Bugün: 19.06.2018

Ormanda Yaralı Bir Manda

Hep düşünmüşüzdür:

AKP iktidarının yöneticileri, paralelci dedikleri ve 12 yıl beraber çalıştıkları kadronun farkına ne zaman vardılar?

Davutoğlu’nu dinlediğimizde, “Mayıs-2013 tarihinde her şeyi fark ettik, anladık, diyor.”

Bu demektir ki, bu paralelcilerin darbe yapmak istediklerini, devlet içinde paralel kadro kurduklarını ve fırsat gözlemekte olduklarını o tarihte anlamışlar.

O zaman akla takılan sorular var:

Mayıs ayından 17 Aralık tarihine kadar yaklaşık 7 ay içinde bu konuda hangi tedbirleri aldılar?

O 7 ay içinde herhangi bir tedbir aldıklarına dair hiçbir emare yok. Böyle bir suçlama ile açığa alınan, sürülen, tutuklanan herhangi bir kimse yok, suçlama yok.

Üstelik o Mayıs ayından 2 ay sonra, başta zamanın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, üst düzey AKP’li kadrolar, ‘Türkçe Olimpiyatları’na katılarak, bugün terör örgütünün başı dedikleri şahsa övgü üstüne övgüler yağdırdılar.

Daha da enteresanı, en tepede bulunan Cumhurbaşkanı Gül’e bilgi vererek, Başbakan Erdoğan’dan izin alarak, (ya da görevlendirilerek) Davutoğlu, Arınç, ve diğer bazı bakanlar Pennsylvania’ya, bugün terör örgütünün başı dedikleri kişiye ziyarete gitmişler. Hem de ailece ve yatılı olarak.

Bunu akıl, mantık kabul ediyor mu?

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konuda diyor ki, “biz hep iyi niyetli davrandık, ellerimizi uzattık, ama iyi niyetimize karşılık göremedik.”

Düşünün, sizin söylemlerinize göre devletin kadrolarını ele geçirmiş bir “terör örgütü” ve üstelik darbe yapmaya hazırlanan bir örgütün varlığını Mayıs ayında tespit ettiniz. Bu bilgilerden 2 ay sonra terör örgütünün başı dediğiniz şahsa övgüler yağdırmakla kalmıyorsunuz, 6 ay sonra, yani Ekim ayında da bakanlarınızdan oluşan bir ekibi “örgüt” ün başına gönderiyorsunuz. Ailece iyi niyet temennilerinizi iletiyorsunuz, ama o iyi niyetinizi anlamıyor. Sizin iyi niyet taşıyan elleriniz havada kalıyor.
 
İnsanın aklına tuhaf şeyler geliyor:

Acaba neyin iyi niyeti, neyin pazarlığı, neden bir bakan değil de bakanlar, neden tek değil de ailece, neden ‘Örgüt’ün başına misafir olup yatıya kalınıyor?
 
Anlaşılır gibi değildir.

Aradan 2 ay bile geçmeden, 17 ve 25 Aralık’ta bakanlara ve aile fertlerine yönelik yığın yığın suç delili ile, hırsızlık, rüşvet, vurgun operasyonu patlıyor. Sonra üst düzey AKP’lilerin birbirleri ve aile fertleri ile dudak uçurtan konuşma kasetleri gündeme oturuyor.

Arkasından, “biz devletiz, bu operasyonu yapanlara pabuç bırakmayız” türünden, burnundan dumanlar fışkırırcasına operasyonu yapanların üzerine çullanma, tehdit, sindirme, görevden alma, sürgüne gönderme, tutuklama, haşhaşilikle suçlama, inlerine girme tehditleri, “terör örgütü” ithamları, ABD’den istemek için girişim yapıyor görüntüleri ve daha tuhaf bir sürü güç gösterileri.

Ama şu ana kadar ciddi bir delil, suç dosyası, kırmızı bülten ya da benzeri bir sonuç yok. Üstelik bütün bunlar kendilerine bir mahalli seçim ve arkasından Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde avantaj sağlıyor.

Bir tarafta güçlü kuvvetli, her imkânı elinde tutan bir AKP iktidarı var, bir tarafta terör örgütü suçlamasına muhatap bir kadro ve onun başı var. Ama bunlar tam ortaya çıkmış, ya da çıkarılmış değil.

Güçlü kuvvetli iktidar 17-25 Aralık’ta rüşvet, yolsuzluk, vurgun ve suiistimal ithamları altında bir sağa bir sola tehditler savurarak vuruyor ve her defasında ufalarak ve ufalanarak eriyor.

Hayvan belgesellerini çok izlediğimizden midir, nedir bu durum bize bir orman kanununu hatırlatıyor:

Komodo Ejderi isimli bir sürüngenin kendinden 10-20 kat daha iri olan yabani mandayı avlama taktiği.

İzlemiş olanlar bilir. Komodo ejderi, 1 ila 1,5 metre uzunluğunda, 100-150 kg ağırlığında, kertenkele görünümünde bir sürüngen. Kendinden çok büyük ve cüsseli hayvanları avlayarak rızkını temin eder. Örneğin yabani manda ki en az 1,5-2 ton ağırlığında bir hayvan.

Ejder, otlamakta olan mandaya arkadan yaklaşır. Manda farkına varmıştır ama bunun kendisi için bir tehlike oluşturamayacak kadar küçük bir cüssesi olduğunu düşünerek pek aldırış etmez. Ejdere sert bir bakış atar, keyfine devam eder. Ejder onun bu rahatlığından faydalanarak arkadan yaklaşır ve hızla hareket ederek mandanın arka bacağından bir ısırık alır. Dişlerini batırır bırakır. Canı yanan manda burnundan dumanlar fışkırarak geri dönüp ejdere hücum ederse de, kıvrak ejder bunu kolayca savuşturur.

Manda artık ayağından yaralıdır. Kan kaybetmeye başlar. Damarına zerk edilen Ejderin salgısında bulunan çok zehirli bakterilerin vücuduna yavaş yavaş yayıldığının farkında bile değildir.

Ejder ise sonuçtan emin bir şekilde, diğer av ortakları olan hemcinsleri ile beraber mandayı izlemeye alır. Yaklaşmadan ve uzaktan. Manda her geçen gün güçten kuvvetten düşmeye başlar. Isırılmış ayağı artık yere basamaz derecede şişmiş, iltihaplanmıştır. Kocaman vücut günden güne gücünü kaybetmektedir. Ve haftalar sonra ormanın bir yerine yığılıp kalır. Şimdi gün ejderlerin günüdür. Avları çok büyüktür ve kendilerine günlerce yetecek miktardadır. Bir sonraki avlarına kadar bununla geçinip giderler.

Nereden de aklımıza geldi?

Nasıl gelmesin ki, gücünden emin AKP günden güne zayıflamıyor mu?

17-25 Aralık ısırıklarının yeri iltihaplanıp şişmedi mi?

Sonuç ne olur bilemeyiz!

Allah devletimizi ve milletimizi bu güç gösterisinden yara almadan kurtarsın diye dua etmekten başka ne yapabiliriz ki?
 
TUZAKTA BİR MANDA
 
Nasıl da ibretlik olaylar var,
Şu hayvanlar ülkesi ormanda?
Sürüngen ejder rızık kovalar,
Tuzağa düşer koca bir manda!

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 712