Bugün: 21.10.2018

Erbakan ve Terörle Mücadele




Terörle mücadelede gelinen noktaya bakınız!

Terörist başı neredeyse ülke gündemini belirliyor. Yapılan görüşmelerde iki dudağının arasından çıkacak bir cümlecik gazetelere sürmanşet olmaya başladı.

Bana “teröristlerle masaya oturulması usül olarak yanlış mı” diye, soracak olursanız, buna cevap vermek yerine, iktidarın geçen yıl dediği sözlerini hatırlatırım:

“Teröristlerle görüşecek kadar namussuz ve şerefsiz değiliz!”

Okuyucularım bilir, böyle galiz ifadeler bizim kalemimizden çıkmaz.

Terörle mücadele konusunda okuyucunun şöyle bir soru sormaya hakkı vardır:

“Peki, siz olsaydınız ne yapardınız?”

Bu yazımda bunu cevaplamaya çalışacağım.

Daha doğrusu vefatının 2.yılında rahmetle andığımız Erbakan Hocam hayatta olsaydı bu soruya şöyle cevap verirdi:

“Biz olduk ve şunları yaptık:

-Önce Ahlak ve Maneviyat, diyerek işe başladık ki, milletimizi ayakta tutacak olan ‘İslam Kardeşliği’ kuvvetlensin. İmam Hatip Okulu ve Kuran Kurslarının hem sayısını arttırdık, hem de önlerini açarak toplumdaki yerlerini güçlendirdik. Mezunlarının toplumu eğitecek yerlere gelmesini sağladık.

-Sadece ülkemizde değil, tüm İslam aleminde terörü önleyecek, barışı sağlayacak, işbirliğini güçlendirip İslam Kardeşliği’ni hayata geçirecek olan İslam Birliği’ni kurmak için dev adımlar attık, D-8 çekirdek oluşumunu sağladık.

-Türkiye’nin doğu ve güneydoğusu başta olmak üzere, tüm illerinde kendi bölgelerinin kalkınmasını gerçekleştirecek, insanlarına istihdamı sağlayacak ve bulundukları yerlerde rızıklarını kazanacakları 200 sanayi tesisinin temelini attık, 70 tanesini üretime başlattık. Organize sanayi bölgeleri inşa ederek, işşiz güçsüz gençlerinin çıraklık ve meslek eğitimlerini yapacakları küçük sanayi tesislerinin yaygınlaşmasını sağladık. Böylece terörün insan kaynakları kuruyacaktı. Ne yazık ki bu sanayi tesislerinin tamamlanması bizden sonra ihmal edildi. Üretime geçmiş olanları da haraç mezat satılıp yerleri ve fonksiyonları değiştirildi. Şu anda yerlerinde yeller esiyor.

-Bilhassa doğu illerimizde tarım ve hayvancılığın gelişmesi için çok çeşitli tedbirler aldık. Tarıma dayalı sanayi tesisleri, et kombinaları, deri işleme tesisleri, yem sanayi gibi hayati tesisler kurduk. Terörün bahanesini ortadan kaldırdık. Ama bunlar bizden sonra maalesef işletilemedi. Bugün samanı bile dışarıdan almak zorunda kalıyorlar. Bu tesislerin yok edilmesi sebebiyle bölge insanı, ya teröre kaynaklık eden kaçakçılığa, ya da göçe mahkum edilmiş oldu. Büyük şehirlere gelen bu insanların bazıları, maalesef işsizlik sebebiyle terör olaylarına alet edilebilmektedir.

-Yabancı askeri unsurların ve silahlı güçlerin bölgede bulunması, teröre ve teröriste destek vermeleri sonucunu doğurmaktadır. Bunların bölgeden uzaklaştırılmasını sağladık. Çekiç gücü ve sivil silahlı ajanlarını bölgeden çıkardık. Bunu yapmazsanız terörü önleme şansınız olmaz. Bugün bölgenin hassas nokta ve hatlarında yabancı askeri unsurlar ve sivil ajanlar cirit atmaktadır. Teröristle pazarlık yapıp, tavizler verip çatışmayı durdursanız dahi, kısa süre sonra şekil ve örgüt değiştirerek sizi yeni tavizlere zorlamak amacıyla daha şiddetli terör hareketleri başlayacaktır.

-İçi boş resmi milliyetçilik söylemleri, bölgedeki etnik yapının terör hareketlerine bahane olarak kullanılmasını sağlar. Bingöl gibi hassas bir ilimizde bunu dile getirdik. ‘Ne mutlu Türk’üm diyene, ya da Türk’üm doğruyum çalışkanım…’ gibi sloganların dağlara taşlara yazılmasının yanlış olduğunu dile getirdiğimiz için, yıllarca siyaset yasağına maruz kaldık, adeta lince uğradık. Bugün ancak bu sözlerimizin haklılığı yeni yeni anlaşılmaktadır. O konuşmamızda bir de eğitimde ‘Besmele’nin etrafında birleşmemiz gerektiğini ifade etmiştik. Bunu hala anlayamadınız. Bu sözümüz hayata geçirilmedikçe terörü bitirme şansınız olmaz.

-Ana dil konusunda TBMM’de yaptığımız konuşmayı hatırlatmak isteriz. ‘Sen hangi dille ne konuşacaksın arkadaş? Milletin birliğini, bütünlüğünü mü konuşacaksın? Kürtçe değil istersen Ugandaca konuş, başımın üstünde yerin var. Yok ayrılığı, terörü mü konuşacaksın? İstersen Türkçe konuş zararlısın!’ Bu sözümüz dil konusunda her şeyi aydınlatmaktadır.

-Kendi silahını ve araç gereçlerini kendisi üreterek güçlendirilecek silahlı kuvvetlerimiz, teröre destek veren Siyonist ve Haçlı çevrelerini caydıracaktır. Başta Aselsan, Tusaş, Tümosan, Taksan olmak üzere bir çok temel tesisleri üretime geçirip çığır açtık. Maalesef bunlar bizden sonra devam ettirilemedi. Satılıp savıldı. Ordumuzun istihbaratı terörü destekleyenlere havale edildi.

-Ücretlere getirdiğimiz eşelmobil sistemi, işçiye emekliye memura getirdiğimiz adil ücret sistemlerinin ve yaptığımız büyük artışların terörün önlenmesindeki dolaylı etkilerini sizlerin takdirine bırakıyorum.

-Siz olsaydınız ne yapardınız diye sorduğunuz soruya cevap verdim. Peki siz ne kadar süre iş başında oldunuz, diye sorarsanız; 42 yılda toplam 11 aylık koalisyon hükümetinde başbakanlık dönemimiz, 3 yıldan biraz fazla da yine koalisyonlarda ikinci parti olarak hükümet ettiğimiz dönemde iş başında olduk. Bütün bu icraatları bu kadar süreye sığdırdık. Meydanlarda ellerini kaldırıp yemin eden milyonlarca insan yeminlerinden dönmeselerdi bugün bambaşka bir İslam Alemi içinde lider ülke olarak bulunacaktık. Yıllarca iktidarda olanlarla ölçün ve bu yapılanları öyle değerlendirin”

Erbakan Hocamın cevapları bu kadarla sınırlı olmazdı, ama kısa yazmamız istenen bir yazıya ancak bu kadarı sığar.

Netice olarak teröristlerle pazarlık, belki terörü sona erdirir gibi gözükürse de yeniden ve daha şiddetli olarak ve başka isimlerle kısa sürede yine başımıza bela olacağı kesindir.

Kesin çözüm için Milli Görüş’ün yukarda sayılan politikalarına dönmekten başka çare yoktur.

Tarihe not düştüm.

EN ÜSTÜN MİLLET

 

“Müminler kardeştir”, Kur’an hükmü;

Her tefekkürde bunu tekrarla;

“En takvalı en üstün”, hükmü yok mu?

Laz’a,Türk’e, Kürd’e bunu tekrarla!

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ