Bugün: 17.12.2018

Bizi Anlayalım

Biz kimiz?

Biz İslam Ümmetiyiz.

Yaşadığımız çağın İslam Ümmeti.

Bölük börçük olmuşuz.

Şuur kaybı yaşıyoruz.

Kimimiz Allah’ın emir ve yasaklarından bihaberiz. Kimimiz bile bile yapmamız gerekenleri yapmıyor, yapmamamız gerekenleri yapıyoruz.

Kimimiz, dostumuzu düşmanımızı bilmiyoruz. Kimimiz düşmanlarımızla işbirliği ihanetini işliyoruz. O kadar ki, düşmanlarımızla ittifak kurup “biz” den birilerine saldırıp zalimlere yardım edebiliyoruz. Düşmanla işbirliği içinde kendi elimizin, kendi bacağımızı kesmesi misali.

Kimimiz bizden birileri ile işbirliği içindeki düşmanlarımızın saldırısına maruz kalmışız. Milyonlarcamız öldürülmüş, işkenceye uğramış, tecavüze uğramış. Mallarımız yağmalanmış, yurtlarımız yakılmış, yıkılmış, boşaltılmış. Evlerimiz, ocaklarımız söndürülmüş. Çocuklarımız öksüz yetim bırakılıp kimsesiz bir şekilde sokaklara terkedilmiş. Yurtlarımızdan çıkarılmışız. Dağlarda, çöllerde, sahillerde sınırlarda hayat mücadelesi vermekteyiz. Bir kaşık yemek, bir yudum su, bir nefes hava için kendimizi denizlere atıyoruz, hayatlarımızdan vazgeçiyoruz. Düşmanımıza muhtaç edilmişiz, onlardan medet ummaya mahkûm edilmişiz.

Kimimiz düşmanlarımızla dost olursak, birlik olursak, ittifak kurarsak, içlerine girersek kurtulacağımızı sanıyoruz. İlahi buyruklara aldırmadan, tarihleri okumadan, ibret almadan. Tarih bize öğretememiş, Endülüs’ün, Osmanlı’nın düşmanlara güven bağlamakla yıkıldığını.

Kimimiz mal toplamakla, kimimiz nal toplamakla meşgulüz.

Cihadı terk etmişiz de, kimimiz evladı, kimimiz evradı kurtuluş için yeterli olarak görmekteyiz.

Kimimiz alemi sağır ve kör sanıyoruz, kimimiz İslam’ı ve cihadı terör sanıyoruz.

Kimimiz gölgeciyiz, kimimiz bölgeciyiz.

Üçe beşe bölünmek yetişmez zannedip, ona yirmiye bölünmenin peşindeyiz.

Kimimiz kardeşlerimizi dişliyoruz, kimimiz tamamen dışlıyoruz.

Kimimiz, düşman saldırısına ve felakete uğrayanları “bizden” kabul etmiyoruz. Sınırlarımızı korumakla sıranın “bize” gelmesini önlemenin telaşındayız. Sanki mazlum ve mağdurlar “bizden” değilmiş gibi. Kısaca “biz” mefhumunun ne demek olduğunu bilmiyoruz. Bizlerin kardeş olduğunu, biz olduğumuzu haykıran bu kadar İlahi buyruklar ortada dururken.

Kimimiz “biz” mefhumunu biliyoruz. Bizlerin, Allahımızın cihad emrini tutmamız ve birlik olmamız ile ancak kurtulabileceğimizi biliyoruz ve fakat tembellik ediyoruz, yeterince gayret etmiyoruz.

Çok çok azımız kurtuluşun çarelerini biliyor ve yapmanın gayreti içinde oluyoruz. Lakin o kadar azınlık durumundayız ki, şuursuz çoğunluğumuzun alayları, iftiraları, engellemeleri ve çelmeleri altında etkili bir hareket geliştiremiyoruz.

Kimimiz adıyla kimimiz ağız tadıyla övünüyoruz.

Kimimiz babasıyla, kimimiz soyu ile sopu ile övünerek düzlüğe çıkacağını sanıyor.

Kimimizin meşgalesi dağcılık, kimimizin ki yağcılık.

Şu bir gerçek ki:

Biz hepimiz, yeniden iman tazeleyerek, gafiller, gafletlerinden, sapıklar dalaletlerinden, hainler hıyanetlerinden vazgeçip; malseverler bu sevgilerinden, şöhret, şehvet, servet tutkularımızdan vazgeçip, bütün ümmetin fertlerini biz kabul edip, sınırlarımızın sanal olduğunun, gerçek sınırlarımızın Müslümanların, yani bizden birilerinin yaşadığı her yöreyi kapsadığının farkına varıp, düşmanın düşmanlıktan asla vazgeçmeyeceğinin bilincine varıp, Allah’ın verdiği emanetlerin bir gün geri alınacağının idrakinde olup, tek bir ayetin bile boşuna inmediğinin şuuruna varıp, sağlam bir imanın ve kesintisiz ameli salihin peşinde olup, her an imtihan olduğumuzun şuurunda olup, “biz” olduğumuzun farkında olup, topyekûn Allah’ın nizamına sarılıp, mallarımızla ve canlarımızla cihad edip, gerçek yardımcımızın Rabbimiz olduğunu bilip, yalnız ondan yardım isteyip, birbirimize sarılıp kenetlenmedikçe iki cihanda da kurtuluşun olamayacağını bilmemiz gerek.

ATALET VE ADALET

Biz olalım da uzaklaştıralım,
Üstümüzden yıkıcı ataleti!
Yüce Yaradanımız göndermeden,
Üstümüze İlahi Adaleti!

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 606