Bugün: 18.01.2018

Arap Birliği Ordusu

Önce bir hatıramızı nakledelim:

2004 yılındayız. Saadet Partisi Genel İdare Kurulu toplantısı. Genel Başkanımız Recai Kutan Bey, ama toplantıyı yasaklı olan Erbakan Hocamız yönetiyor. Gündemdeki konular müzakere ediliyor. Sıra geldi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Cidde Ekonomik Forumunda yaptığı konuşmaya. Bütün İslam ülkelerinden gelen kral, cumhurbaşkanı, başbakan veya benzeri seviyedeki yöneticiler toplanmıştı.

Neler söylemişti?

Çok şey!

Ama konuşma bir Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın konuşmasından ziyade, adeta Amerika ve Avrupa’nın ısmarladığı bir konuşma gibiydi. Bu konuşmanın ana fikri de her sahada olduğu gibi, küresel ve evrensel kaidelere uyulması gerekliliği üzerine kurgulanmıştı.

“Din eksenli birlikteliklerin artık küresel dünyada geçerli olamayacağı, paranın dininin ve milliyetinin olamayacağı” vurgulanıyor ve en önemli cümle şöyle ifade ediliyordu:

“Bu günkü küresel dünya şartlarında İslam Ortak Pazarı gibi düşünceler asla geçerli, gerçekçi ve mümkün değildir!”

İşte Erbakan Hocamın başkanlığında yapılan müzakerelerde söz bu cümlenin tahlililine gelmişti. O konuşmaya başlamıştı…

Bu söz Erbakan Hocamız ve Milli Görüş’ün bir ömür harcayarak yeşerttiği İslam Birleşmiş Milletler Teşkilatı, İslam Ortak Pazarı, İslam Kültür Birliği, İslam Ortak Para Birimi ve İslam Ortak Savunma Birliği fikirlerine bir dinamit koymak demekti. Bu söz İslam Birliği’nin çekirdek kuruluşu olan ve 1997’de Erbakan Hocamızın Başbakanlığı döneminde binbir emekle kurulmuş bulunan D-8’in fonksiyonunun bitirilmesi demekti. Bu söz, Milli Görüş’ün 35 yıldır altyapısını hazırladığı Yeni Bir Dünya, düzeninin alt üst edilmesi demekti. Haçlı ve Siyonistlerin ekmeğine yağ sürmek demekti. Bu konuşmayı yapabilmek, çoluk çocuğun bile yapacağı bir sorumsuzluk olamazdı. Bu sözler, verilen bütün emeklerin sıfıra indirilmesi demekti.

Hocam konuştukça kızarıyor, bozarıyordu. İçinde fırtınaların estiği anlaşılıyordu. Onu böyle sinirli görmeye alışık olmayan bizler üzülelim mi, ağlayalım mı, hayret mi edelim, kararsızlığında iken, sinirlilik hali birden zirveye çıktı, kontrolü kaybetti ve yumruğunu sıkarak havaya kaldırdığı sırada:

-Suratına bir tokat vuracaksın!..

Sözü ağzından dökülüverdi. Yumruk havada olduğu halde durakladı. Biz hayretten donakalmıştık. Onu hu halde görenimiz yoktu. Biz hep güler yüzlü, nazik, şefkatli, babacan bir lider tanıyorduk.

Bekledi, kıpkırmızı olan yüzü yavaş yavaş normale dönmeye başladı. Nezaket ve davranışının kontrolünü tekrar sağlamış gibiydi. Bu sefer yumruğunu gevşetip elini masaya indirirken bizim şaşkınlığımıza bakarak gülmeye başladı.

Biz de sesli sesli güldük. Ama bu gülme normal bir gülme değil, sinir boşalması bir gülme şekli idi. Müzakereler kaldığı yerden devam etti.

Bu hatıramızı Allah Dostu Erbakan kitabımıza da aldık.

Erbakan Hocamızın ve hepimizin içinde fırtınalar estiren ve adeta İslam ülkeleri liderlerine talimat gibi bu sözlerden sonra elbette beklenenler oldu, D-8’in fonksiyonları zayıfladı. İslam Birliği fikri ciddi bir yara aldı.

Şimdi İslam Birliği’nin yerini doldurmak için güya “Arap Birliği”ne ağırlık verilmeye çalışılıyor. ABD ve İsrail güdümündeki Arap Birliği şimdi 40 bin kişilik bir ordu kuruyormuş.

Sanki önledikleri İslam Birliği’nin barış gücüne alternatif bir ordu hazırlıyorlar. Bu fikrin öncüsü de ABD ve İsrail maşası olan, sahibinin sesi, Mısır’da Cumhurbaşkanlığı makamındaki işgalci Sisi imiş. ABD ve Avrupa da bu ordunun kurulmasına destek veriyormuş.

İslam Birliği mi, diyordunuz, alın size Arap Birliği, dercesine!

Belli değil midir ki, bu Arap Birliği Ordusu, Müslümanların değil, Haçlı ve Siyonistlerin emellerine hizmet için kurulmaktadır.

Bu Arap Birliği ordusu ilk müdahaleyi Yemen’e yapacakmış. Eee! Bizimkiler de o fikirde değiller mi?

Şimdi Haçlı ve Siyonistler beraberce Müslümanlar arasında mezhep savaşı çıkarmakla meşguller.

AKP’li iktidar mensupları, D-8 ve İslam Birliği fikirlerini köreltirken işin buralara varacağını düşünmüşler miydi acaba? Sisi ile aynı safta yürüyeceklerini hiç hesaplamışlar mıydı dersiniz?

Hiç ah vah ettiklerini duyan da yok gerçi.

Aynı aykırı fikir ve uygulamaları pervasızca devam ettirmiyorlar mı?

Ne diyordu Erbakan Hocamız:

“Suratına bir tokat vuracaksın!..”

Durup dururken mi dedi sanıyorsunuz?..

Ey AKP öncüleri!

Ey AKP’ye oy verenler!

İşin ucu nereye çıktı gördünüz mü?

İslam Birliği fikrini yıktılar! Kendi emelleri için başka bir ordu kurdular.

Hem de 2004 yılında T.C Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ı kullanarak!

Yanlış mı değerlendiriyoruz kardeşler?

Bu ülkenin ve İslam dünyasının Milli Görüş politikalarını uygulamaktan başka kurtuluş yolu var mı?

Mırın, kırını bırakıp düşünerek cevap verin!

Başka çıkış yolu olabilir mi?
 
AMERİKANSEVER
 
Yıllar önceki pozu "Delikanlı"
-Vurun, kırın!
Şimdilerde bir bakın "Eli kanlı"
-Mırın, kırın!

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 662