Bugün: 22.01.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Emperyalizm Tiyatrosu’na Hoş Geldiniz

Emperyalizm Tiyatrosu’na Hoş Geldiniz

Bir `Ağaç Protestosu` değil bu yaşananlar…
Bu olay bana 28 Şubat 1997’yi hatırlattı. Tam 16 yıl önceydi... Tarihin görüp göreceği en büyük zulümlerinden birine uğradılar. Mamaklarda, Metrislerde binbir türlü işkenceye maruz kaldılar. Bağlı bulundukları inanç, büyük bir darbe yedi. İşlerini kaybettiler, aileleri parçalandı, perişan oldular. Yıllarca sürgünlerde yaşadılar. Bitmeyen davalarda inim inim inletildiler. Bu olaylarda ise zamanın paşaları en önemli rolleri oynadılar.  Aynı oyunu 2013 yılında da tezgâhlayan bu gözü dönmüşler, sevelim ya da sevmeyelim seçimle Başbakan olmuş Recep Tayyip Erdoğan’ı Taksim Gezi Parkı’ndaki ağaçlara asacaklarını deklare edecek kadar edepsizleştiler. Ancak bir ayrıntıyı unuttular. Türkiye, o eski Adnan Menderes’in Türkiye’si değil. Bu ülke bir daha seçilmiş Başbakan’ının asılmasına seyirci kalmayacaktır ve asla da izin vermeyecektir.

Dönemin Hava Kuvvetleri Komutanlığı eski İstihbarat Başkanı emekli Tümgeneral Yücel Özsır`ın, personel çocuklarının özellikle takibi için talimat yayınladığı ortaya çıkmıştı.

Özsır`ın imzasını taşıyan 18 Aralık 1995 tarihli iç tehdit faaliyetlerine karşı koymaya ilişkin kişiye özel emir, tüm birlik komutanlarına gönderilmişti.

Özsır`ın emir yazısında, sakıncalı personelin tespiti için çocuklarının takip edilmesi istenilmişti.

8 maddelik emir yazısının 4. maddesinde; `Eş ve çocukların giyinişlerine dikkat edilecek. Eş ve çocukları belli bir ideolojiye göre giyinen personel uyarılacaktır. Uyarılara uyulup uyulmadığı takip edilecektir` ifadeleri yer aldı. Çocukların uygun kılık kıyafete sahip olup olmadıklarının fotoğraflarının incelenerek tespit edilmesi emri verilmişti.

Öte yandan her hangi bir suça bulaşmamış olsa da sakıncalı olarak görülen personelin işyeri ve evlerinin de dinlenilmesinin talimatının verildiği ortaya çıkmıştı. Gizli ibareli emirin 1.maddesinde; `İşyeri ve ev telefonları yasalara ve yönergelere göre gerekli müsaadeler alınarak MİT Bölge Temsilcilikleri ve Mahalli Emniyet Makamları ile gerekli koordinelerde bulunularak dinlenilecektir` denilmişti.

Özsır`ın imzasını taşıyan emrin 2. ve 3. maddesinde şunlar yer almıştı: “Sakıncalı ve şüpheli personele mümkün olduğu nispette düşük sicil notu verilecektir. Üstlerine karşı itaatsizlik disiplinsizlik olarak telakki edilecek ve disiplin amirlerinin yetkileri dâhilinde cezalandırılacaktır.”

Ayrıca Özsır tarafından sakıncalı personelin eş ve çocuklarına sağlık fişi verilmemesi talimatı verilmişti. Özsır tespit edilen ailelere orduevi ve sosyal tesislere girişlerinin önlenmesi için kimlik kartı verilmemesini de emretmişti. Bu sadece küçük bir örnek. Bunun gibi nice olayları yaşadı Türkiye…

PROVAKASYONLARA GELMEYELİM!

ALMAN KANALLARI : "Türkler savaşırsa kazanır."
İTALYAN KANALLARI : "Bir ağaç için bunu yapan Türkler`in neler başarabileceğin­i siz düşünün."
LONDRA KANALLARI : "Onlar Atatürk`ün çocukları ve onlar uyandılar!"
KANADA KANALLARI : "Onlar her savaşı kazanırlar."
RUSYA KANALLARI : "Türkler inanılmaz, her şeyi başarıyorlar."
İNGİLTERE KANALLARI : "Türkler harika, onların yaptığını şu ana kadar hiç bir yerde görmedik."
NORVEÇ KANALLARI : "Dünya sizi izliyor, asla geri adım atmayın."
TÜRKİYE KANALLARI : "Ahmet amca 45 yaşında, 2 evlilik yapmış taliplerini bekliyor…”

Dış basının bunu ‘Türk Baharı’ diye bütün dünyaya duyurmasından anlaşılacak tek sonuç ‘Emperyalizm Tiyatrosu’na Hoş Geldiniz’ mesajıdır ve bu yapılanlar alenen provokasyondur. Burada iç basın da suçludur. Çünkü bunun bir provokasyon olduğunu söylemeyen (söyleyemeyen) iç basın da bu provokasyona zemin hazırlamaktadır.

Adama soruyorsun, diyor ki; “Halk uyandı, halk gözünü açtı.” Hâlbuki şu anda uyandıklarını düşünenler yıllarca bu memlekette öteki olarak gördükleri insanlara yapmadıkları zulüm ve işkence kalmamıştı. Eğer arkadaşım uyandın ve baktın ki memleket kendi istediğin gibi değil o zaman ufaktan toz kaldırmadan soluğu ABD’de ya da Avrupa’da alacaksın. Yok, ben kalacağım ve hakkımı arayacağım diyorsan da adam gibi efendi gibi sandığa gidip oyunu vereceksin. Çözümü; kaosta, anarşide ve kışkırtmada aramayacaksın.

Bakara Suresi 217. Ayette fitne ile ilgili Allahû Teâlâ bizlere şu sözleri söylüyor:

“Yes’elûneke aniş şehril harâmi kıtâlin fîh(fîhi), kul kıtâlun fîhi kebîr(kebîrun), ve saddun an sebîlillâhi ve kufrun bihî vel mescidil harâmi ve ihrâcu ehlihî minhu ekberu indallâh(indallâhi), vel fitnetu ekberu minel katl(katli), ve lâ yezâlûne yukâtilûnekum hattâ yeruddûkum an dînikum inistetâû ve men yertedid minkum an dînihî fe yemut ve huve kâfirun fe ulâike habitat a’mâluhum fîd dunyâ vel âhireh(âhireti), ve ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).”


“Sana haram (hürmetli) aydan ve onun içinde yapılan savaştan soruyorlar. De ki: “Onun içinde (o ayda) savaş büyük (günahtır). (Fakat insanları) Allah yolundan saptırmak (alıkoymak) ve O`nu inkâr etmek, (mü`minlere) Mescid-i Haram`ı (yasaklamak) ve onun halkını oradan (Mekke`den sürüp) çıkarmak ise Allah katında daha büyüktür (büyük günahtır). Ve fitne, (adam) öldürmekten de daha büyüktür (bir suç ve günahtır). Eğer onların güçleri yetse (yapabilseler), sizi dîninizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaktan geri kalmazlar. Sizden kim dîninden dönerse, o takdirde o, kâfir olarak ölür. Bu sebeple işte onlar, amelleri dünyada ve ahirette boşa gitmiş olanlardır. Ve işte onlar, ateş ehlidir. Ve onlar, orada ebediyyen kalacak olanlardır.”

Reyhanlı için bu kadar ağlamayanlar, iki ağaç için Taksim’i birbirine kattı. Reyhanlı’da yaşama hakkına son verilen 51 terör mağduru vatandaşımızın hayatı, Taksim Gezi Parkı’ndaki ağaçların yaşama hakkından daha mı değersizdi?

İrdelenmesi gereken bir konu da Reyhanlı saldırısından kısa bir süre önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyaret programı olmasıydı. Ne tesadüftür ki, Sayın Başbakan ne zaman ABD’ye gidecek olsa hemen öncesinde Türkiye’nin bir yerlerinde mutlaka bir bomba patlar… Reyhanlı’daki patlayan bomba da işte tam bu ABD ziyaretinin arifesinde gerçekleşmişti. İngiltere Başbakan’ı ölen 1 asker için Fransa ziyaretindeyken apar topar İngiltere’ye dönmüş ve olay yerinde incelemelerde bulunarak başsağlığı için askerin ailesine başsağlığı ziyaretinde bulunmuştu. Ama Sayın Başbakanımız Erdoğan, patlama olduktan sonra ABD ziyareti programında herhangi bir değişiklik yapma gereği duymamış ve ziyareti gerçekleştirmişti.

AĞAÇ BAHANE, MAKSAT PROVOKASYON

AKP, AVM`leri yıkıp yerine yeşil alan yapsa; "Alışveriş hakkımızı elimizden alamazsınız" diye kıyamet kopardı. Maksat provokasyon. Konu ağaç olur, AVM olur. Emperyalistler nasıl olsa bir sebep bulur.

Taksim`de 50 ağaç için 6 gündür eylem yapanlar Suriye`de on binlerce insan ölürken gıklarını çıkarmadılar. Ömrü hayatı boyunca tek bir fidan dikmemiş adamlar, ‘Diren gezi parkı’ diyor, polise taş atıyor.

Bir zamanlar İmam Hatipliler coplanırken sesini çıkarmayanlar, ‘Hakkınızı demokrasiyle arayın’ diyenler şimdi coplara muhatap oluyor. İlahi adalet bu olsa gerek! İmam Hatipliler biber gazını yerken sizin; "Bu yapılanlar az bile" naralarınız yankılanıyor hâlâ bu gök kubbede.

Bunların derdi ağaçların kesilmesi değil. Dertleri ağaç olsaydı yılbaşı gecesi çam ağaçlarını kesmezlerdi. Ama insana sorarlar: “Ülke terörle uğraşırken neredeydiniz?” Suriye, Filistin, Mısır ve diğerleri can çekişirken neredeydiniz? Onca şehit verirken neredeydiniz? Yüzlerce genç birbirine düşürülüp ölürken neredeydiniz? Darbe dönemlerinde insanlar işkence görürken neredeydiniz?

Doğu illerinde pkk eylemlerinde polisimize destek veren arkadaşlar İstanbul`da polise taş sopa atmak neyin nesi? pkk’dan ne farkınız kaldı? Huzur bozmaktan, insanları galeyana getirip düzen bozmaktan ne anlıyorsunuz?

Taksim’de bu olayları yapanlara sesleniyorum. Asıl hayatın ölümden sonra başlayacağı ve herkesin bu sonsuz hayatında; dünyada yaptığı amel ve eylemlere göre bir muameleyle karşılaşacağı Kuran`da haber verilen bir gerçektir. Fakat fayda vermeyecek işlere dalıp oyalanılan, ezbere yaşanan, düşünülmeyen bir hayatın içinde vicdanın sesine uymak gerçekten çok zordur. Herkes dünya hayatı için kendisine çıkar sağlayacak planların peşindedir. Bu planların içinde ölüm ve sonrası hiç yoktur. Hâlbuki ölüm, bu planlanan olayların her birinden çok daha kesin bir gerçektir. Ama insanlar ölümü hiç hesaba katmazlar. Sanki hiç ölmeyecekmiş gibi bir hayat sürmeye çalışırlar.

‘Emperyalizm Tiyatrosu’ dünyanın çeşitli ülkelerinde her fırsatta yeni bir oyunu sahnelemektedir. En son oyunu da Türkiye’de sahnelendi. Oyunun adı: ‘Taksim Gezi Parkı’ Türkiye’deki provokatörler tarafından sahnelenen bu oyun, toplumun bir kesimi tarafından ayakta alkışlandı ama büyük bir kısım tarafından da konunun iç yüzü tahmin edildiği için nefretle kınandı.

Bu oyunu ayakta alkışlayanlara şunu söylemek istiyorum. Bir gün Afganistan, Irak, Filistin ve Suriye gibi işgal altında kalmış bir ülkenin kimliğini taşırsanız; acaba o gün de bugünkü gibi bu provokasyonu ayakta alkışlayabilecek misiniz? Kusura bakmayın ve bizleri, sizi desteklemediğimiz için istediğiniz kadar eleştirin. Biz şunu çok iyi biliyoruz. Bu emperyalistler bir gün Türk Bayrağı’nı bu gök kubbeden indirme imkânı bulurlarsa biz tekrar o bayrağı gök kubbeye çekmek için bu topraklarda olacağız. Siz de bu ‘Emperyalizm Tiyatrosu’nu isterseniz ABD’de, isterseniz Avrupa’da ya da dünyanın neresine isterseniz oraya gidip izleyebilirsiniz… Eğer amacınız ağaç dikmek olsaydı yüzünüzde maske değil;  elinizde fidan olurdu. Bu sebeple protesto gösterilerini iyi niyetli gösterme çabalarınız pek inandırıcı gözükmüyor.

POLİS DE HATALI MIYDI?

Polisin orantısız güç kullandığı iddiaları da bazı istisnalara bakarsak maalesef ki doğru gözüküyor. Orantısız güç kullanan bu polis memurları; hem kendi meslek yaşantılarını tehlikeye atarken, hem de meslektaşlarının halkın gözündeki imajını bozuyorlar. Netice itibari ile polisin suçluya fiziki müdahale ile cezasını olay yerinde kesmek gibi bir hakkı kanunlar çerçevesinde verilmiş değildir. Yani polis, kendisine fiziki bir saldırı olsa bile sinirlerine hâkim olmalı, bu kişi hakkında resmi şikâyet dilekçesini suçlu ile birlikte Savcılığa teslim etmeli. Eğer polis, kendi adaletini kendi sağlamaya çalışırsa orantısız güç dediğimiz sıkıntılar sürekli tekrar eder.  Bu tür çirkin görüntülerinin bir daha olmaması için en azından disiplin cezası verilmeli, aşırı güç kullananlara da görevden alma gibi cezalar verilerek, yeni yetişen polis memurlarına örnek teşkil etmeli diye düşünüyorum.

Taksim olaylarının sosyal medyadaki yalan haberlerini okumak için aşağıdaki linki tıklayarak ‘Emperyalizm Tiyatrosu’nun son oyununun tanıtım fragmanına bir göz atmanızı tavsiye ederim.

http://www.kerasushaber.net/haber/turkiye_1/taksim-yalanlari-sosyal-medyada/4022.html
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1473