Bugün: 25.06.2018

Türkiye Güçleniyor (mu)?


Türkiye Cumhuriyeti’ne sadece nüfus cüzdanı ile değil; gönülden bağlı her vatandaşımız ülkemizin hem ülke içinde, hem de ülke dışında güçlü, sözünün dinlendiği ve açıklamalarına önem verilen bir ülke olmasını çok ister.

Son günlerde de ‘Bir Kısım Medyanın!’, Sayın Başbakan’ın İsrail’e karşı söylediği sert söylemlerine ve yurtdışı gezilerinde kendisine gösterilen sevgi gösterilerine yapmış olduğu yorum ve haberlerden dolayı Türkiye’nin uluslararası itibarının arttığı izlenimini edindik.

Ancak madalyonun diğer yüzü, üzücü ve maalesef kanlı! Hepimiz Türkiye’nin güçlenmesini istiyoruz ve ‘Osmanlı Geri Dönüyor’ ifadeleri hepimizde heyecan uyandırıyor ama ülkemizdeki terörü besleyen kaynaklar, Türkiye’nin ayağına çelme takmak için hiçbir fırsatı kaçırmıyorlar. Bunu defalarca yaşadık ve gördük.

Son dönemde dışarıda güçlü bir imaj çizen Türkiye’nin bu imajının üzerine çizik atmak için her fırsatta pkk terör örgütünü kullanıyorlar. Bu görüntü, karşı mahallede kabadayılık yapan birinin kendi mahallesinde dayak yemesine benziyor.

İşin bir ilginç tarafı da pkk’nın, Kürt kökenli ve ilk sivil Cumhurbaşkanı olarak seçilen Turgut Özal’ın Başbakan seçildiği 1983 yılından sadece 1 yıl sonra ilk kanlı eylemini yapmış olması. Bu terör örgütü ilk çıktığında dönemin Generallerinden biri; ‘Türkiye Cumhuriyeti güçlüdür ve bu bir avuç eşkıyaya haddini bildirecektir’ demişti. Bu konuşmaya 2011 penceresinden baktığımızda 28 yılın geçtiğini, bunların ‘Bir Avuç Eşkıya’ olmadığını ve arkalarında Türkiye ile de müttefik! olduğunu iddia eden bazı büyük devletlerin maddi desteğinin olduğunu gördük.

Bir ülkenin güçlü olabilmesi için öncelikle topraklarının her santimetre karesindeki vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlayabilmesi lazımdır. Bunu yapmak için de Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan herkesin bu ülkeye gönül bağı ile bağlı olmadığını ve bazı kişilerin terör örgütü tarafından nefret duyguları ile yetiştirildiğini unutmamamız lazım. Bu ülkede Türk Silahlı Kuvvetleri, yıllarca kendi mensuplarını ve sıradan vatandaşları; ‘Dinine bağlı mı? Namaz kılıyor mu? Denizde mayo giyiyor mu? İçki içiyor mu?’ gibi fişlemekle uğraşacağına; kimlerin bazı vatandaşları Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı nefret duyguları ile yetiştirdiği ile ilgili fişleme yapmış olsaydı öyle zannediyorum ki terörle mücadelede çok önemli aşamalar kaydederdik.

Baktığımızda dindar diye fişlenen vatandaşlarımızın arka planında bölücü terör örgütü çıkmamıştır. Aksine gerçek manada din eğitimi alamamış gençlerimizin terör örgütü tarafından kandırılmasının kolay olduğu görülmüştür. Zaten terör örgütü kamplarında çekilen videolarda da görülmektedir ki, bazı terör örgütü üyeleri ezan ve namazla alay eder tarzda hareketler yapmaktadırlar. Kendilerini Müslüman Kürt Milleti’nin kurtarıcıları olarak gösteren bu terör örgütü üyelerinin İslam’dan uzak yaşantıları ve hiçbir zaman Kürtçe konuşmamaları ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Özellikle terör örgütü elebaşı olan abdullah öcalan’ın terör örgütü üyelerine eğitim amaçlı gösterilen videolarının tamamında Türkçe konuşması ve Kürtçe bilmemesi de Kürt kardeşlerimiz tarafından dikkate alınmalıdır.

Üzücü olan bir nokta da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en önemli kurumlarından biri olan Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile pkk terör örgütünün Norveç’in başkenti Oslo’da yaptığı görüşmenin ses kayıtlarıdır. Bu görüşmenin devletin istihbarat çalışması olarak kamuoyuna sunulması, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ses kayıtlarındaki ifadeleri ile boşa çıkmıştır.  MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın terör örgütü elebaşı abdullah öcalan’dan bahsederken; ‘Sayın Öcalan’ diye hitap etmesi ve bazı konularda mutabakat halinde olduklarını ifade etmesi bizlerin kanını dondururken, şehit ailelerimizin de canını acıtmıştır.  

pkk’nın İran’daki kolu olarak bilinen pjak’ın kullandığı terör üssüne İran bayrağını çeken İran Devleti’ni tebrik ediyor, Türkiye’nin de Kandil Dağı’na Türk Bayrağı çekmesinin terörle mücadelede önemli bir aşama olacağını belirtmek istiyorum. Terör konusunda çözüme ulaşmış bir Türkiye’nin zaten ülke dışında da güçlü politikalar üretmesi kaçınılmaz olacaktır. Yoksa Ankara’da patlayan bombanın sarsıntısı okyanus ötesinde mutlaka duyulacaktır.

Büyüklerimizin dediği gibi; ‘Sivrisineklerle mücadele etmek istiyorsan, sivrisinekleri ilaçlamakla uğraşmak yerine bataklığı kurutmak lazım.’

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ