Bugün: 17.08.2018

NATO’nun Sarhoş Askerleri


Geçenlerdeki o olaydan bahsedecek değilim.

Hani İncirlik’teki camiyi basıp, Kuranı Kerimleri yakıp camı çerçeveyi indiren sarhoş ABD askerlerinden…

O konuda sağ olsun hükümetimiz araştırmaya, soruşturmaya (!) devam ediyormuş. Elbet bir gün kamera kayıtlarına ulaşırlar (!) da gerçek bilgileri kamuoyuna açıklarlar.

Sarhoş NATO askerlerinin Afganistan ve Irak’taki rezalet ve zulümlerinden, öldürdükleri Müslümanların cesetlerine işemelerinden, kadın-çocuk-bebek demeden yaptıkları katliamlardan, yırtıp çiğneyip hakaret ettikleri “Kitabımız”dan da bahsetmeyeceğim.

Ben Saratoga-Muavenet olayını hatırlatacağım.

Yıl 1992 Ekim ayı…

Türkiye’nin de üyesi bulunduğu NATO donanması Ege Denizi’nde gerçek mermiler kullanarak bir askeri tatbikat yapmaktadır. Tatbikata katılan ABD’nin uçak gemisinin adı “Saratoga”dır.

Türk Deniz Kuvvetlerine ait donanma da bu tatbikata katılmaktadır. “Kararlılık tatbikatı” denilen bu savaş oyununa katılan Türk savaş gemilerinin isimleri şunlardır: Yavuz, Turgut Reis, Muavenet, Fatih, Yıldırım.

Savaş oyunlarının en heyecanlı bir anında, Saratoga’dan üst üste atılan 2 tane füze Muavenet muhribimizin kumanda merkezine arka arkaya isabet etmiş, büyük bir gürültü ile kaptan köşkü havaya uçmuştur. Muhribimiz kullanılamayacak kadar ağır yaralanmış, gemi komutanı dahil, 5 Türk askeri şehit olmuş, 18 asker de ağır veya hafif yaralar almışlardır.

Sarhoş bir NATO askerinin yaptığı bir hata olarak izah edilmeye kalkışılan olay, aslında Haçlı ruhunun bir tezahürü ve bir intikamdan ibarettir.

Nasıl mı?

Atılan füzelerin ismi “sea sparrow”dur. Bu füzelerin kaza ile ateşlenmesi ve programlanmayan bir hedefe yanlışlıkla gitmesi mümkün değildir. Hedefe ancak ve ancak bilerek ve kılı kırk yarıp, rota çizdirilerek ve bu çalışma bilgisayara yüklenerek gider. Sea sparrow füzesinin ateşlenebilmesi için de 6 kademenin tek tek geçilmesi gereklidir. Basılan tek bir düğme ile harekete geçemez. Üstelik bir değil iki füze atılması söz konusudur.

Bu da gösteriyor ki, bu füzeler, planlanarak ve 6 kademe kumanda sistemlerinin her biri tek tek harekete geçirilerek ateşlenmiş, muhribimiz bilerek ve isteyerek vurulmuştur. Bunun başka bir izahının olması, sarhoş askerin elinin dokunması gibi izahlar ancak çocuk kandırmaya yarayabilir.

Şimdi de bu olaydan 77 yıl önce meydana gelmiş, Çanakkale savaşlarındaki bir sahneyi hatırlatıyorum:

Çanakkale savaşlarının en enteresan olaylarından birisidir, bu olay. 12 Mayıs 1915 gecesi Morto koyunda demirli bulunan İngilizler’in Goliath isimli zırhlı gemisinin, donanmamıza bağlı bir torpidobot tarafından batırılması olayıdır. Çanakkale’deki düşman başkumandanı General Hamilton’un, hatıralarında “Türkler madalyayı hak etti.” demek zorunda kaldığı olay kısaca şöyle olmuştur:

Kirte cephemizin sol kanadındaki her harekatta, Morto koyunda bulunan düşman donanmasının ateşleri pek etkili oluyordu. Hergün yüzlerce binlerce askerimizin şehit olmasına sebep olan etkili ateşleri vardı. O halde icabına bakılmalıydı. Ancak kolay bir iş değildi bu. Zira en modern cihazlarla donatılmış bulunan İngiliz zırhlıları, ayrıca devamlı olarak bir destroyer perdesi tarafından da korunuyordu. Bir torpidobotun atış menziline gelip onlara ateş edebilmesi imkânsız gibiydi.

Osmanlı donanmasının “Muaveneti Milliye” isimli torpidobotu, aldığı emir üzerine 12 Mayıs akşamı bağlı bulunduğu Çanakkale iskelesinden ayrıldı. Soğanlıdere açıklarında gece yarısını bekledikten sonra, tekrar hareket etti. Kısa bir süre sonra iki düşman destroyeri tarafından görüldüyse de, gece karanlığında bunlardan kurtulmasını bildi. İstikamet Morto koyu idi. Bu koyda Goliath ve Cornwallis zırhlıları, sahilden 200 metre açıkta yan yana yatmakta idi. Devamlı taciz ateşleri yüzünden, askerlerimiz tarafından “Kocakarı” adı verilen Goliath’ın kulesindeki nöbetçi, yabancı bir teknenin yaklaştığını fark etmişti. Telsizle sorduğu parolaya, Muavenet İngilizce birtakım cevaplar vererek oyalamayı başardı. Muavenet, müsait mesafeye geldiğinde, besmele ile birbiri peşi sıra Goliath’a 2 tane torpil gönderdi ve hemen dümen kırarak, tehlikeli sulardan bütün gücü ile uzaklaşmaya başladı. Karanlığı yırtan patlamalarla sarsılan Goliath 5 dakika içinde sulara gömüldü. İçinde uyumakta bulunan yaklaşık 500 düşman askerinden kurtulabilen olmadı.

Muavenet gemimiz Çanakkale’de coşku ile karşılandı.

Bu olay düşmanın kendi kara askerlerini denizden etkili bir şekilde desteklemesinin de sonu oldu. Bölgeden uzaklaşmak zorunda kaldılar. Ayrıca İngiltere’deki donanma ve denizcilik bakanlarının da peş peşe istifaları geldi.

1992 yılındaki NATO tatbikatında, Saratoga gemisinin füzeleri, 77 yıl önce meydana gelmiş bulunan ve Goliath’ı batıran Muavenet’in “adaş”ından almaya çalıştığı bir intikam girişimidir. İşin ilginç yanı bunun “sarhoş asker” açıklaması ile geçiştirilmeye kalkışılmasıdır. Elbette askerlerimiz bu numarayı yutmamışlar ama, ABD dostluğunun gölgesindeki siyasilerin “gargara” yapması ile seslerini de çıkaramamışlardır.

Bunlar Haçlı ruhu taşıdıklarından dolayı, geçmişteki her olayın intikamını almak için türlü imkanları kullanmaktan çekinmezler.

Bugün de gerek Kürecik’teki füze kalkanları tesislerindeki, gerekse Patriot bahanesi ile yurdumuza sokulan NATO askerlerinin “sarhoş asker” numarası ile başımızı derde sokacak işler yapması endişesi ile ben şahsen tedirgin olmaktayım. Her ne kadar bu Patriotların savunma amaçlı olduğu açıklansa bile, içlerinde saldırı amaçlı başka silahların da ülkemize getirilip getirilmediğinden emin olamayız. Çünkü bunların denetimleri yapılmamıştır. Bırakın denetimlerini, bizim askerlerimiz bunların çevrelerine bile yaklaştırılmamaktadır.

İşin enteresan tarafı da şudur ki, bizi 1.Dünya Savaşı’na sokan iki Alman gemisine Osmanlı bayrağı çekip, o bayrak altında Rus limanlarını bombardıman etmesini kaza ile ya da yanlışlık ile izah edememiştik. İttihatcıların sadrazamı Sait Halim Paşa’nın bu izah çabaları inandırıcı bulunmamıştı. Rus, İngiliz ve Fransız büyükelçiliklerine gönderdiği yazılarda şöyle diyordu:

“Bu bombardımanlar yanlışlıkla yapılmıştır. Bir kazadır. Amacımız savaşa girmek değildir. Bir komisyon kuralım ve zarar ziyan tespiti yapalım. Bunları tazmin etmeye hazırız!”

Ama bu tarzdaki izahlar ilgililerce reddedilmiş, böylece başımız belaya girmişti.Sadrazam Hazretleri bu dehşet tablosu üzerine görevi bırakıp kaçmak istemişse de gırtlağına kadar batmış olması sebebiyle kaçamamıştır.

Şimdi de ülkemize sokulan ve ne olduğunu bile tam olarak bilemediğimiz, üstelik de “tetik bizde” diye bütün dünyaya ilan ettiğimiz bu silahlar, bir “sarhoş NATO askeri” tarafından ateşlenirse, işin lamı cimi kalmaz, ateşe atlamış oluruz. O günkü Sait Halim Paşa’nın makamında bugün bulunanların izah çabaları da başımızı dertten kurtaramaz.

Bari bu sefer erken uyansak da, şu başımızı derde sokması muhtemel “tarihin tekerrür etmesi”ni önlesek diyorum…

Bu endişe ve hatırlatmalarıma belki gülüp geçecekler ama ben tarihe not düşüyorum.

SARHOŞ ASKER

Haçlıların amacı katliam yarışı,

Her rezaleti beklerim ben domuzdan;

“Sarhoş asker” katletmesin barışı,

Ölüm marşı çıkmasın bandomuzdan!..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ