Bugün: 22.04.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Kur’an-ı Kerim’i Okumak ya da Anlamak…

Kur’an-ı Kerim’i Okumak ya da Anlamak…

Kuran ayetlerini açıklamak için Arap olmak, çok iyi Arapça bilmek ya da okullarda, camilerde ve medreselerde en üst seviyede eğitim almak yeterli değildir.

Profesör olmak ya da birçok diploma sahibi olmak ise hiç yeterli değildir.

Kur’an ayetleri vahiydir. Rahmanidir. Dolayısıyla Kur’an’ı, basiret gözü Allah tarafından açılmış ve Allahü Teâla’nın bu iş için seçtiği, kendisinin yetiştirip vazifelendirdiği, bizlerin içinden; memurlar, elçiler, devrin imamları, ulul elbab olanlar ve hakiki müminler öğretebilir.

A’RÂF-35: “Ey Âdemoğulları! Sizin içinizden, size âyetlerimi anlatan (içinizden ayetlerimi hatırlatan, okuyan insanlar) resûller geldiği zaman, bundan sonra kim takva sahibi olur ve nefsini ıslâh ederse (nefs tasfiyesi yaparsa), artık onlara korku yoktur. Ve onlar mahzun olmazlar.”

Bakın bu ayette Rabbimiz Allah, “Ey Ademoğulları” diyerek Adem’den kıyamete kadar olan tüm insanlara seslenmektedir. İçinizden her kim benim ayetlerimi okursa diğerleri dinlesin ve itaat etsin anlamındadır. Bu ayetteki Resul kelimesi peygamber manasında değil çok genel bir manadadır.

Çünkü Peygamberlik yani ‘Nebilik’ müessesesi, salât ve selam üzerine olsun Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)’den sonra kapanmıştır. Bir daha asla Peygamber gelmeyecektir. Ancak içimizde Allah’ın ayetlerini okuyarak bizi doğru yola çağıran takva sahibi insanlar kıyamete kadar daima var olacaktır. Bu insanlar bize Kur’an’dan bir ayet okurlarsa elçilik görevi yapmış olurlar. Hani derler ya; “Elçiye zeval olmaz” diye, işte öyle bir şey.

Size Allah’ın ayetini okuyan hatırlatan bir çocuk bile olsa o çocuk o anda elçilik yapmış olur. Bu ayet, bu konuya işaret etmektedir. Sizi Allah’a ve O’nun kitabına hak ile çağıran herkes Allah’ın elçisi hükmündedir. Ve Allah dinini öksüz bırakmaz. Her an, her yerde ve her asırda Allah’ın dinini ayakta tutan elçileri vardır. Onlardan birine rastlarsanız Kur’an-ı Kerim ışığında ona itaat ediniz. Bakınız; “Kayıtsız şartsız itaat edin” demedim. “Kur’an-ı Kerim ışığında itaat edin” dedim, körü körüne değil. Allah her devirde her topluma özel insanlar gönderir, gece karanlığında yolunu kaybetmiş bir topluma ya da bir insana kutup yıldızı görevi görürler.

Bir insan istediği kadar ilahiyat profesörü olsun, isterse 30 yıllık imam ya da din kültürü öğretmeni olsun, eğer basiret gözü açık değilse Kur’an-ı Kerim’in Ruhu’nu size yansıtamaz. Bakın dikkat edin; “Kur’an-ı Kerim’in ruhu” dedim. Çünkü bu kitabın gerçek sırrı Ruhu’nda gizlidir. Arapça elifba bilmek, Arapça dilbilgisi bilmek, hatta anadili gibi Arapça konuşmak ya da profesör olmak Allah izin vermediği sürece asla işe yaramaz. Nitekim Allah bu ilmi dilediğine verir. Dilerse bir çobana, dilerse bir marangoza, dilerse bir fırıncıya, dilerse de üst düzey bir profesöre. Kur’an-ı Kerim’in Ruhu’na ulaşmanın yolu samimi bir dua ve hakiki Müslüman olma isteğidir. Önce herkesin kalbini bilen Allah dilemiş olacak, sonra siz bu konuda dua edeceksiniz.

Sizde şahitsiniz ki ne ilahiyat profesörleri var, söyledikleri insanı dinden çıkarır, ne ilkokul mezunları da var ki söyledikleri dinin ta kendisidir.

Devletin ya da şunun bunun verdiği diplomayla, yetkiyle olmaz bu iş. Diplomayı da yetkiyi de Allah verecek. Her işin profesörlüğü, uzmanlığı, doktorası, mastırı, yüksek lisansı dünyevi okullardan alınabilir ama Kur’an-ı Kerim’in profesörlüğü, uzmanlığı ve doktorası asla hiçbir okuldan alınamaz.

İşin özüne inememiş bir ‘hoca’ ancak yüzeysel öğrenmeye ve yüzeysel öğretmeye mahkûmdur.

Şimdi siz her profesörü, âlim sanmayın. Her duyduğunuza inanmayın, Açın Kur’an-ı Kerim okuyun. Gerçek âlimleri, gerçek müminleri Allah’ü Teâla nasıl tarif etmiş bir bakın, Allah’ın dinini ve Allah’ın kitabından öğrenin.

“Her kavim, ayrı bir dil konuşur ve her devirde, her kavmin içinde mutlaka Allah’ın Resûl’ü vardır” (Mu’minûn- 44). Bu âyet, bunu ispat etmektedir.

Allahû Tealâ, Mu’minûn Suresi’nde insanların çoğundan, burada azından bahsetmektedir. Risaletle vazifeli kıldığı Resûl ölse, Allahû Tealâ derhal yeni birisini beas eder, vazifelendirir. Hiçbir zaman, hiçbir kavmi boş bırakmaz.

Allahû Tealâ ister Nezir, ister Hidayetçi, ister Resûl kullansın, bir ‘Hidayetçi’den bahsetmektedir. O kavmin en üst seviye Hidayetçisi, bu Resûldür. Bütün Resûller aynı zamanda Hidayetçidir, bütün Resûller aynı zamanda Nezirdir. Ve Allahû Tealâ; “Sizin içinizden” ve “Size âyetlerimi kıssa eden” dediği için kesin olarak ortaya şu çıkar ki; bu Resûl, onların diliyle konuşan, onlara, onların diliyle anlatan bir Resûldür (İbrâhîm-4).

Salâh makamında insanların ulaşabileceği en üstün yer, iradenin Allah’a teslim edildiği noktadır. Bir insanın bütün nefs tezkiyesi ve tasfiyesi devrelerini geçirmiş olması hali ıslahtır. Allahû Tealâ: “Kim nefsini hem tezkiye, hem de tasfiye ederse onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.” diyor. Bu âyet-i kerime iki açıdan önemlidir.

1- Kişinin kurtuluşunun bütününü, ıslahı; nefs tezkiyesi ve tasfiyesini ifade eder.

2- Bütün kavimlerde Resûller vardır.

Bütün kavimlerdeki Resûller, insanları ıslaha (salâha) ulaştırır.

23/MU’MİNÛN-44: “Sonra Biz, resûllerimizi ardarda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü’min olmayan kavim (Allah’ın rahmetinden) uzak olsun.”

İBRÂHÎM-4: “Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (açıklasın) diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah’a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Azîz’dir, Hikmet Sahibi’dir.”

Allah’ın dostu olmak, Allah için yaşamak, hiç de zor bir şey değildir. Bir tek dilek, sadece bir tek dilek: “Yarabbi! Bunca ermiş evliyan, nasıl ruhlarını Sana ulaştırdıysa…” ya da “Yarabbi! Bunca ermiş evliyanın ruhunu, onların talebi üzerine Sen nasıl Kendine ulaştırdıysan, benim de ruhumu sana ulaştır. Ben de onlar gibi mutluluğu yaşamak istiyorum.”diye kalpten yapacağınız samimî bir dilekle Allah’a dost olanlardan olursunuz..

Allah razı olsun. Sevgi ile kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 443