Bugün: 21.08.2018

Çözüm İstemek!..


Çözüm istemekle çözümü istermiş gibi görünmek arasında çok fark vardır.

Çözüm istemek, gerçekten bıkıp usandığımız bu sorundan “kurtulmayı istemek”, risk almak demektir.

Risk almak nedir?

Siyasette risk almak, “fırsatçı” ya da “kişisel çıkarcı” davranmayıp, gelecekteki olası tüm seçimleri kaybetme uğruna, topluma gerçekleri anlatmaktır.

Bunu sadece bir taraf için söylemiyorum. Hem Başbakan, hemde Cumhurbaşkanı toplumlarına gerçekleri açıkça söylemelidir diye düşünüyorum.

Siyasetçi olmak ve özellikle de başbakanın, cumhurbaşkanının yerinde bulunmak da istemezdim. Bunu da eklemiş olayım.

Yani “yiğidi öldür ama hakkını yeme”... Nasıl mı?

Çünkü “eleştiriyoruz” ama ikisinin de işi kolay değildir. İkisinin de demokrasinin gereği olarak, muhalifleri vardır.

Çoğu zaman aşağı tükürseler sakal, yukarı tükürseler bıyık durumundadırlar.

Öyle söyleseler “soldan” kızacaklar; böyle söyleseler “sağdan” kızacaklar.

Başbakan da cumhurbaşkanı da çok zor bir konumdadır.

Ama yine de, topluma doğruları söyleyebilme cesaretinde olmaları gerekir.

Çözüm olacaksa, toplum bu çözümün nasıl olacağını “aniden”, “soğuk duş” ya da “şok” modeli yaşamamalıdır.

Evet, bazı kriterler açıkça dile getirilmiş olabilir ama toplumların her ikisinin de temel bazı noktalardaki tavırları şimdiden bilmelerinde yarar olduğunu düşünüyorum.

Bir de ak koyun kara koyunun açıkça bilinmesi açısından, masada nelerin kabul edildiğini açıkça bilmemiz faydalıdır.

Her iki toplumda da çözüm amacıyla atılacak adımlar bir çok çevre tarafından “taviz” olarak adlandırılabilir.

Türkiye’de siyasi iktidar ile “öteki” iktidarın bir çok konuya yaklaşımları arasında 180 derece fark olduğu bilinmektedir.

Asker ağırlıklı “bol bayraklı, bol anıtlı” grup ile AK Parti ağırlıklı “AB’ci” grup arasında, olası bir çözüm taslağının değerlendirilme farkları olacağı apaçık ortadadır.

Türkiye’de, elle tutulur bir toplumsal tartışma ortamı yaratılmamıştır. Gören varsa, işiten bulunuyorsa, bana da aktarsın!

Yarın masadaki bazı “uzlaşma noktaları” açıklandığında, “şokla birlikte” büyük fırtınalar kopabilecektir.

Toplumlar bence ne konuşulduğunu, hangi konuların tartışıldığını şimdiden, net bir şekilde bilmeli ve hazmetmeye çalışmalıdır. Söylentiler, dedikodular ve spekülasyonlar bir kenara atılmalı, toplumlara nelerin konuşulduğu, nelerin tam olarak üzerinde anlaşmaya varıldığı duyurulmalıdır.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ