Bugün: 25.06.2018

Hazreti Ebu Bekir

Efendimize ve İslam davasına sadakatinden dolayı “Sıddık” ünvanı ile anılmaya hak kazanmıştır.
Hayattayken cennetle müjdelenmiş 10 kişinin ilki odur.



Cahiliye döneminde müşrikler ona güvenir, diyet ve borç-alacak işlerinde onu hakem tanırlardı. İslam’dan önce de saygın, dürüst, kişilikli, putlara tapmayan ve evinde put bulundurmayan “Hanif” bir tacir olan Ebu Bekir, vefatına kadar Peygamberimizden hiç ayrılmamıştır. Bütün servetini, kazancını İslam için harcamış, kendisi sade bir şekilde yaşamış ve yaşadığı gibi de Rabbine kavuşmuştur.

O günkü şartlara göre büyük sayılabilecek bir serveti vardı. Bu servetini İslam davası uğruna tamamen harcamıştır. Hem de kaç defa kazanıp, kaç defa harcadığı hakkında birçok haber mevcuttur.

İslam’ın ilk yıllarında müşriklerin işkencelerine maruz kalan güçsüzleri, köleleri korudu; servetini, eziyet edilen köleleri satın alıp azad etmekte kullandı. Bilali Habeşi, Habbab, Lübeyne, Ebu Fukayhe, Amir, Zinnire, Nahdiye, Ümmü Ubeys gibi köle ve cariyeleri, o günün rayicine göre kat kat fazla ödeyerek satın alıp işkenceden kurtarmış ve onları hürriyetlerine de kavuşturmuştur. Oğlunun böyle zayıf köle ve cariyeler uğruna servetler harcadığını gören, henüz iman etmemiş olan babası
Ebu Kuhafe:

-Oğlum madem köle ve cariye satın alacaksın. Bari güçlü kuvvetlilerini seç de, sana faydaları olsun. İşinde çalıştırırsın!
diye ona akıl vermeye çalışır, o ise:

-Babacığım ben bunları kendim için satın almıyorum. Allah rızası için onları işkenceden kurtarıyorum!
diye cevaplardı.

Hicretin 9.yılında Medine’de büyük bir kıtlık oldu. Bu arada Bizans imparatoru, Şam’da Hicaz bölgesini istila etmek üzere büyük bir ordu hazırladı. Rasulullah, bu orduya karşı İslam ordusunu hazırlarken, kıtlık sebebiyle zorluklarla karşılaştı. Bu orduya zorluk ordusu ve bu sefere de zorluk seferi denildi. Hazreti Ebu Bekir malının tamamını bu ordunun hazırlanması için bağışladı. Bu olay ve önceki mali fedakârlıkları, onun mal karşısında durumunu açıkça ortaya koymaktadır.

Resulullah Efendimizin, gizlice infak yarışına katılan sahabilerin arasında Hazreti Ebu Bekir ve Hazreti Ömer’e ayrı ayrı:

-Kendi ehline herhangi bir şey bıraktın mı?
sorusuna, Hazreti Ömer’in:

-Evet malımın yarısını bıraktım;

Aynı soruya Hazreti Ebu Bekir’in ise:

-Onlara Allah ve Resulü’nü bıraktım.
demesi, yani malının tamamını bağışlamış olması, gizli yardım yarışının Hazreti Ebu Bekir tarafından kazanılmış olduğunu gözler önüne sermekte ve onun cömertliğinin ölçüsünü göstermektedir. .

Hazreti Ebu Bekir “Rasulullah’ın Halifesi” seçildikten sonra Mescid’de yaptığı konuşmada:

-Ey insanlar, sizin en hayırlınız olmadığım halde, başınıza geçmiş bulunuyorum. Görevimi hakkiyle yaparsam bana yardım ediniz, yanılırsam doğru yolu gösteriniz. Doğruluk emanet, yalancılık ise hıyanettir. İçinizdeki zayıf hakkını alıncaya kadar benim nazarımda kuvvetlidir. İçinizdeki kuvvetli de ondan, başkasının hakkını alıncaya kadar zayıftır. Bir millet Allah yolunda cihad etmeyi terk ederse zillete düşer. Bir millette kötülük yaygın ve revaçta olursa, Allah o milleti belaya düşürür. Ben Allah ve Rasulü’ne itaat ettiğim müddetçe siz de bana itaat ediniz, ben isyan edersem itaatiniz gerekmez. Haydin namaza kalkın. Allah hepinize rahmeti ile muamele etsin!..
demiştir.

Zekat konusunda beytülmale vermeyi reddeden kabilelerin üzerine askeri birlikler göndermeye kalkışınca, başta Hazreti Ömer olmak üzere bazı sahabilerin, bu kavimlerin Müslüman olduğunu hatırlatmaları, Müslüman bir kavim üzerine de ordu göndermenin doğru olup olmadığını sormaları üzerine, zekat konusundaki meşhur sözünü söylemiştir:

-Vallahi onlar Peygamberimize veregeldikleri zekat keçilerinin değil kendilerini, bu keçilerin boyunlarına bağladıkları yularları bile vermezlerse onun için de onlarla savaşırım!...

Cömertlikte ondan üstünü de yoktur. Bütün malını mülkünü İslam için harcamış, bu yolda defalarca maddi varlık olarak sıfırlanmıştır. Vefat ederken vasiyetinde, halifeliği müddetince aldığı maaşların ve topraklarının satılarak beytülmale verilmesini istemiş ve geride bir deve ve bir köleden başka bir şey bırakmamıştır.

Böylece Hazreti Ebu Bekir miras olarak bir mal ve para bırakmamıştır ama Allah yolunda nasıl cömertlik edileceğinin örneğini bırakmıştır. Allah yolunda sıkıntı çekenlere nasıl yardım edileceğini örnekleri ile bize öğretmiştir. İmanın nasıl olması gerektiğini göstermiştir.

Kısaca Hazreti Ebu Bekir sadakat, cömertlik, vefa, gayret ve liderlik örneğimiz olmaya kıyamete kadar devam edecektir.

İslam şifalı baldı, Resul de baş arı,
“Sadakat” ile sağlandı balda başarı…
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 943