Bugün: 22.04.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Kötülüğün Sessiz Dili: 'Şeytan'

Kötülüğün Sessiz Dili: 'Şeytan'


Dünyanın her neresine giderseniz gidin genç - yaşlı, kadın - erkek demeden karşınıza çıkan hemen hemen her insanın çok yakından tanıdığı evrensel bir dil olduğunu görürsünüz. Belki de hayatları boyunca birbirlerini bir kez bile görmemiş olan bu kişiler, birbirlerinden kilometrelerce uzakta; farklı kültürlerin ve farklı inançların etkisi altında farklı yaşamlar sürmekte, farklı dillerde konuşmaktadırlar. Buna rağmen tümünün çok iyi bildiği, kimilerinin ise ihtiyaç duyduklarında kullandıkları ortak bir dil vardır: Bu dil, 'Kötülüğün Sessiz Dili'dir...

Bu, insanlara açıkça yapamadıkları çirkin davranışları, açıkça söyleyemedikleri kötü sözleri, gizli yollarla birbirlerine ifade etmelerini sağlayan sinsi bir dildir. Kimi insanlar içlerindeki kötülüğü açıkça ortaya koymaktan çoğu zaman çekinirler. Çünkü bu tarz davranışların açıkça yapılması, çevrelerindeki insanlardan tepki almalarına ve menfaatlerinin zedelenmesine neden olabilir. Gizliden gizliye yapıldığında ise, çok ince ve detaylı yöntemler kullanılmasından dolayı ispat edilme riskinin büyük ölçüde ortadan kalktığına inanırlar. Gerçekten de bu sessiz dil ile söylenmek istenenler çok açık bir şekilde anlaşılır ama içerdiği kötülüklere dair ortada delil bırakmaz ve bu sebeple de ispatı pek mümkün olmaz. Ama Allah büyüktür, her şeyi görür ve bilir.

Tüm bunların akla getirdiği asıl önemli soru ise, bu kadar detaylı kurallara dayanan bir dili, dünyanın dört bir yanındaki farklı insanların nereden ve nasıl öğrendikleridir. Kuşkusuz onlara kötülüğün sessiz dilini öğreten, onları bu gizli dili kullanmaya teşvik eden biri vardır. Kötülüğün liderliğini yapan bu varlık, insanlığa karşı amansız bir mücadele veren Şeytan'dır.

Şeytan, insanlara bu dili öğretmek ve onları gizliden gizliye kötülüğün içine sürüklemek için Allah'a ant içmiştir. Açıkça kabul ettiremeyeceği tavırları bu gizli dille yaptırır ve açıkça söyletemeyeceği kötü sözleri de yine bu gizli dille söyletir. İnsanları, içlerindeki kötülükleri yok etmek yerine, bunları gizliden gizliye yaşamaya yönlendirir. Oysa Allah; `... çirkin kötülüklerin açığına ve gizli olanına yaklaşmayın.` En’am Suresi, 151. ayetiyle, insanları kötülüğün her türlüsünden menetmiştir.  Bunu insanlar anlarla ama ‘Şeytan’ girmiştir bir kere içine…

Şeytan’ın bu tuzağına düşen kimi insanlar belki pek çok konuda açıkça kötülük yapmaktan sakınırlar ama bir yandan da Şeytan’ın ahlakını benimser, onun diliyle konuşur ve onun istediği gibi bir yaşam sürerler. İsteklerine, amaçlarına bu gizli dilin kurallarını uygulayarak ulaşmaya çalışırlar. Güzel bir hayatı, mutluluğu, başarıyı, üstünlüğü, hep bu karanlık dilin yöntemlerini kullanarak elde edebileceklerine inanırlar. Oysa bu, Şeytan’ın bir oyunudur. Dolayısıyla insanlara mutluluk ve huzur getirmesi mümkün değildir. O, insanları ancak hüsrana ve zarara sürükler. Allah; `Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve Şeytan’ın adımlarını izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır. O, size yalnızca, kötülüğü, çirkin-hayâsızlığı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.` Bakara Suresi, 168-169. ayetleriyle bu tehlikeye karşı insanları uyarmıştır.

Ancak kimi insanlar, kendilerine Kur’an-ı rehber edinmemelerinden dolayı yüzyıllardır Şeytan’ın bu tuzağına düşmekte, mutsuzluğa sürüklendikleri halde bu hayatı yaşamaktan ve kötülüğün dilini konuşmaktan vazgeçmemektedirler. Bunun en önemli nedenlerinden biri ise, bugüne kadar bu dili kullanan kişiler tarafından fark edilmemiş olmasıdır. Dünya üzerinde bu dili konuşan binlerce insan olduğu halde, hiçbiri bundan söz etmemekte, kötülüğü deşifre etmemektedirler. Çünkü deşifre edilmemesi de, bu dilin en önemli prensiplerinden biridir. Şeytan ancak bu yolla kendi sinsi sistemini sürdürebilmekte, insanlar da sinsiliğe dayalı gizli kötülükleri yaşamayı ancak bu şekilde devam ettirebilmektedirler. Bu evrensel dilin gizli kalması, Şeytan’ın peşi sıra giden birçok insanın, kötülükten sakınmamasına neden olmaktadır. Bu dil, 'Kötülüğün Sessiz Dili'dir...

Bunun yanı sıra, `Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.` Al-i İmran Suresi, 104. ayetiyle bildirildiği gibi, kötülüğü engellemek, kötülüğü destekleyen bir ahlakı ortadan kaldırmak müminler üzerinde bir sorumluluktur. Allah Kur’an'da insanlara nefislerini kötülüklerden ne şekilde arındıracaklarını ve Şeytan’ın kötülüğü savunan ahlakına ne şekilde karşı konulacağını bildirmiştir. Yeryüzündeki tüm kötülükleri ortadan kaldıracak çözüm Kur’an ahlakının yaşanmasıdır.

Kur’an ahlakını yaşamayanlar, insanlara hem kötülüğü dokunan hem de kendilerine kötülük yapanlardır. 'Kötülüğün Sessiz Dili'ni kullanmaktan vazgeçelim. Şu dünyada insan gibi ve insanca yaşamaya gayret edelim. Kimsenin hakkını gasp etmeden yaşayalım. İnsanların yaşam alanlarına saygı gösterelim.

Ülkemizde 'Kötülüğün Sessiz Dili' kullanılarak ahlaki olmayan davranışlar giderek büyük boyutlara ulaşırken, sorumluluk mevkiinde bulunanlar bu doğrultuda hiçbir gayret ve çaba içinde bulunmuyorlar. Bu dili konuşan insanlar, bir şekilde soluğu mahkemelerde alıyorlar. Ama suçlular daha cezaevine girmeden, mahkeme tarafından serbest bırakılıyor. Bu sebepten dolayı bu dilin önü kesilemiyor ve toplumsal huzur sağlanamıyor. Adaletin olmadığı bir ülkede toplumsal barışı aramak, samanlıkta iğne aramak gibi bir şeydir.

 

Bunlar Hükümet’in dikkatini çekiyor mu? İnsanlar neden gayri ahlaki yollara sapıyorlar? Hemen denecek ki, mahkemelerin iş yükü çok ağır. Hâlbuki en büyük etken insanların yeterli eğitim almayışından kaynaklanmaktadır. Kreşlerden üniversiteyi bitirene kadar olan okulların müfredat programı gözden geçirilmelidir. Çocuklarımız eğitim ve öğretimi birbirine karıştırmış durumda. Gençlerimiz ahlak derslerini iyi algılayabiliyor mu? Ahlak yönünden iyi yetişmiş bir insan 'Kötülüğün Sessiz Dili'ni hiçbir zaman kullanmaz. Burada yetki mercii kimler? Noksanlık nerede? Önce 'Kötülüğün Sessiz Dili' olan bu hastalığı tespit etmeli, sonra bu hastalığı toplumun gündeminden kaldırmalıyız.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ