Bugün: 25.06.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Göklerin ve Yerin Orduları Allah`ındır

Göklerin ve Yerin Orduları Allah`ındır

Kur’an-ı Kerim’in dinimiz İslam’ı en güzel şekilde yaşamamız için bize emrettiği Allah’a ulaşma dileğini yapmayı, Mürşit’ten tövbe almayı ve nefs teskiyesi yapmayı günümüz din adamları bilerek ya da sistemin farkında olmadığı için bilmeyerek gizlemektedir
Tabi bu gruba din adamı olmayıp, insanları Allah’ın yolundan uzaklaştırmayı hayatlarının amacı olarak tayin etmiş müşrikler ve münafıklar da dahildir.

Biz Müslümanların amacı ise tüm engellemelere rağmen Kur’an-ı Kerim’in gerçeklerini öğrenmek ve hayatımıza tam manası ile tatbik etmektir. Bunun yolu da yukarıda bahsettiğim üç yolu takip etmekten geçiyor. Yani Allah’a ulaşma dileği, Mürşide tabiyet ve nefs teskiyesi yapmak.

KALBE İMANIN YAZILMASI NASIL OLUYOR?

Şimdi de Kur’an-ı Kerim’den bir ayetle bu konuyu açıklamaya çalışalım:

FURKAN 70: “Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur’dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderendir).”

Allahû Tealâ Furkan Suresi 70. Ayet-i Kerime’sinde bir tövbe merasimini anlatmaktadır. Kim Allah`a ulaşmayı dilerse o kişi mü`min olur. Sonra Allah, onun üzerinde Rahmân esması ile tecelliye başlar. Ve gözlerindeki hicab-ı mesture, kulaklarındaki vakra ve kalbindeki ekinneti alır. Kalbin mührünü açar, ihbat koyar. Allah onun kalbine ulaşır. Kalbinin nur kapısını Allah`a çevirir. Göğsünden kalbine nur yolu açar. Kişi zikir yaptığında, Allah`ın katından rahmet ve fazl göğsüne gelir. Göğsünden kalbine ulaşır ve kalbe %2 rahmet girer. Ve böylece kişi huşû sahibi olur. Allah`tan mürşidini sorar. Mutlaka Allah ona mürşidini gösterir. Ve mürşidine ulaşır. Tâbiiyet Rahîm esmasının tecellisini sağlar. Kişinin tâbiiyeti sırasında kalbine îmânın yazılmasıyla, kalbindeki mevcut îmân artırılmış olur. Aslında kişinin mü`min olduğu yer 3. basamaktır (Allah`a ulaşmayı dilemek). Buradaki mü`min oluş müessesesindeki ölçü, Bakara Suresinin 6 ve 7. âyetlerindeki kâfir olmanın zıddı olan mü`min olmaktır.

14. basamakta kişinin kalbine, Mucâdele Suresi’nin 22. Ayet-i Kerime’si gereğince Allah, îmânı yazar:

MUCÂDELE 22: “Allah’a ve ahiret gününe (ölmeden önce Allah’a ulaşmaya) îmân eden bir kavmi, Allah’a ve O’nun Resûl’üne karşı gelenlere muhabbet duyar bulamazsın. Ve onların babaları, oğulları, kardeşleri veya kendi aşiretleri olsa bile. İşte onlar ki, (Allah) onların kalplerinin içine îmânı yazdı. Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eğitilmiş olan, devrin imamının ruhu onların başlarının üzerine yerleşir). Ve onları, altından nehirler akan cennetlere dahil edecek. Onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Allah, onlardan razı oldu. Ve onlar da O’ndan (Allah’tan) razı oldular. İşte onlar, Allah’ın taraftarlarıdır. Gerçekten Allah’ın taraftarları, onlar, felâha erenler değil mi?”

Kalbine îmân yazılınca kişi, kalbindeki îmânı artan bir mü`min olur. Âyet-i kerime bunu net olarak söylüyor. Kalplerin içine îmân koyarak îmânı arttırıyor Allahû Tealâ:

FETİH 4: “Mü’minlerin kalplerine, îmânlarını îmân ile artırsınlar diye sekîneti indiren, O’dur. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Ve Allah; Alîm’dir, Hakîm’dir.”

İşte îmânın îmânla artma müessesesi, kişinin kalbine Allahû Tealâ`nın gönderdiği sekînetle îmânı yazması halidir.

FATIR 5: “Ey insanlar! Muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına güvendirerek) aldatmasınlar.”

Bu âyet-i kerimede aldatıcıların insanı Allah`la aldatması anlatılmaktadır.

2 TÜR İNSAN VARDIR

Allah`ın her söylediğini Kur`ân-ı Kerim âyetleriyle ispat eden insanlar Allah ile aldatanlar değillerdir. Onlar, Allah`ın doğrularını söylerler. Allah ile aldatanların karşısında olanlardır. Hakikatler, Allah`ın bizatihi Kur`ân öğrettiği bu insanlardan etrafa yayılır. Her devirde, her kavmin içinde Allah`ın bir resûlü mutlaka vardır. O resûl mutlaka inkâr edilmiştir; yalancı olduğu iddia edilmiştir ama sonunda resûl olduğu kesinleşmiştir.

İnsanlara Allah`ın söylemediği şeyleri söyleyerek, Allah ile aldatanlar.

Allahû Tealâ diyor ki: “Allah`a ulaşmayı dileyeceksiniz. Eğe dilemezseniz cehennemden kurtulamazsınız.” Allah ile aldatanlarsa diyorlar ki: “Hayır, Kur`ân-ı Kerim`de böyle bir şey yoktur.”

Allahû Tealâ diyor ki: “Ruhunuzu ölmeden evvel Allah`a ulaştırmak mecburiyetindesiniz; 12 defa farz kıldım üzerinize.” Allah ile aldatanlarsa diyorlar ki: “Hayır, Kur`ân-ı Kerim`de böyle bir şey yoktur. Ruh vücuttan ayrılırsa kişi ölür.”

Allahû Tealâ diyor ki: “Ey insanlar, muhakkak ki Allah`ın vaadi haktır! Allahû Tealâ`nın vaadi Bana ulaşmayı dilerseniz, mutlaka sizi Kendime ulaştırırım. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. Dünya hayatındaki dünya işleri, Allah`a ulaşmayı dilemenizi engellemesin.” Aldatıcılar da: “Hayır, Kur`ân-ı Kerim`de Allah`a ulaşmayı dilemek diye bir şey yoktur.” demektedirler.

Allah`a ulaşmayı dilemekle Allahû Tealâ bütün günahları örter, daha sonra da o örttüğü günahları sevaba çevirir.

Kişi 14. basamakta mürşidine tâbî olduğu zaman, Allah bu defa da günahları sevaba çevirir. Bu noktaya kadar kişinin bir sevabına karşılık 10 katını verirken, bu noktadan itibaren 100 katını vermeye başlar, 700 kata kadar da çıkarır.

Allah her şeyi bilir ve hikmet sahibidir. Sevgi ile kalın….

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 756