Bugün: 20.06.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Mukaddes Şehirler ve Görevlerimiz

Mukaddes Şehirler ve Görevlerimiz

Haçlı ruhu!

Binlerce yıldır değişmeyen, bundan sonra da değişmesi umulmayan ruh!

Başta İslam yurtları olmak üzere, kendilerinden olmayan milletlerin yurtlarını işgal etmek, yakıp yıkmak, sömürmek, katliam ve tecavüzlerde bulunmak…

Ama nihai olarak da Mekke, Medine ve Kudüs’ü ele geçirip, Kâbe’yi, Mescidi Nebeviyye’yi, Efendimizin mezarını ve Mescidi Aksa’yı yıkmak…

Böylece Müslümanların köklerini söküp atmış, sömürü emellerinin önünde Müslüman engeli kalmamış olacaktır. Onlara göre Mukaddes Beldeleri yıkılmış, yok olmuş bir din artık bir varlık gösteremez, onlar da dünyayı rahatlıkla sömürürler.

Bu nihai emellerini tahakkuk ettirmek için binlerce yıldır uğraşmışlar, çabalamışlar, taktikler uygulamışlar, kısmen muvaffak oldukları zamanlar da olmuş.

İşte birkaç örnek:

Tarihteki büyük Haçlı Seferleri’nin nihai hedefi Üç Mukaddes şehrimizi ele geçirmekti.

Nitekim Kudüs’ü işgal edip, yağma, yakıp yıkma ve katliam yapma hedeflerini gerçekleştirdiler. Mekke ve Medine için sayısız teşebbüslerde bulundularsa da Müslümanlar bunlara fırsat vermedi. Bir Nureddin Zengi, Bir Sehaddin Eyyubi ve benzeri kumandanlar Mekke ve Medine’yi onlara işgal etme fırsatı vermedi.

1400’lü yılların son çeyreğinde güçlenen Osmanlı donanmasının Akdeniz’de kanun ve nizamı tesis etmeleri sebebiyle burada soygun, vurgun ve katliam imkânı kalmayan Haçlı korsanları, dünyada başka yerleri soymak ve vurmak için arayışa girmişler, “Coğrafi Keşifler” olarak tarihe geçen deniz seyahatleri yapmışlardı. İşte bu korsanlardan biri olan Vasco da Gama, Afrika Kıtası’nın güneyini, yani Ümit Burnu’nu dolaşarak Kızıl Deniz’i keşfetmişti.

Kızıldeniz kenarında bulunan Mekke, Medine ve Kudüs böylece tehlikeye girmişti.

Osmanlı Sultanı 2. Bayezit Han ve Yavuz Sultan Selim Han, ve bunların görevlendirdiği Selman Reis, Kızıldeniz’de bulunan Portekiz donanmasına karşı uzun ve çetin muharebeler vererek Mukaddes şehirleri nasıl koruduklarını biliyor muyuz?

Hilafet görevini üslenen Osmanlı Sultanlarının Yemen’de yüzbinlerce Mehmetçiğin kanı pahasına nasıl nöbet tuttukları, Haçlıları Mukaddes şehirlerin yumuşak karnı olan Kızıldeniz’e sokmamak için yüzyıllarca nasıl mücadele verdikleri her Müslümanın öğrenmesi gereken bir tarihtir.

1790’lı yıllarda Fransa’nın ünlü generali Napolyon Bonapart, mukaddes şehirleri ele geçirip tahrip etmek için yeterli güce sahip olduğu kanaatiyle, Mısır üzerinden harekete geçmiş ise de, 3.Selim Han’ın özel olarak görevlendirip, yolu üzerinde bulunan Akka’ya gönderdiği, ihtiyar Cezzar Ahmet Paşa ve askerlerinden nasıl bir tokat yiyip geri kaçmak zorunda kaldığı okunası bir tarihtir.

Deniz gücü zayıflayan bir dönemde Osmanlı tahtında bulunan 2. Abdülhamid Han’ın, Hicaz Demiryolu projesini hayata geçirerek Mukaddes şehirleri nasıl koruma altına aldığı bilinen bir gerçektir.

Bunları hepsi ve daha başkaları Mukaddes şehirleri Haçlı tasallutuna karşı korumak için yapılmıştır.

Bugün Haçlılar İslam ülkelerine karşı yeni bir istila başlatmışlardır. Bu istilanın nihai hedefi her ne kadar Büyük İsrail’in kurulması olarak ortaya çıkmış ise de, Allah korusun, bu hedefi gerçekleştirdikten sonra kalacak olan Mekke ve Medine’nin işgal ve tahribi hedefinin olduğunu asla akıldan çıkarmamak gerekir.

Milli Gazetemizde Ramazan sayfasında bir dizi yazı yazıyoruz.

Haçlıların tarih boyunca Mukaddes şehirlerimize yönelik yapmış oldukları işgal ve tahrip girişimlerini ve günümüzde de aynı amaçlı hazırlıklarının olduğunu anlatacağız.

Mukaddes şehirlerin korunması görevinin, ırz, namus mal ve canlarımızı koruma görevlerimiz kadar biz Müslümanlara düştüğünü unutmamamız, ona göre hazırlık yapmamız gerektiğini vurgulayacağız.

Ramazanı Şerifinizi tebrik ve İslam âleminin uyanışına vesile olmasını temenni ederiz.

MUKADDESLERİMİZ

Mekke, Medine ve Kudüs hedefte,
Haçlı’nın yıkma emeli kalıcı,
Ebabil’lik bize düşer elbette
Daima keskin tutmalı kılıcı.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 663