Bugün: 25.06.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Kadın Cinayetlerini Durdurun....!

Kadın Cinayetlerini Durdurun....!


Dünyada ve ülkemizde fakir ve eğitimsiz insanların büyük çoğunluğunu kadınlar oluşturmaktadır. Dünyada yapılan işin 3'te 2'sinin kadınlar tarafından yapılmasına rağmen, yapılan işe göre kadınlar ancak ücretin 10'da birini almaktadırlar. Her on beş dakikada bir kadın dövülmekte ve şiddete maruz kalmaktadır. Dünyada her yıl 500 bin kadın gebelik ve doğuma bağlı nedenlerden dolayı ölmektedir. Yüksek sevk ve idare makamlarının sadece yüzde 1'inde kadınlar çalışmaktadır. Ülkemizde de durum farklılık göstermemekte, çalışan kadınların yüzde 85'i siyasi faaliyetlere katılamamaktadır. Türkiye'de istihdam edilenlerin ancak yüzde 27'sini kadınlar oluşturmaktadır. Çalışan kadınların 3'te 2'si ücretsiz aile işçisi olması nedeniyle herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı değildir. Ülkemizde kadın cinayetleri yüzde 100 artmış olup, günde ortalama 3 kadın cinayete kurban gitmektedir.

Türkiye'de hemen hemen her gün bir kadın cinayeti işleniyor. En son İstanbul Bayrampaşa'da eşinden boşanmak isteyen bir kadın işyerinde başından vurularak öldürüldü. Kadın cinayetlerinde verilen cezalarda indirim uygulanmaması için yasa teklifi hazırlanmalı.  Türk Ceza Kanunu'nun “haksız tahrik” ve kasten öldürme suçunun nitelikle hallerini düzenleyen iki maddesinde değişiklik yapılmalı. Ülkemizde ekonomi alanında güzel gelişmeler olduğunu yazan ulusal basının 3. sayfalarında ise sürekli olarak görmeye alıştığımız ve sıradan olmaya başlayan aile içi şiddet haberlerinin yer alması ülkemizin sosyal gelişiminin yerinde saydığını bizlere çok acı bir şekilde göstermektedir.

'Ülkenin en temel unsuru birey ve bireyin içinde yaşadığı ailedir` söylemini Aileden Sorumlu Devlet Bakanları bazen dile getirirler ama konu bireyin can güvenliği olunca Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü 3 maymunu oynuyorlar. Kocası tarafından defalarca dayak yedikten sonra dava açarak can güvenliğinin olmadığını söyleyen Ayşe Paşalı’nın daha sonra kocası tarafından bıçaklanarak öldürülmesinden önce devletin bu kurumlarının başındaki 'pek saygıdeğer' yetkililer neden yetkilerini zamanında kullanmadılar? Ayrıca görevlerini ihmal ettiklerinden dolayı, devletin onlara ödediği maaşı bankamatikten çekmeye utanmadılar mı?

Ya da yastığa baslarını koyduklarında vicdanları sızlamadı mı?

Hiç zannetmiyorum. Zaten bu kadar düşünceli olsalardı Ayşe Paşalı şuan hayatta ve devletin koruması altında olurdu. Yani göz göre göre ölüme gitmezdi. Anlaşılan devletin koruması yalnızca Başbakan ya da Bakanlara lazım değilmiş…!

Bir atasözümüzde derki; `Kör öldü badem gözlü, Kel öldü sırma saçlı.` Ayşe Paşalı hayatta iken O'na değer vermeyenler, ölmüş birisinin yaşama hakkını aramak için mahkeme kapılarını aşındırıyorlar. İşte Türkiye’nin trajikomik sosyal geri kalmışlığının bir göstergesi daha. Ey Kadın Hakları Dernekleri, ey Avukat Dernekleri. Siz en iyisi Ayşe Paşalı’nın ruhuna bir Fatiha okuyun ve hayatta olan diğer Ayşe Paşalı’ları aile içi şiddetten korumaya çalışın. Tabi mücadelenizde samimi ve dürüst iseniz.

Aileden Sorumlu Devlet Bakanı ve Emniyet Genel Müdürü de vicdanları izin veriyorsa bankamatikten maaşlarını çekmeye devam etsinler. Ya da; `Görevimi ihmal ettiğimden dolayı bir insan öldü. Pişmanım ve özür diliyorum.` diyerek onurlu bir şekilde istifa edebilirler.

 

Koltuk ve makam sevdasının, insanlık onuru karsısında mağlup olduğunu göreceğimiz günler umarım çok yakındır. 

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ