Bugün: 17.12.2018

Kabe’den Geliyoruz

Allah nasip etti, bir umre ziyareti gerçekleştirdik.

İhramdı, tavaftı, saydı ve diğer görevlerdi, onları her ziyaretçi hemen hemen aynı şekilde yapar. Biz de yapmanın geyreti içinde olduk.

Sosyal bakışla intibaklarımızı yazmak da ayrı bir görevimizdir. Mekke-i Mükerreme’de ve Kabe’de neler gördük:

Demir kazıklar, beton bloklar ve çelik iskeleler arkasına hapsolunmuş bir Kabe gördük. Vinç ormanı altında Müslüman harmanı vardı.

Estetikten yoksun gökdelenler, katedralleri andıran kuleler, adeta Kabe-i Şerif’in mezar taşı gibi olmuş. Bu gökdelen kuleler Mekke-i Mükerreme’nin yeni sembolü yapılmış.

Eskiden yanına yaklaşırken Kabe’nin zarif minarelerini arayan gözler, 100 metre yakınına sokulmadan artık bunları bile göremiyor.

Mekan olarak genişletilen Kabe binaları estetik olarak sıfırlanmış gözüküyor.

İslam dünyasından Müslüman seli Kabe’ye doğru akıyor. Dikkatli olarak bakınca, Afganistanlı yok, İranlı yok, Iraklı yok, Suriyeli yok, Libyalı yok, Yemenli yok. Mısırlı az, Filistinli az, Nijeryalı ve diğer Afrikalı Müslümanların sayısı ise çok az. Gelenlerin de üzerine kan kokusu, barut kokusu ve can korkusu sinmiş.

Dikkatli ve ferasetli gözler, bomba şimşeklerinin Mukaddes beldelere doğru gelmekte olduğunu fark ediyor. Yine ferasetli kulaklar bomba seslerinin ve makineli tüfek sesleri ile feryat ve figan seslerinin yankılarını mukaddes beldelerden duyabiliyor. Haçlı ve Siyonist tecavüzcüler Kabe’nin etrafındaki çemberi gittikçe daraltıyorlar.

İsrail, ABD, NATO, Avrupa ve onların işbirlikçileri bu rezil eserleri ile ne kadar övünseler azdır.

Can, mal, ırz, namus, vatan ve mukaddesat endişesi ile Mukaddes beldelere sel gibi akan Müslümanlar; Siyonist, Haçlı ve onların yerli işbirlikçilerine lanet içeren beddualar haykırıyorlar. Ürdünlü Fahrettin, Nijeryalı Sevde, Pakistanlı Cemil, Mısırlı Abdullah, Malezyalı Muhammed, Sudanlı Abdurrahman, Filistinli Hatice ve diğer ülkelerden gelen kardeşlerimizle görüşmeler yaptık. İsrail deyince, Amerika deyince, Avrupa deyince, NATO deyince, işbirlikçi deyince Gözleri öfke seli ile doluyor. El açıp bedduaya duruyorlar. Sıranın ne zaman kendilerine geleceğini sorguluyorlar. Şu anda katledilenlerin aslında kendilerinden olduğunu hatırlatıp beraberce ah vah ediyoruz.

Başsız ayaklar gördük. Lidersiz topluluklar gördük. Darmadağınık Müslümanlar gördük. Yakın gelecekte de başı ile, beyni ile, bileği ile, yumruğu ile, organize olmuş bir İslam alemi de maalesef gözükmüyor.

Siz de bizim gibi baş olarak Türkiye’yi mi düşünüyorsunuz? Türkiye’yi yönetenlerin öyle bir derdi var mı ki? Yaptıkları açıklamalara bakarsanız, mesela 2023 hedefleri derken Avrupa Birliği’ne tam üye olmuş bir Türkiye’den bahsediyorlar da İslam Birliğini ağızlarına bile alamıyorlar.

Bu durumda Togo veya Uganda’nın İslam dünyasının liderliğine talip olmasının, Türkiye’nin talip olmasından daha mantıksız olduğunu söylemek zordur. Elbette bu mantık ve bu yönetim değişmedikçe.

Bir umre ziyareti. Acı gerçeklerin gözle görülmesi olarak gerçekleşti.
İslam aleminin ortak dualarına katılma fırsatı bulduk.

Kabe’nin eteklerine yapışarak!

ACI GERÇEKLER

Kabe’den beddualar yükseliyor,
İslam dünyasını yıkıp yakana.
Ey işbirlikçi, kurtuluşun yoktur,
Adalet sarılır bir gün yakana!

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 645