Bugün: 17.08.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Milletimizin Saadet ve Selameti İçin…

Milletimizin Saadet ve Selameti İçin…

Erbakan Hocamızı beş yıl önce Hakk’a uğurlamıştık. Allah’tan Rahmet diliyoruz.
 
Bu kısa yazımızda onun milyonlarca kişiden almış olduğu söz konusuna özet olarak değineceğiz. Teferruatlı bilgiyi ALLAH DOSTU ERBAKAN kitabımızda bulmak mümkündür.

Erbakan Hocamız, 1969 Bağımsız Milletvekili adaylığından, 2011 yılında vefatına kadar, gerek salon toplantılarında ve gerekse meydan mitinglerinde, sözlerinin bitiminde katılanlara ellerini kaldırmalarını söyleyip söz alırdı:

“Milletimizin Saadet ve Selameti için, Yaşanabilir Bir Türkiye için, Yeniden Büyük Türkiye’yi kurmak için, Yeni Bir Dünya’yı kurmak için, İslam Birliği’ni tesis için, Hakk’ın hakimiyeti için, Milli Görüş’ün iktidara gelmesi için, bütün gücümle çalışacağıma söz veriyorum!”

Bunun arkasından da:

“Şahit ol Ya Rabbi, Şahit ol Ya Rabbi, Şahit ol Ya Rabbi! Zafer İnananlarındır ve Zafer yakındır!..”

Diyerek sözlerini tamamlardı.

Şöyle kaba bir hesap yaptığımızda, 42 yıl boyunca Erbakan Hocamıza, Allah’ın da şahitliği dahilinde, her toplantının arkasından, ellerini kaldırıp bu sözü verenlerin sayısı onlarca milyona ulaşmış olduğunu tahmin edebiliriz.

Şüphe götürmeyen bir husustur ki, çok az kişi verdiği bu sözünde durmuştur. Bir kısmı açıktan ilan ederek, bir kısmı da ilan etmeksizin bu sözlerinden vazgeçmişlerdir. Önemli bir kısmı da, vazgeçmemiş ama söz verdiği gibi bütün gücünü de kullanarak çalışmamıştır.

Allahü Teala’yı da şahit tutarak verilen bu sözler elbette çok önemli dini neticeler doğurmaktadır. İşte bu konuyu fıkıhçılarla konuştuğumuz zaman özet olarak şu bilgilere ulaşıyoruz:

Bu şekilde elini kaldırarak söz verip de, bu sözlerini tutmayanlar çok büyük vebal altındadırlar. Zira Hadisi Şerif açıktır, Münafıklığın alametleri şunlardır:
1-Söylediği zaman yalan söyler.

2-Vaadettiği zaman vadini yerine getirmez.

3-Kendisine emanet edilen şeye hıyanetlik eder.  

Şimdi o sözü verip de yerine getirmeyenler, münafıklık alametleri dairesine girmektedirler.

Münafıklığın dini müeyyideleri bellidir.

Bu sözü verirken eğer, Erbakan Hoca’yı maddi ve manevi lider olarak kabul ederek bu sözleri vermişsek, bu aynı zamanda biat da sayılır. Sözde durmamak, aynı zamanda biatı da bozmak anlamına gelir. Gerçek şu ki, Erbakan Hocamızın mitinglerde ve toplantılarda kendisini dinleyenlerden, söz istemesi; cihad farzını eda etmek üzere akitleşme ve itaat üzere biat etmek anlamına gelir.   

Bir İslam toplumunun fertleri ile lideri arasındaki sözleşme olan biat şöyle tarif edilir:

“Biatın, itaate dair söz-ahid vermekten ibaret olduğunu bilin. Biat eden kimse, sanki benim işime ve Müslümanlarla alakalı hususlara bakmayı sana havale ettim, bu gibi şeylerde katiyen seninle çekişmeyeceğim, hoşlansam da, hoşlanmasam da emirlerine itaat edeceğim, diye emiri ile sözleşme yapmıştır. ( İbn-i Haldun, Mukaddime – cilt1- sayfa 293)”

Kur’an-ı Kerimde Yüce Mevlamız itaat ve biat konularında şu Ayeti Kerimelerinde hükümler koymuştur:

“Ey iman edenler! Allah`a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin...” (Nisa Suresi- 59)

"Sana bey`at edenler gerçekte Allah`a bey`at etmektedirler. Allah`ın eli onların elleri üzerindedir. Kim ahdini bozarsa (verdiği sözü tutmazsa), kendi aleyhine bozmuş olur ve kim Allah`a verdiği sözü tutarsa Allah ona büyük bir mükafat verecektir" (Fetih Suresi-10)   

Bu konu ile ilgili yüzlerce Hadisi Şerif ve Sahabeler devri dahil, binlerce yıldır uygulanan tatbikatlar da ortadadır.

Biatı, gerekli şartlar oluşmamasına rağmen tek taraflı bozmanın dinimizdeki hükmü ise çok açıktır.  

Biatı bozmayı meşru kılan sebepler de sayılıdır:

Lider, seçildikten sonra şu hallerin birisinin vuku bulması halinde, artık lider kabul edilmez ve itaat gerekmez:  

a)Liderin İslam’dan vazgeçip küfre girmesi.

b)Aklını yitirmesi.

c)Düşmanın eline geçip esir düşmesi ve kurtulamaması.

d)Görevini yerine getiremeyecek ölçüde organlarını kaybetmesi.

e)Fasıklığı, zulüm ve bid’atlar sebebiyle adalet vasfının kaybolması.

f)Haramlardan birinin yapılmasını emretmesi.

g)Allah’ın indirdiği hükümler ile hükmetmemeye çalışması.

Nasp edilmiş bir lidere söz verdiği şartlar dahilinde biat eden, lakin yukarıda sayılan sebepler dışında, sözünden cayan veya tutmayanlar biatten tek taraflı ve sebepsiz vazgeçmiş olurlar. Biatten sebepsiz olarak vazgeçilmesinin dini neticeleri ise hem Kuranı Kerim’de, hem Hadisi Şeriflerde ve hem de binlerce yıllık uygulamalarda kolayca bulunabilir. Bir makaleyi aşan hacimde olab bu neticeleri burada sayamayız. Şu kadarını ifade edelim ki, bu durum hem dünya ve hem de ahiret bakımından çok vahim sonuçları olan bir durumdur.

Bu açık hükümleri araştırıp bulmak, bu sözleri veren ve biat edenlerin üzerinde bir vecibedir. İki dünyada da ağır sürprizlerle karşılaşmamak için bu vecibeyi ve gereklerini yerine getirmek gerekir.

Zira verilen sözler ne şaka, ne de bir oyun olarak verilmiştir. Üstelik Allah şahit tutularak!

CİHAD İÇİN YEMİN

Milyonlar dalga dalga ederdi yemin,
Havaya kalkardı eller, orman gibi!
Verilen sözler tutuldu mu derseniz,
Sadıklar sayılı, eller orman gibi!

Küheylan bile dönmez Allah yolundan,
Yeter ki yap tımarını, ver yemini!
Cihad için yola çıkan niceleri,
Cihattan kaçtı, terketti de yemini!

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 594