Bugün: 17.01.2018

15 Temmuz`u Nasıl Okumalı?

Gerek bizim, gerekse dünya siyaset tarihine baktığımızda 15 Temmuz’un literatürde nereye konulacağı ya da nasıl tanımlanacağı konusunda da aynen yapılış gayesi gibi netlik yok gibi.

Tanımlama ve görüşler oldukça değişik; aynı zamanda manidardır.

-Bu bir darbe değildir. Darbe; DRB fiilinin sonuca ulaşılmış bir kerelik sonucudur ki; darbe değildir, girişimdir, teşebbüstür.

-Bir isyan, kalkışma ve ihanet girişimidir.

-Bu şer odaklarının, tağutların ve emperyalist zihniyetteki devletlerin ülkemiz üzerinde oynamak, işgal ve parçalamak istedikleri bir hareket girişimdir.

Nasıl tanımlarsanız tanımlayın şu bir gerçek ki; yüzyılımızdaki savaşlar, ağırlıklı olarak enerji, yeraltı / yerüstü stratejik ürünler (bor, nükleer enerjide kullanılan radyum vb. türevleri gibi), alternatifi az değerli madenler, su kaynakları, din / inanç eksenli ve stratejik coğrafi konumlar vb. için yapılmaktadır.

ABD ve AB gibi yoğun teknoloji kullanılan gelişmiş ve sanayileşmiş ülkeler öz kaynaklarını hovardaca tüketmiş, yeni işlenebilir kaynaklara çöreklenmek sömürmek istemekte ve vahşi kapitalizmin genlerindeki dürtü ve doğal güdüleme gereği bu pazarda kendisinden olmayanı ayıklamak istediklerini aşikâre görmekteyiz.

Son yıllarda özellikle İslam coğrafyası başta olmak üzere geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkelerin, bu emperyalist güçlerin işgal, yeniden yapılandırma veya demokratikleşme adına girişimlerinin ardındaki temel neden hepimizin bildiği gibi budur.

Bu Siyonist ve Hristiyan güçlerin bölgemizde de Irak, Suriye ve Mısır gibi ülkelerde fiili olarak, Ürdün ve Lübnan gibi ülkelere ise tehdit ve şantajla pasifize etmeleri, İran ve Pakistan gibi güçlü İslami kimliği ön planda ülkelere ise ekonomik ve siyasi vb. yaptırımlarla yalnızlaştırma politikaları uygulayarak hedeflerini yani Vampirizm`i uygulamaya çalışmaktadırlar.

Bu tağut ve müstekbir güçlerin Türkiye üzerinde oynamak istedikleri oyunun özü aynı, ancak kullanılan enstrüman ayrıdır.

Dünyanın en güçlü 17. ekonomisine ve en güçlü 5. ordusuna sahip bir ülkeye yani Türkiye’ye; herhalde doğrudan müdahale yapabilmenin akıllıca bir iş olmadığını anlamış olmaları lazım. Emperyalist ülkelerin 1960, 1972, 1980 ve 1997 gibi içeriden askeriye ile işbirliği yapıp sonuca ulaşmaya çalıştıklarını görebilmekteyiz.

Ancak 28 Şubat ve 27 Nisan e-muhtıra ve benzeri birçok askeri girişimlerle son yıllarda ekonomi alanındaki spekülatif girişimlere karşı ekonominin ve sivil iradenin direnci bu güçlerin Türkiye üzerindeki oyunlarını bozmuş, senaryo değişikliğine gitmelerine sebep olmuştur.

Orduda doğrudan aklıselim ve vatanperver milliyetçi yapıya sirayet edemeyen ki bunlara karanlık güç demeye de gerek yok. Zira bu işin karanlığı falan da kalmamıştır; ABD /  Siyonizm ortaklığı ve AB Hristiyan Kulübü’nün peşlerine takılarak 1986 yıllarından itibaren ordu içinde kadrolaşmaya başlayan CIA / MOSSAD Ajanı Fethullah Gülen ve Severleri Maşa Terör Örgütü tarafından T.C. Devleti’nin ve Milleti’nin; varlığına, birliğine ve bütünlüğüne karşı yapılan harici ve dâhili müdahale girişimi bence (stratejist değilim ama) sıradışı planlı, üzerinde çalışılmış ve alt planları çok yönlü yapılmış bir illegal harekât ve işgal girişimidir.

Bu illegal girişimin başarısız olmuş olması, bu şer güçlerin pes etmesi anlamına gelmez. Bukalemun gibi şekil ve metot değişikliği yapacakları anlamına gelir ki; daha da dikkatli ve teyakkuz halde olmamız gerekir. İnşallah bu konuda neler olabilir üzerinden önümüzdeki zaman diliminde yazmak isterim.

Bu arada devletin FETÖ (Fethullahçı Terör Örgütü) ile mücadelede kararlı ve istikrarlı mücadelesine tüm toplum kesimleri destek vermelidir.

Meydanlardaki milli mozaiğimiz korunmalıyız. Demokrasi deyin ya da vatan bekçiliği deyin; bu dayanışmanın bütünlüğünü lütfen bozmayalım.

7 Ağustos 2016 Pazar günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle İstanbul Yenikapı’da yapılacak olan Demokrasi Nöbeti Mitingi’ne tüm siyasi partilerimizin katılması bütün dünyaya verilecek bütünlük mesajı olması açısından çok önemlidir.

15 Temmuz illegal işgal girişimi olarak anılacak ancak bence daha da önemlisi bu işgale karşı bu aziz milletin insanlık tarihinde bile belki emsali olmayan bir direniş ve direnç göstermesi her türlü övgünün üzerinde tanımsız bir durumdur ki; sana, bana, yani vatan sevgisinin ve imanının gerektiği şuurunda olan şehitler, gaziler ve tüm vatanseverlere aittir.

Fethi KARAHÜSEYİN

Toplum Bilimci / İktisatçı
Araştırmacı / Emekli

fethikarahuseyin@gmail.com

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 442