Bugün: 24.04.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Örgütler Arasında Kaybolmak

Örgütler Arasında Kaybolmak

Siyasetçiler örgüt araştırıp tartışıyor!

Medya mensupları, açık oturumlar, kapalı oturumlar, hep örgüt üzerine!

Ankara’da patlatılan ve rekor sayıda insanımızı öldürüp yaralayan bombaları hangi örgüt koymuş olabilir?

Körebe oyunu gibi!

Örgütler arasında kaldık!

Herkes değişik tahminler yürütüyor. Hükümet de, bulduk, buluyoruz, kenarına geldik edebiyatı ile kamuoyunu güya bilgilendiriyor!

Meselenin aslını konuşan veya gündeme getiren yok!

Nedir meselenin aslı?

Bize ne oldu?

Kim böyle parçalara ve guruplara ayırdı da, kötü niyetli örgütlerin, yani teröristlerin maksatları için uygun ortam haline getirildik?

İşte asıl bunu tartışmalıyız!

Birbirimizi itham eder, suçlar, aşağılar hale nasıl getirildik?

Bu hale getirilmişsek her bir terör örgütünün kolayca provoke edebileceği ortamları oluşturmuşuz demektir. Sonra da bunu yapan şu örgüt mü, bu örgüt mü bilmecesinin çözümü ile uğraşarak günlerimiz geçip gidiyor!

Örgütün adının belirlenmesi, ya da bombacıların kimliklerinin tespit edilmesi bize çok bir şey kazandırmayacak ki! Bunlar polisin ya da hukukun işine yarayacak şeylerdir.

Toplumumuzun politik önderlerinin çoğu 1950 li yıllardan beri gerilim politikaları uygulamıyorlar mı?

DP-CHP, arkasından AP-CHP, sonra, ANAP-CHP, bugün de AK Parti-CHP gerginliğinden nemalanmak isteyen politikacılar bizi darmadağın etmediler mi?

Bu kadar sene, Milli Görüş’ün koalisyon ortağı olduğu toplam 2 seneye yakın bir zamanı istisna edersek, gerilim ortamı bize neler kaybettirdi? Hiç hak etmediği halde gerilim politikasından dolayı milleti korkutarak oy alıp iktidar koltuğunu kapan vasıfsız politikacılar neler kaybettirdi?

Yakın zamanı hatırlıyoruz:

AK Parti, CHP ve MHP’yi nerdeyse düşman ilan edip, oylarını arttırırken birliğimizin aldığı yaraları küçümseyebilir miyiz?

CHP’nin veya MHP’nin aynı gerilimin diğer tarafından yararlanmak için nasıl düşmanlık edebiyatı yarışına girdiğini unutabilir miyiz?

Birbirlerine yaptıkları hakaretler ve hatta yer yer küfürler halkımızın ayrışması ve birbirlerine düşmanmış gibi davranması neticesini doğurmadı mı?

AK Parti-CHP ve MHP suni gerginliği ve koalisyon için uzlaşamayışları şu anda bile toplumumuzu hangi cenderelerin içine sürüklüyor?

Uzlaşma, rakip partilerle koalisyon kurma, diyalog geliştirme anlayışını hayata geçiren Milli Görüş partilerinin bu uzlaşma kültürü ile ülkemize olan hizmetlerini unutmak mümkün mü?

Çünkü Milli Görüş anlayışını Merhum Liderimiz Erbakan Hocamız şöyle açıklıyordu:

Dünyada iki tür insan vardır:

1-Milli Görüşçüler!

2-Milli Görüşçü olmayı bekleyenler!

İşte bu anlayışla kimseyi dışlamadan, bütün olarak suçlamadan, milleti bölmeden onlara kendini anlatma çabası, toplumumuzu adeta bütünleştirmişti.

Allah Dostu Erbakan kitabımızda da birçok hatırasını anlattık. O bir lideri veya şahsı eleştireceği zaman söze şöyle başlardı:

“Kendilerini çok severiz, şahıslarına diyeceğimiz bir şey yok. Ama biz onun zihniyetini ve icraatlarını eleştirmek ve yanlışlarını söylemek zorundayız!”

Sözlerini hikmet ve nükte ile sürdürür, kırmadan, incitmeden, dışlamadan, sırtını okşayarak en güzel şekilde muhalefetini yapar, icraatlarını ve zihniyetlerini en edebi şekilde eleştirirdi. İşte bu tutumla milletimizin birlik ve bütünlüğüne çok büyük katkılar yapmıştı.  
Bu günkü yanlış uygulandığı şekilde, “bana oy vermişsen bizdensin, vermemişsen vatan hainisin, kahpesin, düşmansın” anlayışı bizi bölük börçük etmeye başladı. Sayın Arınç bunu çok açık olarak ifade etmişti:

“Evet biz oylarımızı arttırdık, yüzde 50 oy ile iktidar da olduk, ama uyguladığımız yanlış politikalarla dışımızdaki yüzde 50’yi kendimize düşman hale getirdik, bu çok tehlikeli bir durum!”

Böyle bölünmüş bir toplumda da, terör örgütleri faaliyetleri için uygun ortamı bulmakta ve maalesef çok acı olayları bize yaşatmaktadır.

Gördük, bölünmeye çalışılmış toplum kesimlerinin bir bölümü bu katliamdan devleti elinde bulunduranları açıkça suçlarken, diğer bölümü falanca filanca gurupların oylarını arttırmak için bu katliamı gerçekleştirdiğini söyleyebilecek duruma getirilmişlerdir.

Bu ortamda ise herkes terör örgütü isimleri ile yatar kalkar olmuş, lakin bu bölünmüşlüğün bütün bunların ana sebebi olduğunu ağızlarına bile alamaz duruma gelmişlerdir.

Bu gerginlik politikalarından mutlaka vazgeçip halkı kendi arasında ve devleti milletle kaynaştıracak siyasetler geliştirilmesi ve izlenmesi şarttır.

Bu durumda halkımız da takdir eder ki, Milli Görüş, yani Saadet Partisi tarihteki kaynaştırıcı rollerini oynamak için gerekli desteği hak etmekte ve beklemektedir.

Aksi takdirde bu gidiş bizi bölünmeye doğru götürüyor.

Bir de mezhep kışkırtıcılarını işin içine dâhil edersek, dilimiz varmıyor ama söylemek zorundayız, iç savaşın eşiğine getirilmiş bulunmaktayız!

Terör örgütü arayışlarını emniyet mensuplarına bırakarak meselenin bu boyutunu konuşmaya başlarsak daha hayırlı olacaktır.

AKLINIZI BAŞINIZA ALIN

Ya halkımızı yeniden barıştırır,
Sevgiyle el ele tutuşturursunuz;
Ya terörist ortalığı karıştırır,
Nifak ateşini tutuşturursunuz!

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 487