Bugün: 17.08.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Akil İnsanlar – Makul Çözümler

Akil İnsanlar – Makul Çözümler

Gerçi çözüm üretmek için atanmadılar.
Halkı yatıştırmak ve masada görüşülmekte olan çözümü halka itirazsız kabul ettirebilmek için görevlendirildiler.

Önce önemli bir hususu ele alalım:

Akil insanlar üzerinden yapılmakta olan bir tarih katliamını görmezden gelemeyiz. Sultan Vahidettin Han’ın kemiklerini sızlatan bir tarih katliamı…

Yalan söyleyen tarihin etkisinde kalmış olan bir çok yazar ve siyasetçi, Damat Ferit Paşa üzerinden “Akil İnsanlar”ı karalayayım derken, Sultan Vahidettin Han’a iftiralar atmış oldular. Güya 1919 yılında Anadolu’ya ve Trakya’ya gönderilen nasihat heyetleri, Damat Ferit Paşa tarafından halkı milli mücadeleden vazgeçirmek için gönderilmiş.

Bir defa bu nasihat heyetleri Sultan Vahidettin Han’ın iradesi ve hükümetin görevlendirmesi ile yola çıkarılmıştır. İttihat Ve Terakki’nin on yılda mahvettiği devlette makama gelen Vahidettin Han, 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanmak zorunda kalınan Mondros Mütarekesi sonrası, halkta meydana gelen umutsuzluk ve çaresizliği gidermeyi amaçlamıştı. Saltanat ve Hilafet’in bu kaos için mutlaka bir çözüm üreteceğini halka anlatmak, devletin tebaası olan unsurların kendi başlarına hareket ederek iç çatışma çıkarmalarını önlemek için çalışacaklardı.

Şehzadeler, Abdürrahim ve Cemaleddin Efendilerin başkanlığında Anadolu ve Trakya’ya gönderilen nasihat heyetlerinde, yüksek rütbeli askerler, sevilen devlet adamları, ilim adamları ve halkın sözünü dinleyeceği alimler arasından seçkin kişilerin belirlenmesine özen gösterilmişti. Bunların içinde Ali Rıza, Mahmut Hayret, Süleyman Şefik Paşalar ile müftilerden, Ömer Fevzi ve Halil Fehmi, Çanakkale Kahramanı Cevat (Çobanlı)  Paşa ve Fevzi (Çakmak) Paşa da bulunuyordu. Nasihat heyetlerini o zamanki halkın nasıl coşkun bir şekilde karşıladığını gösteren sahneler mevcuttur. İzmir’e kendilerini karşılayanların izdihamı sebebiyle saatlerce girmediklerini, Edirneli kızların kendi saçlarından kestikleri tellerle işledikleri Selimiye tablosu ile dileklerini ilettiklerini, daha nice göz yaşartıcı sahnelerin yaşandığını tarih kaydetmektedir. Halkın direnişini kırmak yerine, işgallere karşı, münferit hareketler yerine Halifei Müslümin’in ve hükümetin bulacağı çözümlere destek vermelerini ve bu konuda atılacak adımları beklemelerini öğütlemişlerdir.

Nitekim ilerleyen günlerde çözümü de bulmuşlardır. Sultan Vahidettin Han’ın iradesi ve hükümetin görevlendirmesi ile Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya gönderilmesi, halkın da mücadeleye her şeyi ile katılması bu olaydan sonra gerçekleşmiştir. Elbette Padişah ve Halifei Müslimin’in selamı, hükümetin de türlü çeşitli desteği ile…

İnsan unsuru ile yürütülen her faaliyette bazı yanlışlar olabilir. Cımbızla bir iki yanlışını bulup, nasihat heyetlerinin art maksatlı ve milli mücadeleyi kırmak amaçlı gönderildiğini söylemek insaf ve bilgi işi değildir. Damat Ferit Paşa hükümetinin sonradan yaptığı yanlışları, nasihat heyetlerinin gönderilmesi ile ilişkilendirmek mantıklı ve ilmi midir? Kaldı ki bu konular tam olarak açıklanıp gün yüzüne çıkarılamamıştır. Bunun sebeplerini de hepimiz bilmekteyiz.

Netice olarak, nasihat heyetleri, halkı birlik halinde bir mücadeleye hazırlamak ve bundan sonra görev yapacak olan kurtuluş savaşı liderlerine de bir moral altyapısı hazırlamak açısından önemli bir olay olarak tarihteki yerini almıştır.

Gelelim “Akil İnsanlar” olayına:

Her kafadan bir ses çıkıyor. Kimisi bu insanları toptan karalıyor, yerin dibine batırıyor, kimisi de her şeyi ile savunmaya çalışıyor. Bu insanlar çözüm üretmek için atanmadılar dedik ama hadi diyelim ki çözüm tavsiyelerinde de bulunacaklar. Başbakanın deyimi ile liste açıklandığında zaten halkı yatıştırma görevlerini yapmış sayıldılar. Şimdi de çözüm tavsiyesi için yurt sathına dağılarak, halkın bu konudaki durum ve beklentilerini hükümete tavsiye etmek için çalışıyorlar.

İsmi üstünde bunlar akil, yani akıllı insanlar. Mademki akıllıdırlar, makulü, yani akla, mantığa, gerçeklere uygun olan çözümleri bulup, kendilerini görevlendiren hükümete tavsiye edecekler.
Aklın yolu ise birdir:

Bir takım dayatmalar sonucu kurulan, halkımız tarafından meşru bile kabul edilmeyen bir masada, varılacak uzlaşma sonucu barış sağlansa da, bu geçici olacaktır. Çünkü terörün destekçileri olan Siyonist ve Haçlı çevrelerinin gayeleri bilinmektedir. Onlar bundan asla vazgeçmezler. Barışın sağlanması ve daimi olması arzulanıyorsa:

1-Bölgedeki ve Türkiye’deki yabancı güçler çekilmelidir.

2-Her bölgemize ticaret, hizmet ve sanayi tesisleri kurulmalı, tarımın gelişmesi sağlanmalıdır.

3-Bin yıllık ortak değer olan Besmele etrafındaki İslam Kardeşliği yeniden canlandırılmalıdır.

4-Haçlı ve Siyonist planlarına karşı İslam Birliği kurulmalı ve fonksiyonel hale getirilmelidir.

5-Ülkemizin tüm insanlarının ellerinden alınmış bulunan inanç, ibadet, amel, tanıtım, giyim kuşam ve bunun gibi yaratılıştan gelen hakları geri verilmelidir.

6-Güvenlik kuvvetlerimiz: kendi imkanları ile donatılmış, istihbaratını kendisi yapan, dışa bağımlı olmayan, dosta güven veren, düşmanı caydıran bir konuma getirilmelidir.

Denilebilecektir ki, bunlar kolay mı? Yüzlerce milyar dolar kaynak gerekli. Evet bilincindeyim. Şunu da biliyorum ki, son 10 yılda rantiyeciye ödediğimiz faiz yaklaşık 600 milyardır. Önceki 10 yılda ödediğimiz faiz ve soygunların bedeli belki bundan da fazladır. Hala akıllanmayacak mıyız?

Unutmayalım ki 1997 de Milli Görüş zihniyeti ile denk bütçeyi yapıp, uygulaya da başlamayı başarmış bir Türkiye vardı.

Akil insanların bu makul çözümleri görüp ilgililere tavsiye edeceğini ümit etmek istiyorum. Bu ümidimi de tarihe kaydetmiş oldum.

YAPAY TARİH
Neden yapay tarih, neden hep yalan?
Doğrusu nedir araştır, oku, dinle!
Mağdur atana yaptığın iftira,
Bağdaşır mı hiç İman’la Din’le?..
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1591