Bugün: 21.08.2018

Su Uyur, Düşman Uyumaz

İnsanların yeni kıtalar keşfetmeye başladığı 1000 – 1500 yıldan bu yana geçen süre, insanlık tarihinin utanç tablosu olarak tarihe yazılmıştır.
 

Sömürgecilik döneminin başlangıcını işaret eden bu süreçte derisinin rengi beyaz olanların, derisinin rengi siyah olanlara uyguladığı sömürü sistemi uzun yıllar boyunca kaderi gibi derisi de kara olan bu adamların ellerindeki bütün değerli yeraltı ve yerüstü zenginlikleri vahşi, kapitalist ve emperyalist devletlerin ihtiyaçları için çalınmıştır. Bugün Afrika’daki açlık ve yoksulluğa baktığımızda, batılı ülkelerdeki en önemli toplum rahatsızlığının obezite (aşırı kilodan oluşan sağlık sorunları) olmasına şaşırmamak lazım. Afrikalı çocuklar kuru bir ekmek ve bir bardak su bulamadıkları için ölürken; batılı ülkelerin şanslı çocuklarının aşırı kilolarından doktor tedavisine ihtiyaç duyması, üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.

Kenya`nın Kurucu Devlet Başkanı ve ilk Başbakanı Jomo Kenyatta’nın çok meşhur bir sözü vardır. Bilmeyenler için bu sözü hatırlatmak istiyorum: “Beyaz adam geldiğinde, bizim topraklarımız, onların ellerinde İncil vardı. İncil’i verip bizi uyuttular. Gözlerimizi açtığımızda İncil bizim elimizde, topraklarımız onlardaydı.” Yaşanan sıkıntıları en iyi anlatan bir söz!... Batılı emperyalist devletler, bu zavallı insanların ellerindeki bütün değerleri çalmış olabilir ama biz Osmanlı’dan gelen kültürümüzle onlara yardım etmeliyiz. Zaten yardım konvoyları bu ülkelere gittiğinde Türk bayrağını görüyorlar ve; “Osmanlı geldi” diyorlar. Bu çok önemli bir altyapıdır. Osmanlı’nın yokluğunda ölüm, kan, açlık, zulüm ve gözyaşı ile yaşayan bu insanlar, Türkiye’yi kurtarıcı ve lider ülke olarak görüyorlar.

rn

Osmanlı Devleti de emperyalist bir devletti. Ama imparatorluk diye ifade ettiğimiz Osmanlı’nın 600 yıllık tarihine baktığımızda hiçbir dönemde soykırım ve sömürüye rastlayamazsınız. Çünkü Osmanlı İmparatorluğu, kontrolü altına aldığı milletlerin zenginliklerini kendi zimmetine geçirmemiştir. Hatta fethedilen topraklarda yaşayan insanlar önceki hayatlarından daha iyi şartlara kavuştukları için Osmanlı’ya gönül bağı kurmuşlardır. Örnek verecek olursak Bosna-Hersek’te yaşayan insanlara Slav kökenlidir. Yani bugünkü Hristiyan Sırbistan Cumhuriyeti’nin vatandaşları ile aynı kökende geliyorlar. Ama dönemin kilise yönetiminin zulmünden o kadar bunalmışlar ki, Osmanlı’nın Bosna’yı fethi onlar için bayram olmuş ve gönüllü olarak İslam dinine geçmişlerdir. Filistin’e baktığımızda ise bir avuç Osmanlı askeri ile bir damla kan akmadan insanlar barış içinde yaşadılar.

rn

Günümüzde nerede kan ve gözyaşı varsa, orada batılı emperyalist devletlerin olduğunu görüyoruz. Osmanlı, Bosna’dan çekildi. Ardından Haçlılar, Bosna’yı Müslüman kanına buladılar. Osmanlılar, Filistin’den çekildi. Ardından Yahudiler, Filistin’i Müslüman kanına buladılar. Osmanlılar, Cezayir’den çekildi. Ardından Fransızlar, Cezayir’i Müslüman kanına buladılar vs… Bu örnekleri maalesef çoğaltabiliriz. Ama sonuç hep aynı. Sürekli Müslüman kanı akıyor. Bu bir tarihsel hesaplaşmadır. Osmanlı’dan intikam almayı kendilerine en önemli amaç edinmiş bu emperyalist devletlerle aynı masaya oturup neyin anlaşmasını yaparak ne sonuç alacağımızı iyi düşünmemiz lazım. Osmanlı’yı parçalayarak ellerine geçirdikleri toprakları kan ve gözyaşına boğan bu devletler, bununla yetinmeyeceklerdir. Sömürü düzenlerine karşı her zaman tepki gösteren ve Osmanlı’nın mirasının tek sahibi Türkiye’yi parçalamanın hesaplarını yapan bu emperyalist ülkelerin planlarına karşı çok dikkatli olmamız, milli birlik ve beraberlik içinde bu ülkelerle mücadele etmemiz lazım.

Türkiye’de çıkan Sağ - Sol, Alevi – Sünni ayrışmasını çıkaran ve başarısız olan emperyalist devletler, son yıllarda devam eden Türk - Kürt ayrışmasından istifade ederek Türkiye’yi bölmenin rüyasını görüyorlar. Onlar rüya görüyorlar ama biz uyanık olacağız. Ne demişler; “Su uyur, düşman uyumaz.”

Not: “Afrika’da kuraklık sebebi ile zor durumda olan insanlara yardım etmek ve destek olmak isteyenler İHH Giresun Gönüllüsü Ahmet Kömerik ile (0454) 201 00 86 nolu büro telefonundan ya da 0534 419 02 25 nolu cep telefonundan irtibata geçebilirler.

 
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ