Bugün: 18.12.2018

Koalisyon ve Terör

Türkiye uzun bir aradan sonra tekrar koalisyonlu günlere hazırlandığı süreçte bir kez daha terörist hareketlere maruz kaldı.

1946’da gerçek manada yapılan ilk demokratik seçimle birlikte yaşanan tüm koalisyonlarda ülke sıkıntılı süreçlerden geçti. 1990’lı yıllara baktığımızda, yakın tarihte yaşanan iki koalisyonda yaşanan ekonomik krizlerin acı faturası vatandaşa kesilmişti. Kendi seçtiği koalisyon hükümetlerinin acı faturasını yine kendi ödeyen vatandaşlar, 2002 yılına geldiğimizde koalisyon hükümetlerine tövbe eder gibi AKP ile tek parti iktidarına Türkiye’yi yönetme yetkisi verdi.

İyisiyle kötüsüyle Türkiye 2015 yılına kadar AKP iktidarı tarafından tek parti hükümetleri ile yönetildi. AKP iktidarının başarılı olduğunu düşünenler olduğu kadar, başarısız bulanlar da oldu. 7 Haziran 2015 seçimlerinin ardından Türkiye bir kez daha koalisyon sürecine girdi. Bir başka ifade ile AKP ilk defa tek parti hükümeti kuracak çoğunluğu kaybetti.

Demokrasi ile yönetilen ülkelerin yönetimsel anlamda en zayıf anları, koalisyon görüşmelerinin devam ettiği süreçler olarak ön plana çıkıyor. Türkiye’nin ayağına çelme takmak isteyen terör örgütleri de bu fırsatı kaçırmak istemeyeceklerdir. Zaten de bu fırsatı kaçırmadılar.

Adı ne olursa olsun terör örgütlerinin en önemli hedeflerinin başında Türkiye’nin olması şaşırtıcı değil. Çünkü Ortadoğu dediğimiz bu coğrafya, dünya var olduğundan bu yana çok sayıda savaşa ve katliamlara sahne olmuş bir yerdir. Bunun en önemli sebepleri su ve petrol kaynakları açısından oldukça zengin olan bu bölgenin dünyanın güçlü ülkelerinin iştahını kabartmasıdır.

Bu topraklara uzun süre hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu’nun İslam kökenli bir devlet olması, dünyanın ekonomisini elinde tutmak isteyen Yahudi lobisini uzun süre rahatsız etti. Ardından ne yaptılar, ne ettilerse bir şekilde Osmanlı’nın sonunu hazırladılar. Osmanlı’nın yıkılmasının ardından Ortadoğu’da yaptıkları yeni haritalar ve yeni sınırlarla birçok kukla devletler kurdular. Bunun sonucunda Ortadoğu’nun kaynaklarını hortumladılar ve bugün de hortumlamaya devam ediyorlar.

Osmanlı’nın devasa topraklarından kala kala elinde Anadolu toprakları kalan Türkler, bu ülkeyi ne zaman güçlendirmeye çalışsalar ya iç karışıklıklar, ya askeri darbeler, ya da dışarıdan gelen terör saldırılarıyla mücadele etmek zorunda kaldılar. Bunun sebebi ise oldukça belirgindir. Ortadoğu coğrafyasında güçlü ülke istemeyen Yahudi lobisi, doğal olarak güçlü bir Türkiye’ye de tepki verecektir, zaten de veriyor…

7 Haziran 2015 tarihinde Türkiye’de gerçekleşen milletvekili seçimlerinden sonra koalisyon çalışmaları gündeme gelince Yahudi dünyasında ve basınında sevinç çığlıklarını hepimiz hatırlıyoruz. Bizce onlar, Türkiye’deki seçimlerin barış ortamı içinde ve demokratik olgunluk çerçevesinde gerçekleştiği için o çığlığı atmış olamaz.

Onlar 2002’den beri bekledikleri fırsatı yakalamanın mutluluğu içinde o sevinç çığlıklarını atmıştır. 7 Haziran akşamına kadar HDP’yi ve onun Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı ‘Barış Güvercini !...’ olarak lanse eden sözde Türkiye’nin bazı medya kuruluşları, seçmenlerin oy tercihine bir şekilde etki etmiştir. Zaten seçmenin bir kısmı da ülkeye barış gelmesi umuduyla HDP’yi ‘Barış Güvercini !...’ zannetmiş ve oy vermiştir.

Ancak sandıklar açılıp oy oranları açıklandıktan bir müddet sonra ‘Barış Güvercini !...’ olarak lanse edilenlerin, aslında ‘Savaş Çakalları’ olduğu ortaya çıkmıştır. Seçmenlerin bu durumu çok iyi analiz etmesi gerekmektedir. Yahudi lobisinin cilalayarak ve yaldızlayarak bizim önümüze getirdiği ‘Barış Güvercini !...’nin cilası ve yaldızı dökülmüş ve altından terör örgütleri çıkmıştır.

Bugüne kadar koalisyon hükümetlerinden hiçbir fayda görmeyen Türkiye’nin olası bir koalisyondan ne derece fayda göreceği belirsiz bir durum oluşturmaktadır. Eğer hayırlı olacaksa koalisyonun oluşması desteklenebilir ama mevcut terör ortamının daha da yaygın hale gelmesi durumunda yapılacak yeni bir seçimle güçlü bir tek parti iktidarının terörle mücadelede daha etkin olacağı da bir gerçektir.

Çünkü bu koalisyon süreci uzadıkça Türkiye’nin düşmanları meydanı boş bulduklarını zannetmektedirler. Ülkede bir yönetim boşluğu olduğu algısının yayılmaya çalışıldığı bu dönemde devreye giren Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve Emniyet Teşkilatı’nın terör örgütlerine yönelik operasyonunu en içten duygularımla tebrik ediyor, aziz Şehitlerimize Allah’tan rahmet, Ailelerine ve tüm Türk Milleti’ne baş sağlığı diliyorum. Teröristlere karşı gece gündüz demeden canını ortaya koyarak mücadele eden tüm Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Teşkilatı personellerine de Allah’tan başarılar ve kolaylıklar diliyorum. Allah; yar ve yardımcıları olsun.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 752