Bugün: 19.06.2018

Çerçeveli Bir Bosna Parası

Rahmetli Aliya İzzetbegoviç!

Asrımızın büyük mücahitlerinden birisi!

19 Ekim 2003 tarihinde, yani bundan 12 sene önce Rahmeti Rahman’a kavuşmuştu. Nurlar içinde yatsın!

Kendisi ve ailesi hakkında birçok hatıramız var.

Bunlardan bir tanesini yazmanın zamanıdır. Önemli olduğu için, günümüze yol gösterdiği için...

1992 tarihinde zalim Sırplar katliama başlamışlardı.

Erbakan Hocamız Refah partimizin Genel Başkanı ve Liderimiz, Recep Tayyip Erdoğan İstanbul İl Başkanımız, biz de Mali İşlerden Sorumlu yardımcısı idik.

Savaş başladığında Liderimiz Erbakan Hocamızın talimatı ile İstanbul’da biz, Türkiye’de ve dünyada diğer Milli Görüşçüler büyük yardım kampanyaları başlatmış, Müslüman Boşnak kardeşlerimize karınca kararınca destek olmaya çalışıyorduk.

Rahmetli Aliya İzzetbegoviç’in özel olarak atadığı Bosna’nın ilk İstanbul fahri Büyükelçisi Slaziç Hanımefendi’nin istediği yönde ve şekillerde destek olma gayretindeydik. Mültecilere destek oluyor, mitingler düzenliyor, esnaf ziyaretleri yapıyor, üyelerimizi kapsayan bağış kampanyaları yaparak, zekat, sadaka ve cihat parası toplamaya çalışıyorduk.

Bu hummalı yardım faaliyetleri sırasında biz de 1994 Mahalli seçimlerine hazırlanıyorduk. İl Başkan Yardımcımız Boşnak asıllı, bizim Bosna ile irtibatlarımızda aracılık eden Hüseyin Kansu odamıza girdi. Elinde 500 Doyçe Mark’lık bir banknot vardı. Üzgün bir ifade ile dedi ki:

-Ekrem Bey bu parayı Bosna’da savaştan kaçıp İstanbul’a sığınan bir mülteci bana verdi. Saraybosnalı bir Müslüman Boşnak göndermiş. Şöyle tembih etmiş:

“Erbakan Hocamıza veya Refah partisi yetkililerine selam söyleyin! Biz burada savaştayız. Bu para benim ailemin nafakası için mevcut son param. Bosna’nın kurtuluşu ancak Milli Görüş’ün seçim kazanması ile mümkündür. Bu parayı seçimlerde kullansınlar, iktidar olsunlar ve bizi kurtarsınlar!”

Kalem elimizden yere düştü. Odada bulunan bizler bir müddet konuşamaz olmuş, başımızı ellerimizin arasına almış, öylece kalakalmıştık.

Daha sonra İl Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da emri ile o parayı çerçeveletmiş, çekmecemizde saklıyorduk. O paranın bereketine esnafımızdan, kardeşlerimizden, üyelerimizden bağış, sadaka ve zekâtlar topladık. Seçim kampanyamızı bitirdik, Allah’ın yardımı ve belki de parayı gönderen Müslüman kardeşimizin katkısı ve duası bereketine, İl Başkanımızı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçtirmeye muvaffak olmuştuk.

Savaş acımasızca devam ettiği için Bosna’ya yardım toplamaya devam ediyorduk.

O çerçeveli paranın hikâyesini toplantılarda anlatarak bereketli yardımlar topladık.

Yurtta ve Avrupa’da toplanan paralarla Bosna’da silah ve cephane fabrikalarının kurulması ile Müslümanlar varlık göstermeye başlayınca Birleşmiş Milletler devreye girmiş, çok acı olaylar meydana gelmişti. Allah’a şükür sonunda Bosna ve Bosnalı Müslümanlar kurtarılmıştı.

Bu hatıramız şunu gösterir:

Milli Görüş’ün iktidar olması demek, bütün İslam Âleminin kurtulmasının başlangıcı demektir.
Şuurlu Müslümanların savaşta bile olsa, Milli Görüşü madden ve manen desteklemesi gerekmektedir. Ben zar zor geçiniyorum, ya da, elimde çerez parası bile olmayacak kadar para ile ben ne yapabilirim, demeden destek olmak gerekir. Belli mi olur, o az paraların bereketine büyük hedefler Allah’ın yardımı ile elde edilebilir.

Zanneder miyiz ki, bu devirde bombardıman altındaki Bosnalı kardeşimizin bilincinde olan kimse kalmadı? Elhamdülillah binlerce kardeşimiz aynı şuurla, İslam Dünyasının içinde bulunduğu rezil istiladan kurtulması için Milli Görüş’ün güçlenmesinin şart olduğunu bilerek, az çok demeden destek oluyor, fedakârlık yapıyor.

Söz buraya gelmişken fedakârlığın en uç noktalarını yapan yüzbinlerce muhtereme hanımefendilerden biri olan Semiha hanımefendiyi anmadan geçebilir miyiz?

Ömrü boyunca Milli Görüş davası için çalıştı, çabaladı, didindi. Sadece bedenen koşma değil, varını yoğunu bu dava uğruna sarf etti. Halen de sarf etmeye devam ediyor.

70 yaşının içinde Allah şifa versin, tek başına hastalıklarla mücadele ediyor. Bedenen cihada devam ediyor. Bazen göreve gidemiyor, ama emekli maaşının büyük bölümünü her ay Saadet Partisine getirip teslim etmedikçe kendisi asla harcamıyor. Saadet Partisi’nin Ankara’da 4 Ekim günü aday tanıtım şölenini yapacağını haber aldığında, hastalığını falan unutarak ta Nevşehir’den kalkıp Ankara’ya kadar koşup geldi. Bizi görmek tanışmak istemiş. Nevşehir Kadınlar Kolu İl Başkanımız Muhtereme Filiz Hanımefendi aldı yanımıza kadar getirdi. Ettiği dualar hala beni duygulandırır. O titrek ve dualı elleri ile çantasından çıkardığı ve rızkından kestiği paraları ön safta mücadele eden kardeşlerimizin cebine ve Cansuyu standındaki kumbaranın içine atarken duyduğu heyecan yüzünden okunuyordu.

Gıyabında kendisini biraz soruşturduk ki, duyduklarımız bizi çok üzdü. Milli Görüş’ün cihad delilerinden biri olduğundan yakınları onu anlayamamış ve yalnız bırakmışlar. Aynı zamanda da çok duygulandık. Çünkü odasında bir kilim ve bir yataktan ibaret eşyası ile tek başına hayat mücadelesi verirken, her şeye rağmen “deli”liğe devam ediyor. Neyi var neyi yok ise Milli Görüşe bırakmayı planladığını da öğrendik.

Allah’ım sağlık, mutluluk, yüz aklığı versin. Eli bereketli dili dualı böyle insanlarımızın sayısını bol eylesin!

Siz Milli Görüş aşığı kardeşlerim!

Arife başka söz söylemeye gerek var mı?

Bu örneklerde anlatılan fedakârlıkların benzerlerini bugün yapmayacağız da ne zaman yapacağız?

Iraklı, Suriyeli, Libyalı ve diğer işgal altındaki ülkelerdeki kardeşlerimiz her şeylerini kaybetmediler mi?

Milli Gazete’de banka hesap numaraları yazılı olan Saadet Partisi için kardeşlerimiz mutlaka kampanyalara katılmalıdırlar.

Unutulmamalı ki, kıt imkânlardan ve acıtarak verilen bu cihat paraları, Bosnalı Müslüman kardeşimizin parası gibi bereket olsun diye çerçeveletilmeye müstahaktır.

O çerçeveli para ne mi oldu?

Cuntacı maşaları partimizi kapattılar. Bizler eşya ve belge kurtarma derdinde iken maalesef o parayı kaybettik.

Milli Görüşçülere, yani cihad delilerine selam olsun! Her iki büyük lider. Necmettin Erbakan ve Aliya İzzetbegoviç’e Rabbımız rahmet eylesin!

GELECEK

Zaman dediğimiz şey üç bölüm,
Dün geçti, bugün ve de gelecek!
Geleceğimizse mutlak ölüm,
Ne verdiysek bizle o gelecek!

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 459