Bugün: 19.01.2018

Nereye Geldik?

Bir seçim daha sona erdi.

Milli Görüş’ün tek partisi Saadet Partisi umduğu oyu alamadı.

Nedeni, niçini, teşkilat kademelerinde masaya yatırılıp tartışılıyor, tartışılacak.

Ancak az oy alınmasının sebebi, bence meydanlarda yeterince var olamamak değildir. Meydanlarda daha etkili olmakla daha çok oy alınıyor olsaydı, AKP oy kaybetmez, patlama yapardı. Çünkü çok büyük maddi güç, çok yüksek makamları ve devlet imkânlarını kullanarak bir kampanya yürüttü. Buna rağmen büyük bir oy kaybı yaşadı. Demek ki sorun meydan sorunu değil.

Bununla ilgili sosyolojik ve siyasal değerlendirmeler yapılmaktadır. Hep beraber öğreneceğiz.

Bu seçimin en dikkat çekici yönü, ırka dayalı sonuçların öne çıkmış olması gibi gözüken neticeleridir.

Daha yakından baktığımızda, AKP’nin kaybettiği oya yakın miktarda HDP’nin oyunu arttırmış olmasıdır.

İnsanın içi cız ediyor. Acaba bölünmenin başlangıcını mı yaşamaktayız?

Hatırlayalım, 1990’lı yılların başında bölgedeki sorunların çözümü olarak Milli Görüş’ün ve Lider Erbakan’ın; ırkçı uygulamaların terki, Besmele etrafında çözüm üretilmesi olarak özetlenebilecek formül, AKP’nin iktidara gelmesi ile terk edilmişti. Bir müddet sonra Oslo’da görüşmeler başladığı anlaşıldı. Biz hemen kuşkularımızı belirtmiştik. Bu görüşmeler neticesinde ırka dayalı bir çözüm yolu seçilip, coğrafi işaretler kullanılırsa, bunun bölünmenin başlangıcı olacağını söylemiştik.

Sonra AKP iktidarı görüşmeleri çeşitli şekillerde devam ettirdi. O günün Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan “Kürt Sorunu” ifadesini kullanarak ırki yaklaşımların olacağını gösterdikten bir müddet sonra, her zaman yaptığı U dönüşlerinin birini daha yaparak, Kürt Sorunu’nun olmadığını, Tarafların da olmadığını, Görüşme Masası’nın da bulunmadığını açıkladı.

Bu demekti ki, ırka ve coğrafyaya dayalı bir çözümü milletin hazmedemeyeceğini ve seçimlerde aleyhte olacağını düşünerek ve bunların olmadığı intibaını vererek görüşmeleri gizli olarak devam ettiriyorlar. Akil adamlar gibi bazı süslü kelimelerle de millete umut pompalanıyor.

Bu görüşmeler Kandil, İmralı ve HDP üçgeninde sürdürüldü. Arada sırada özerklik sözü ağızlardan kaçsa da, gizlilik devam etti.

Devletin güvenlik güçleri bölgede pasifleştirildi. pkk bölgeyi silah deposu haline getirdi. Devlet fonksiyonları terör örgütünün oluşturduğu silahlı unsurlara bırakılmış gibi bir görüntü ortaya çıktı. Vergi toplanması, denetimler, idari kademeler oluşturulduğu haberleri ayyuka çıktı.

En son da varılan mutabakat Dolmabahçe’de paraf edildi. Sıra hayata geçirilmesi aşamasına geldi.

Şimdi şahsi tahminlerimizi şöyle ifade edebiliriz:

AKP tarafı gördü ki, Görüşme Masası, Taraflar, Kürt kelimesi,  Özerklik, Sınır v.s. gibi ifadeler toplumun hoşuna gitmeyecek ve oy kaybettirecek.

Bunu dolambaçlı yoldan yapmak için şu aşamalardan geçilmesi daha uygun olacaktı:

HDP’yi parlemantoya sokmak. Koalisyonlu bir sonuç çıkmasını sağlamak. Bunu Kenan Evren’in Turgut Sunalp’i meydanlarda savununca millet karşı partiye nasıl kanalize olmuşsa, aynı örnekten hareketle, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da meydanlarda konuşturularak bu neticeye varılmasını sağlamış olabilirler.

Koalisyon görüşmelerinde bu iki partinin en başta sanki hiç bir araya gelmeyeceklermiş gibi davranması.

Diğer koalisyon seçenekleri denenip, netice alınamadıkça halkta bir bıkkınlık meydana gelmesini sağlamak. “Ver kurtul” noktasına getirmek.

Sonra da, bakın Türkiye kötüye gidiyor, biz fedakârlık yapıp katı tutumumuzdan vazgeçiyoruz, koalisyonu oluşturacağız, diyerek halkın sempatisini toplayacak davranışlar içine girmek.

Masaya oturulduğunda da koalisyon şartı olarak Dolmabahçe’de mutabakata varılmış metni ileri sürüp, halka benimsetmek!

Böylece özerklik hayata geçer.

Bunda ölüm mü var, demeyelim.

Özerklik sınırı çok geçmeden yeni dalaverelerle ülke sınırı haline getirilir.

Çok mu hayalciyiz?

Size öyle gelebilir belki, ama biz ciddi olarak bundan kuşkulanmaya başladık.

Tarihe not düşme ihtiyacını duyduk.

Halbuki, İslam Birliği kurulmuş olsaydı, ne ırk, ne de coğrafyayı konuşmaya gerek kalmadan, Milli Görüş’ün, Besmele temelli çözümü çoktan hayata geçmiş olacaktı.

Bu da AKP’nin ne kadar pahalıya mal olduğunun bir göstergesi değil midir?

Bakın nereye geldik, neleri konuşuyoruz?

Saadet’in sloganını hatırlayalım:

“Oylar bölünmesin diye değil, ülke bölünmesin diye!..”

DİYALOG

-Anlaştık da, kolay bir yol bul;
-Önce sen şu, şu yolu tıka!
Millet bıkınca der, ver kurtul
İşte size bir politika!

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 592