir ki, iradeyi bile teslim etmek zorunda kalmışlar?

Tüm siyasiler, aydınlar, ilim adamları, mütefekkirler, askerler, stratejistyenler!

Gelin bu konuya yoğunlaşalım! İktidardakilerin kabahatlarını günahlarını sonra da eşeleyip deşeler, hesap sorabiliriz. Acil gündemimiz bunlar değil vatandır!

Bu güzel ülke, şehitlerimizin, gazilerimizin, hepimizin, gelecek nesillerimizin...

İrademize nasıl ipotek koyulmuşsa, ipler elimizden nasıl kayıyorsa, toprak da ayağımızın altından öylece kayıyor!

Ülkemiz BOP’a kurban gidiyor!

Bize de, oturtmuşlar: seçimcilik, iktidarcılık, muhalefetcilik oynatıyorlar!

Yok mudur, bu güne kadar görev yaparak bu felakete şahit olmuş bulunanlardan babayiğitler? Alarm ziline basıp konuşsunlar, gerçek tehlikeyi işaret etsinler!

Bunu bari yapsınlar!

NECİSİN?

Kimlerle, nasıl ortaklıklar kurdun,
Kimin evladısın, kimsin, necisin?
Nasıl getirirsin, ne işleri var,
Temiz yurtlarda bu kadar necisin?!.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 510