Bugün: 18.01.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Dışişlerimiz – Düşüşlerimiz

Dışişlerimiz – Düşüşlerimiz

İslam dünyası Ramazan’ı yaşıyor.
Zulüm altında, karmakarışık, perişan, sahipsiz!..

Lider konumunda bulunan Türkiye onlardan farklı değil.

Bu yazımızda dünyanın fotoğrafını önümüze alalım ve şöyle bir ufuk turu yapalım. Dışişlerimizin hali pürmelalini bir defa daha ortaya koyalım. Yaldızlı, süslü, içi boş sözlere rağmen, İslam ülkelerinin durumunun nasıl içler acısı bir halde bulunduğunu hatırlayalım.



Göreceğiz ki Dışişlerimiz düşüşlerimiz olmuş.

İsterseniz uzak doğudan başlayalım batıya doğru sayalım. Kuşbakışı olarak, ayrıntıya girmeden:

Endonezya ve Malezya hep batıya doğru bakıyor ki bir işaret gelsin, İslam birliği kurulsun. Ama boşuna bekliyorlar.

Tabii dostumuz olan Bangladeş, bugün kendi ülkesindeki Türkiye dostlarını yargılayıp, idam ya da müebbet hapis cezalarına çarptırıyor, bize de notalar verip bu işlere karışmamamızı istiyor. Zaten karışanı bırakın gündeme alan mı var ki?

Ezeli dost ve kardeş ülke Pakistan NATO’nun tehdidi altında… O NATO ki, her gün yeni cinayetler işliyor, onlarca sivil ve askeri öldürüyor bu ülkede. Biz de NATO üyesiyiz ve o mütecavizlerin emniyetini sağlama görevi yapıyoruz. Pakistan’la ilişkilerimizin eskisi gibi olması mümkün mü?

Kara gün dostumuz Afganistan! 30-40 yıldır vatan savunması yapan zavallı, mazlum Müslümanlar! 10 yıldır BM ve NATO işgali altında, milyonlarca Müslüman katledilmiş. Biz de 10 yıldır o mütecavizlerin güvenliğini sağlamakla meşgulüz. Halen devam ediyoruz.

Dışişlerimiz Türk-İslam cumhuriyetleri ile ilgilenip, ağabeylik ve mihmandarlık yapıyor mu? Duyanınız var mı?

Yüzlerce yıllık sorunsuz, komşu, dost, kardeş ve D-8 kurucusu İran’la mezhep kavgasına doğru sürükleniyoruz. Kanlı bıçaklı duruma gelme aşamasındayız.

Milyonlarca Müslüman’ın katledilme pahasına demokrasi(!) getirilen komşumuz Irak’ta hayati, kırmızı çizgilerimiz kan deryası içinde eridi gitti. Destekçisi olduğumuz, müttefikimiz, koalisyon ortağımız ve dostumuz(!) ABD’nin işbirlikçisi olan yeni yönetimle neredeyse kapışma aşamasına geldik.

Komşu, soydaş, dindaş, kardaş Azerbaycan! Bizim Ermenistan’la ilgili ABD “tavsiyeleri” doğrultusundaki siyasetimize kızıp, İsrail’in en önemli dostlarından birisi haline geldi. Ermenistan’a çat kapı maça bile giden Cumhurbaşkanımız ve Dışişlerimiz bu jestlerle ne Ermenistan’a, ne ABD’ne, ne de Avrupa’ya yaranamadıkları gibi, Azerbaycan’ı da İsrail’in kucağına itmiş oldular. Ermenistan ise soykırım masalı ile dünyayı bize düşman etme yolunda dev adımlar atıyor.

Batıya doğru İslam ülkelerine bakmaya devam ediyoruz:

Vizeleri kaldırıp, ortak bakanlar kurulu çalışmaları yapma aşamasındaki Suriye! Bizi de kullanan dostlarımız(!) tarafından içine sokulan ajanlarla başlatılan iç savaş yüzünden, Müslümanların iki taraftan katledildiği kan gölü haline getirildi. Milyonlarca Müslüman yurtlarından yuvalarından koparak komşu ülkelere ve tabii Türkiye’ye sığınmak zorunda bırakıldı. Sınırlarımız arasında karşılıklı ateş düellosu başladı. Barut fıçısı ha patladı, ha patlayacak. İlişkiler sittin sene normale dönemez şekilde bozuldu.

Daha dün İsrail’e karşı zafer kazandığı için baş tacımız ilan ettiğimiz Lübnan’ı ve savunma ordusu Hizbullah’ı, resmi ağızlarımızla hizbuşşeytan ilan ettik. Bugünlerde ABD onları terörist listesine alma çabasına girdi. Bu gidişle ABD’nin kuyruğunda biz de aynı şeyi yapmak garabetine düşmek zorunda bırakılabiliriz.

Ürdün zaten ABD yörüngesinde. Mülteci akını ve yabancı güçlerin topraklarında bulunması ile başı dertte. İsrail’in öncelikli hedeflerinden birisi.

Mağdur, mazlum Filistin! Mukaddes mabedimiz Mescidi Aksa! Başbakanımız ziyaret edip moral desteği verecek ama, tam dört aydır, dost (!) müttefik ve koalisyon ortağımız ABD’in ekşiyen yüz hatları sebebiyle gidemiyor.

Körfezin sermayedarları Kuveyt, Katar, Bahreyn gibi dost, Müslüman Arap ülkeleri, ülkemize yatırım yarışına giriyorlardı. Şimdi ekonomimizin yanık kokularını hissetmişler gibi kulakları kirişte, bekleme moduna girdiler. Ayrıca bu ülkeler ve Suudi Arabistan ile Suriye ve Mısır darbesi yüzünden karşı karşıya geldik.

Kurtarıldı, bahar çiçekleri açtı diye sevindiğimiz Mısır! İkiyüzlü, çifte standartlı demokrasi taşıyıcısı dostlarımız(!) tarafından perişan edildi. Çok geç uyanan dışişlerimiz feryat etse bile, atı alan dostlarımız Üsküdar’ı çoktan geçtiler. Gayrı meşru olarak darbeyle gelen yeni yönetimi tanımamız zaten söz konusu olamaz! Endişeliyiz, şimdi Mısır’a da demokrasi getireceğiz diyerek Irak, Afganistan veya Libya’nın akıbetine uğratılıp kanlı bir şekilde parçalamaya kalkışmasınlar. Çünkü “Nil’den Fırat’a” masalının ön yüzü bizde, arka yüzü de Mısır’da. Bu konuda dostlarımız(!) yine bizden destek isteyebilirler. İnanın ironik bir şekilde ifade ediyoruz ki, o desteği vermeye hazır olduğumuzu bildirebiliriz! “Mısır’ın Mısırlılara ait olduğunu tespit ve tescil için!”(!)

Dostumuz ve ekmek kapımız Libya bizi de kullanarak tahrip edildi, parçalanma aşamasında. Lideri linç edildi, ekonomik değerleri akbabalar tarafından kapışıldı. Dışişlerimiz olanları sadece izliyor.

Etrafımızdaki mazlumlara “demokrasi getirmek” için milyonları katleden ABD! Başbakanımızın “demokrasiyi yerleştirmek için Irak’ta bir müddet daha kalmalarını” bile istediği ABD! Taksim kalkışmalarında ve Mısır’daki demokrasinin katledilip diktatörlük kurulmasının arkasında olduğunu bilmeyen yok. Artık demokrasi getirmek ya da diktatörleri devirmek bahanesi de kalmayan ABD ile eskisi gibi dost(!) olunamayacağı ortaya çıkmıştır.

Dünyaya karşı elimize geçirdiğimiz en büyük koz olan D-8 bu dışişleri tarafından pasifize edilmiştir.

İnanın bize hala dost kalan hangi ülkeler vardır diye düşünüp duruyoruz da aklımıza gelen olmuyor. Bu tespitlerimiz keşke yanlış olsa!  Acaba biz mi karamsarız, lütfen bilmediğimiz şeyler varsa bilenler yardımcı olsunlar?

Sayın Başbakan ve Dışişleri Bakanı’nın iki de bir çıkıp, büyüyen ve güçlenen Türkiye’yi çekemeyenlerden bahisle, etrafımızdaki bu düşmanca tavırları açıklamaya çalışmaları bize, Osmanlı’nın son dönemlerini hatırlatıyor. Düşünmek gerek Osmanlı “Hasta Adam” ilan edildiği o yıllarda büyüyüp güçlendiği için mi dört bir taraftan saldırıya uğramıştı? Cevabı tüylerimizi diken diken ediyor.

Bu Ramazan’da da İslam dünyası perişan! İslam Birliği hala ufukta gözükmüyor. Dışişlerimiz ise düşüşe devam ediyor. Tüm süslü laflara rağmen

Yakın gelecekte bir umut ışığı da henüz yok. Haçlıların silah ve istihbarat tesislerinin en mahrem yerlerimize kadar sokulup, nefes alışlarımızı bile kontrol edebilir konuma gelmelerine izin verilmişken, nasıl olsun ki!..

FİL İZİ

Çöle çevirdiler gezerek,
İslam dünyası hep fil izi...
Perişan ettiler ezerek,
Milyonlarca taze filizi!..
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1154