Bugün: 19.01.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Müslüman Kardeşler ve 28 Şubat

Müslüman Kardeşler ve 28 Şubat

Adeviye Meydanı tam anlamıyla bir kahramanlık destanına sahne oluyor…
Gaz mermisine karşı tebessüm, silaha karşı sabır, kurşuna karşı dua, şehitlere bakıp azim, şecaat ve cesaret!

Mısırlı Müslümanların bu kahramanlığı İslam mayasından gelmektedir. Efendimizi ve ashabını örnek almaktadırlar.

Kimdir bu Mısırlı Müslümanlar?

500 sene önce Yavuz Sultan Selim Han’ın eliyle Osmanlı sınırlarına katılmıştı Mısır ülkesi. Tam 400 sene Hilafete ve Halife’ye itaatkar olarak ömür sürdüler. Büyük bir sorun çıkmadan, başkaldırmadan, başkalarına kanmadan.

Bu 400 sene başa bağlılık ve kahramanlık örnekleriyle doludur.

Bir iki tanesini hatırlatalım mı?

1798-1799 yılları.

Yüzyıllarca kendilerine sunulan Osmanlı dostluğunun meyvelerini yiyerek semiren, kahpe Fransızların şımarık generali Napolyon Bonapart, Mısır’a ani bir baskın yaparak işgal etmiştir. Müslüman Mısır halkının tepkisinden çok korktuğundan İslamiyeti seçmiş olduğu, Halife’ye bağlı olduğu, onun bilgisi dahilinde geldiği yalanlarını ortaya atarak tutunmaya çalışmıştır. Maksadı Mısır’ı atlama taşı yaparak, Mukaddes şehirleri ve İstanbul’u ele geçirmektir. Doğuya doğru giderken 80’lik Kahraman Cezzar Ahmet Paşa’dan yediği Osmanlı tokadı ile anasından emdiği sütün burnundan nasıl geldiğini, tüm ümitlerinin kızgın kumlara nasıl gömüldüğünü anlatacak değilim.

Halifei Müslimin 3. Selim Han’ın gönderdiği “Cihad Fetvası” Mısırlı Müslümanlara ulaştığında, kahramanca saldırıya geçen sivil halkın, ilk etapta 3 bin Fransız askerini linç ettiğini gören “Şanlı” General Napolyon’un, korkudan kuyruğu titremeye başlamış olduğunu, donanmasını ve ordusunu terk ederek arkasına bile bakmadan kapağı Fransa’ya attığını görüyoruz. Mısırlı Müslümanların bu kahramanlığı tarih kitaplarında yerini almıştır.

1863 yılındayız. Halifei Müslimin Abdülaziz Han Mısır’ı ziyaret için, Hilafet merkezi olan İstanbul’dan yola çıkmıştır. Üzerinden 350 yıl geçen Yavuz Sultan Selim Han’dan bu yana bu ziyaret bir ilktir. Bu büyük bir onurdur. Mısırlılar görülmedik bir sevinç ve tezahüratla Abdülaziz Han’ı karşılayıp bağırlarına basmışlardır. Bir iki hafta süren bu seyahat, daha önce bu şerefe nail olamamış Mısırlıları sevince boğmuştur. Karşılarında Halife ve Padişahlarını gören on binlerce Mısırlı sessiz durmaya tahammül edemeyip, yüksek sesle tekbirler getirip tezahüratlar yaparak Halife’ye dua etmişler, alkışlamış, alkışlamışlardır. Seyahat boyunca coşku sokaklara sığmamış evlere ve balkonlara taşmıştır.

Böylece itaatkarlığın ve başa bağlılığın göz yaşartıcı örnekleri yaşanmıştır.

1914-1915 yıllarındayız. Mısır İngiliz işgali altındadır. Müslümanlar iradelerini kullanamasalar da Hilafet’e ve Halife’ye son derece bağlıdırlar.

İngilizler ve Fransızlar sömürgelerindeki Müslümanları, istismar ettikleri “Cihad Fetvası” ile kandırarak, çeşitli hile ve şantajları da devreye sokarak, Çanakkale’de Halife ordusunun karşısına yığmayı başarmışlardır. Buna rağmen birkaç maceraperestin dışında hiçbir Mısırlı Müslüman’ın bu düşman ordusuna katılmadıklarını görürüz.

Dedik ya, Mısırlıların kahramanlıkları Müslümanlıklarından gelmedir. Başa bağlılıklarından gelmedir. Teşkilatçılıklarından gelmedir.

Bugünkü ölümüne gösterdikleri direnç de aynı ruhun bir tezahürüdür. Birçokları olayı Mısır’ın 28 Şubat’ı gibi yorumlamaktadırlar. Ama biz umuyoruz ki onlar hatalara düşmeyeceklerdir.

Umuyoruz ki içlerinden “aklı evvel” bazıları çıkıp, “durumdan menfaat devşirme” yoluna sapmazlar. Haçlı Medeniyetinden yana olduklarını deklere edip, Haçlı ve Siyonist’ten “cesaret madalyaları” alıp, onların işareti ve desteği ile kendilerine silah doğrultmuş olan 3-5 cuntacı bozuntusunu hapse atıp, karşılığında İslam dünyasını ezmek isteyenlere kendilerini kullandırtmazlar. Ülkelerinin zenginlik kaynaklarını ve istikbalini ipotek etmezler. Bağımsızlıklarını ve iradelerini peşkeş çekmezler. Zalim ve mütecaviz Haçlılara dua edecek kadar şuursuzlaşmazlar. Ülkelerini Haçlıların silah deposu ve cephaneliği durumuna getirmezler. Şeytanlarla “ittifak” veya “koalisyonlara” girmezler. Başka Müslüman ülkelerin işgallerine destek vermezler. Kendi ülkelerini de bölmeyi hedef edinmiş olan BOP’çulara alet olmazlar. Sonra da, “Batı dünyası bizim gelişmemizi istemiyor!” veya “Sonunu bilmediğimiz bir yola girdik!” diye sızlanmazlar. Dünyalarını da ahretlerini de berbat etmezler.

Ne pahasına olursa olsun, tarihte hep yapageldikleri gibi; sonuna kadar direnip, bölünmeden, parçalanmadan, cihadı kaidelerine göre yaparak, bütün halinde, başlarına bağlı olarak, hep birlikte, zaferlerini kucaklarlar. İslam dünyasına iyi bir örnek olurlar.

Umuyoruz, duadayız, destekteyiz!..

KARDEŞLER!

Tuzak kuranlar kardeşlerinizse,

Sizi korkutmasın hiçbir kör kuyu;

Yusuf yürekli olmalısınız ki,

Allah nimete çevirsin korkuyu!..
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 746