Bugün: 17.08.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Hakkı Hak Bilip Hakka İttiba

Hakkı Hak Bilip Hakka İttiba

Hak-batıl mücadelesi insanlık tarihi ile başlar.

Günümüze kadar devam etmiştir. Kıyamete kadar da devam edecektir.

İnsanoğlunun kendi imtihanı, yaşadığı zaman dilimi içinde Hakk’a mı, batıla mı hizmet ettiğinin amel defterine yazılması ile olacaktır.

Hakk’ı Hak bilip Hakk’a ittiba, batılı batıl bilip batıldan ictinab!

Dualarımızda sık sık Allah’tan dilediğimiz bir davranıştır.

Peki, Hakk’ı ve batılı ayırmak ve ona göre davranmak zor mudur, kolay mıdır?

Birçok kardeşimize göre bu çağda Hakk ve batılı ayırd etmek çok zordur.

Milli Görüş olarak ta başından beri Hakk’ı temsil etmekte olduğumuzu, batılın ise birçok şubesi ve adı ile karşımızda yer aldığını bilmekteyiz. İyi ama bunları ayırt etmek çok mu zordur?

Birçok kişi ve kuruluş kendilerinin de Milli Görüş’e mensup olduğunu iddia etmekte ve zihinleri bulandırmaya çalışmaktadır.

Bu doğru.

Ama bunların arasındaki farkı anlamak iddia edildiği gibi çok zor değildir. Hatta eskisinden daha kolaydır.

Eski derken mesela Hazret Osman devrine gidelim. O devirde Hak ve batılı ayırmak kolay mıydı sanırız?

Eyaletlerden, içlerinde sahabelerin de bulunduğu birçok Müslüman, Halife Hz. Osman’ı devirmek için gelmişlerdi. Müslümanlar o kadar çok kirletilmiş bilgiyle hareket ediyorlardı ki, neyin Hak, neyin batıl olduğunu ayırmak çok zorlaşmıştı. Birçok Müslüman Hakk’a hizmet ediyorum diye batılın ekmeğine yağ sürmüştü.

Mesela Hazreti Ali dönemi.

Bir tarafta Halife Efendimizin damadı Ehli Beyt mensubu Hazreti Ali, bir tarafta Müminlerin Annesi Hazreti Aişe, diğer yönde çok büyük fetihlere imza atarak Müslümanların gözdesi olmuş, Hazreti Muaviye… Herkes haklı gibi görünen iddialarla ortaya çıkmış, tam bir karmaşa ortamı oluşmuştu. O devirde yaşayan Müslümanların Hak ve batılı teşhis edip kendilerini ona göre konumlandırmaları bu güne göre çok mu kolaydı?

Kerbela günü bir tarafta kirli bilgi bombardımanı ile menfaat, ikbal ve iktidar hesapları ile hareket edenler karşısında Müslümanların, Hakk tarafın Hazreti Hüseyin ve ilkeleri olduğunu anlamaları çok mu kolaydı sanırız?

2 yüzyıldan fazla süren Osmanlı-Karaman mücadelesinde haklı ve haksız tarafın ayırımının kolay olduğunu düşünebilir miyiz?

Birinci Dünya savaşı içinde varlık yokluk mücadelesi sırasında, Osmanlı’nın irtidat ettiği, yani İslam dinini terk ettiklerine dair, yanlış ve uydurma haberlerin arasına, ittihatçıların son derece yanlış icraatlarından da örnekler katarak ve bunu bir bildiri ile açıklayarak ayaklanan Şerif Hüseyin hareketi etrafında bulunan ve merkezden haber alamayan Müslümanların Hak-batıl ayırımı yaparak, Halife Hazretleri tarafında olmaları kolay mıydı sanırız?

Elinde Kuran ile meydanlara çıkıp, kemali edep ve hürmetle kendini takdim eden Çoban Sülülerin perde arkasından İslam ve Müslümanların aleyhine icraatlar yapmış olduklarını görüp, kendilerini ona göre ayarlayıp, Hak tarafına geçmeyi akıl etmeleri Müslümanlar açısından kolay mıydı acaba?

Ve bugün!

Biz de Milli Görüşçüyüz. Hakk’ı biz temsil ediyoruz, deyip nimet ve iktidar nimetleri ellerinde olarak meydanlarda bulunanların, gerçekte Hakk’ı temsil edip etmediklerini ayırt etmek eskisine göre çok daha kolay değil midir?

Erbakan Hocamızın üslubu ile sorarız:

-Gel bakalım otur şuraya! Sen batıcı mısın?

-Evet!
-Sen İMF’ci, AB’ci, ABD’ci misin?

-Evet!

-Sen faizci düzenden yana mısın?

-Evet!

-Senin yönün batıya mı, İslam dünyasına mı dönük?

-Batıya dönük!

-Hadi oradan!

Diyerek onlardan ictinab edip, Hakk’a ittiba etmek çok mu zor?

Duamız:

Ya Rabbi! Bize Hakk’ı Hakk bilip Hakk’a ittiba, batılı batıl bilip batıldan ictinab etme feraseti ihsan eyle!

MEŞGULİYET

Yoksa meşguliyet sahamızda Hakk,
Batıl bizi meşgul eder muhakkak!

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1120