Bugün: 15.10.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Güçlü Kadın Olmak mı Dediniz?

Güçlü Kadın Olmak mı Dediniz?

Güçlü kadınlar vardır, her işlerini kendileri halletmeye çalışan.

Anne babaları tarafından böyle yetiştirilen. Onlar kendi paralarını kendileri kazanmak isterler. Evdeki tüm tamirat, tadilat işlerinden anlarlar. Bir erkeğe mecbur kalmadan da hayatlarını devam ettirebilirler. Faturalarını kendileri yatırırlar. Hemen hemen tüm işlerini kendileri yaparlar. Hatta etraflarının yükünü de üstlenirler. Özgürlüğü severler, dik durmayı da, güçlüdürler çünkü…

Sonra da bir bakarlar ki, bu kadar dik durmanın ve sorun çıkarmamanın karşılığında gerçekten de kimse onları anlamaz. Bu durum zamanla gelenekselleşir ve anlamam ile sorun çıkarmama hali yaşam tarzına dönüşür. Eskaza dayanamayıp sorunlarını paylaşmaya kalksalar, bu sefer de sorunlu kadın, kaprisli kadın, tahammül edilmez kadın damgasını yerler.

Sonra bir dosttan, eşten, ya da tanıdıktan duyarlar ki onu terk eden gitmiş, bir erkeğe muhtaç yaşamak zorunda olan biriyle beraber olmaya başlamış.

Erkekler çok severler böyle kadınları. Birinin ona muhtaç olduğunu görmek birçok duygusunu okşar erkeğin. Onlara kendini erkek gibi hissettirir! Bu zayıf kadınlar erkeklere bağımlıdır.

Mesela fatura filan yatıramazlar, anlamazlar çünkü. Nerden yatırılır onu da bilmezler. Ev ya da yemek alışverişi de yapmazlar, çünkü taşıyamazlar onca torbayı. Hep yorgun olurlar, bütün gün spor salonları, kuaför, o mağaza, bu mağaza gezerler. Akşama yemek yapmaya fırsat bulamazlar. Akşam eşleri eve geldiğinde, bugün nereye yemeğe gidelim, diye sorarlar. En kötü ihtimal dışardan yemek söylerler. Zayıf kadınlar doğurdukları çocuğa bakacak gücü de kendilerinde bulamazlar, pamuklar içinde yaşamaya alışmışlardır bir kere. Kendilerini hep altın tepsi içinde sunarlar. Huysuzluk da ederler, ama bu erkeğin hoşuna gider, çünkü kadın ona muhtaçtır, söylenmeyen güçlü kadının aksine, hiçbir şeyi beğenmedikleri gibi devamlı da mutsuzdurlar. Pek teşekkür etmezler, kıskançlık krizlerini de severler. Kocasının ve hayatını karartırlar. Erkekler bu kadınları asla terk edemezler. Çünkü o güçsüz, kırılgan bir kadındır. Ayrılırsa kurda kuzuya yem olur. Koruyup kollanmalıdır her an o!

Zayıf kadınlar hiç çökmez, buruşmaz ve yıpranmazlar. Ancak işin ilginç yanı her zaman daha değerli olanlar da onlardır. Ve geride kalan güçlü kadınlar tüm bunların nasıl gerçekleşebildiğine sadece bakakalırlar.

Kimsenin Aşamayacağı Sınırlarınız Olmalı;

Biz duygusal varlıklar olarak en çok bu noktada kaybediyoruz.  Kimsenin aşmaması için çizdiğimiz sınırlarımızı unutuyoruz. Sonra bir bakıyoruz ki, her nasıl olmuşsa üzülen yine biz olmuşuz. Bu yüzden destur edinmemiz gereken çok önemli bir nokta arıyorsak işte size en büyük ipucu; asla sınırlarınızı kimsenin aşmasına izin vermeyin.

Asla Taviz Vermeyin;

“Neyse bu seferlik de böyle olsun” cümlesi bir kadın için en tehlikeli cümlelerden biridir. Asla bu seferlik böyle olmamalı. Sizin tavrınız her durumda net olmalı. Biz hep bu yüzden kaybetmiyor muyuz zaten?

Yalnız Kalmaktan Korkmayın;

Genellikle kadınların en büyük korkusudur; evlenememek, evde kalmak, yalnız yaşlanmak… Bırakın ya, yalnızlığın dibine vurun. Hiç bir şey olmadığını göreceksiniz. Siz kendi kendinize yetersiniz. Zaten yalnız geldik yalnız gideceğiz felsefesi bu noktada aklınızı başınıza getirebilir.

Mükemmel İçin En İyiden Vazgeçin;

Kaybetmekten korkmayın. Bir kadının en büyük duygusal yıkımı bir erkeği ya da bir işi kaybetmekten korktuğu an başlar. Kaybetmekten korkmazsanız kazanırsınız. Mutlu olmanız için bazen en iyiden vazgeçip, mükemmeli aramanız ve onu bir gün bulacağınıza olan inançla yürümeniz gerekir.

Ve Tabi Kendinizi Çok Sevin;

İşte en büyük silahınız; kendinize olan sevginiz, güveniniz ve saygınız olmalı… Sizi hiç bir şeyin ve hiç kimsenin yıkamayacağını göreceksiniz. En büyük aşk, Allah’a duyduğunuz aşk oldukça kazanan tarafta olmanız kaçınılmaz olacaktır.

Allah`ı bulmak kolaydır. Allah`ı bulmuş bir insanı bulmak ise oldukça zordur. Siz siz olun Allah`a ulaşmayı dileyen birinin, daimi zikrin sahiplerinin ve Allah dostlarının ardından gidin...

Bize her iyiliği yaptıran Allah’tır. Yoksa kimde kudret ve kuvvet var, kimin ne haddine? Bal küpünden sızan baldır. Allah insana neyi müyesser etmiş ise ondan o zuhur ediyor.

Eğer bir kimse, senin vasıtanla Allah’ın ona ihsan ettiği şeylere şükretmeyecek olursa, mutlak bu hareketinin neticesini görür! İşte ben yalnız bunu bilirim.

İyiliğe âlet olan insan, iyiliğe karşı mükâfat beklemek suretiyle Allah’a karşı küfranda bulunursa, Allah, iyilik yapmak nimetini ondan alır ve: “Mademki sen o ihsanın kadrini bilmedin, o halde kötülüğe âlet ol, çünkü sen buna lâyıksın!” der.

Mesela bir fakire para verdiğin zaman def-i bela, kast-ı şifa gibi niyetlerle fakirin başına atarcasına tasadduk edersen, o sadakanın ne hükmü kalır? Sana uzanan ihtiyaç elini ihtiramla öperek ona karşı kendini minnettar bilmen ve bunu Cenab-ı Hakk’ın sana bir lütfu olarak telakki etmen lazım gelir. Her yerde Hakkı görüp, ondan başka fail bilmeyene ne mutlu...

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 597