Bugün: 19.08.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • İpi Birincilikle Göğüsleyen Akıllılar

İpi Birincilikle Göğüsleyen Akıllılar

1960-70 yılları.

Tokat İmam Hatip Okulu’nu bitirme imtihanlarındayız.

Okul diyoruz, çünkü o yıllarda lise hakkımız yoktu.

Okulu bitirenler ancak imam veya müezzin olabiliyorlardı. Lise diploması için bilmem kaç tane fark derslerini vermemiz gerekiyordu.

Camilerde mevcut, dışardan yetişmiş imam ve müezzinler ise işlerini kaybetmemek için İmam Hatip Okulu diploması almaları gerekiyordu. Yaşlı başlı hocalar dışardan okul derslerini vererek diploma alma telaşındaydılar.

Çocuk ve genç yaşlarımızda bu bize komik gelir, gülecek çok komik durum bulurduk. Ama bugün geri bakıp düşündüğümüzde ne büyük bir insafsızlık olduğunu görüyoruz. Çünkü beden eğitimi veya müzik gibi derslerden de geçer not almaları şarttı. Mesela 50 yaşındaki bir adamcağızı takla atma, kasa atlama veya koşu yaptırma, ya da mandolin veya flüt çalmaya zorlama gibi insafsızlıklar yapılıyordu.

Bir defasında beden eğitimi imtihanı için, start verildiğinde imtihana girenlerin tamamı koşmaya başlayacak, okulun etrafını üç defa dolanacaklar, elde edecekleri dereceye göre not alacaklardı. Hepsinin kısa şort ve atlet giyme mecburiyetleri vardı. Hatırladığım kadarıyla 50 yaşlarında sünnete uygun sakallı bir hoca da yarışa katılmıştı. Üç defa dolanmak için adamın nefesi yeterli olabilir mi? İlk köşeyi döndüğünde çalıların arkasındaki çamın gölgesine kendini zor atmıştı.

Diğerleri koşuya devam ettiler.

Son tura gelindiğinde bu yaşlıların çoğu nefessiz kalmış bayılanlar olmuştu. Ama çamın gölgesinde güzelce dinlenmiş olan hoca, son turun yarısında yerinden fırlamış, yarışmacıların en önüne geçmiş, son hızla finali birinci bitirmişti.

Tabi bu durumda bir bit yeniği olduğu düşünülmüş, ufak bir soruşturmada adamın iki tur boyunca gölgede yattığı ortaya çıkmıştı. Az nota kanaat edip ortalarda bir yerde gelse kimse farkına varamazdı. Ama o birinciliğe tamah ettiği için yakayı ele vermiş ve devre kaybetmişti.

Nerden mi aklımıza geldi?

Zorlu bir seçim geçirdik. Milli Görüş erleri eşit olmayan şartlarda büyük bir gayretle nefes nefese bir yarış sergilediler. Hatalar, noksanlar elbette vardı ve bunları konuşmak gerekir.

Lakin sayısal olarak hiç birimizin hoşuna gitmeyen bir sonuçla karşılaştığımızda, seçim startı verilir verilmez kendini gölgelik ve sulu bir soteye atan Milli Görüş toplumu içinde bazı küçük topluluklar yerlerinden fırlayarak önde ipi göğüslemiş gibi hakarete varan eleştirilere başladılar. Hatta buna eleştiri de denmez, sanki hesap soran bir eda ile ucu hakarete varan cümleler kurmaya başladılar:

“İşte çalışılmadı da, işte metod hatası yapıldı da, işte Genel Başkan şunları yaptı da, lider şunları yapmadı da, işte partiyi getirdiğiniz yer belli de, bunun hesabını sorarız da, şu da, bu da!..”

Bakıyoruz, malen ve bedenen efor harcamış, ter atmış, gayret göstermiş kardeşlerimiz çok az eleştirip konuştukları halde, bu tembel kardeşlerimiz avaz avaz bağırıyorlar.

Bu kardeşlerimizin iyi niyetli olduklarını bilsek elbette verecek çok cevabımız olur.

Lakin kendisi görevlerini yapmamış, keyfine bakmış, sonunda da en yüksek sesleri çıkaran bu kardeşlerimizi Allah’a havale etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor. Maksatlarının da kendi tembelliklerini örtbas etmekten öte başka şeyler olduğunu düşünmek istemiyoruz!

Sadece diyoruz ki:

Kardeşler. Hepimiz imtihandayız! Herkes netice olarak kendi notunu alıp, kendi hesabını verecek! Burada belki yaptıklarınızı gözlerden gizlemiş olabilirsiniz ama orada kıl kırk yarılacak. Hepimiz hatalarımızı düşünüp, bilelim. Tevbe edip kendimize gelelim!

TOPLUM İÇİNDE TOPLUM

Bağda beleş var deseniz;
Böyle toplum bağa gider!
Şurda bir iş var deseniz;
Sanki kaplumbağa gider!

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 495