Bugün: 20.06.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Darbe Nedir Bilir misin ???‏

Darbe Nedir Bilir misin ???‏

İrademe, idareme mükellefiyet nöbetindeyiz...

Niçin  mi?...

Ve sen

Darbe nedir bilir misin?

Ben 12 Eylül`ü 17 yaşında yaşayan bir delikanlı bir din görevliydim…

Heyecanımız duygularımız hayallerimiz dahası yaşamak istediğim inançlarım vardı...

Ne oldu...

Ne oldu bilir misiniz...??

En yakınlarım hiç yerden nezaretlere işkencelere tabi oldu...

Almak istediğim gazete be derginin dışına hayatta hiç almayacağım gazeteleri almak zorunda bırakıldık.

Düşündüğün gibi değil bazılarının düşündüğü gibi... Yani askerin dediği gibi düşünmek konuşmak yaşamak durumundasınız...

Herhangi bir yerde yanlış bir kelime ya da imada mı bulundun?... Eyvahh! Piyango ne zaman bana çıkacak? Hangi zindanda kaç gün işkence görecek, günlerce aç susuz bırakılacak, psikolojin bozulacak, günlerce postal yalayacak bilemiyorsun... Bilsen sonucu işkence, işkence olmayacak. Belki günlerce postal yalayacak affedileceksin… Affedilmedin mi 3 İhlaslı, 1 Fatihalı sona yolculuğun başlar...

Cinsel uzvuna elektrik verilir, günlerce uykusuz bırakılır, uyku izni verildiğinde nezaret hücrene sular salınır. Bu sadece bir kaçı… Ziyaretçin mi, Avukatın mı geldi? Çok torpilliysen tabii... Bitkinlik, işkence izleri ve travmalar mı?... “Uykuda başım ranzaya vurmuş. Çok çok iyiyim” demekten, sana ezberlettiren sözleri söylemekten başka çaren yoktur…

Aksini mi söylesen?... Her halde meçhule kalkan bir gemiden - Sessiz Gemiden - Ahmet Haşim’den bihabersin...

...

Hey gidi gençlik... Bilgiye anında ulaşan, sosyal medyayı en yoğun kullanan ve STÖ/STK örgütlü bir ortamımız da yoktu. Yıldırım telgraf çekerdik, 5 günde varırdı... Mektubu siz düşünün... Bir tanıdık vefat etmişti. Bana bilgi geldiğinde haftalığı bile okunmuştu…

Devletin bürokratları bir astsubay / bir subay karşısında bile el pençe divan durur, bir İl Müftüm, bir Kaymakamım ve bir bürokratım dakikalarca ayakta beklerdi...

Sen askerlik yapmadın mı erkek kardeşim?... Bir er rütbeli karşısında saatlerce hiç ırganmadan nasıl beklemek durumunda kaldığını iyi bilirsin...

...

Yapılan her tür haksızlık ve kanunsuzluk karşısında direnen ve; “BU YAPTIKLARINIZ KANUNA VE ANAYASAYA AYKIRI” diyen bir seçilmiş yerel yöneticiye karakol komutanı ayni zamanda garnizon komutanı görevi verilmiş bir subay aynen şu cevabı vermişti: “SEN KİM OLUYORSUN DA BANA KANUNDAN BAHSEDİYORSUN? DEĞİRMENİ (sivil yönetimi devirdiklerini ifade ederek) SEL ALMIŞ, SEN HALA TAKILCAK PEŞİNDESİN” deyip küstahça hesap sormanın müeyyidesi bir kaç gün nezaret misafirliği ve bir kaç tokat da KDV’si olmuştu.

...

Camide din görevlisiydik. Üç hamdele bir salavattan sonra samanlı kâğıda teksir edilmiş hutbe yazısında Evren Paşa’ya övgüler yapılacaktı... Allah’tan birçok bildiriyi okumamıştım. Tabi güvenilir cemaatin varsa...

....

Ekonomi mi?...

Belediye Başkanlığı’na bir emekli ya da muvazzaf bir subay atanabilir, ilgisiz bir kişiyi Milli Eğitim Bakanlığı’na ya da Diyanet’e atayabilirler. Sonucu söylemeye gerek bile yok…

Mussolini’nin İtalya’sı, Adolf Hitler’in Almanya’sı ya da günümüz Doğu Türkistan’ının durumunu düşünün; işte öylesi…

Hiç unutulmasın ki Darbe Yönetimlerinde asla fikrini söyleyemez asla hayır kelimesini kullanamaz; ‘Tamam, en güzeli sizin emrettiğiniz gibidir’ şeklinde toplum tam bir robot, tam bir emir kulu, tam bir yalaka ve dahası esaret durumunda kalır...

.....

Darbelerin de yapılışı bakımından tüm dünyada bir haysiyeti(!!!) kuralı vardır..

Yediğinden içtiğinden kısıp, verdiği vergilerle silah alıp, vatanını düşmana karşı savunsun diye alıp emanet edilen silahlar, tanklar, helikopterler, bomba ve füze yüklü savaş uçakları hedef gözetmeksizin vatandaşına ve dahası dünyada Millet Meclisi’ni bombalayacak kadar hain, gaddar, vahşi ve haşhaşi bir anlayış, hınç, kin ve düşmanlığın emsali bile görülmemiştir. Bu kindarlığın daniskası... Bu ne hiddet, bu ne celal…

...

Tekrar ekonomi...

Silahının ve tankının namlusunu vatandaşına çeviren bu mahlûklar ne anlardı enflasyondan ya da arz ve talepten...

En ballı börekli KİT’ler sağılır, inek gibi görülür. Arpalıklar, omuzundaki yıldız sayısına göre peşkeş çekilir.

Sana sofrada kalan artıklar kalacaktı ki; onu da bulabilirsen...

Dahası mı?..

İyi bir meslek ve bir sınıf oluşurdu… Ne mi?? Okuyalım lütfen…

Kim daha çok yalaka ve postal yalamasını becerir, kim daha iyi amuda kalkarsa o kişi ispiyoncu ve jurnalci olarak kullanılır. O, askerin geçici has kulu idi... Bu sahtekâr, yalancı ve yalaka sivil, etrafındaki insanlar arasında forslu bir şekilde dolaşırdı... Herkes ondan nefret eder ve bir o kadar da korkardı…

...

Ne zaman ispiyonlancan, ne zaman bir on başı iki asker seni alıp gidecek, belli olmayan yolculuk ne zaman başlayacak bilemezdin...

...

Teslim alınmış Türkiye’de YURTTA SULH KONSEYİ kararları duyurusu yapılmasına rağmen; basının duruşu...

İşte gerçek kahramanlar. Basın…

Allah’tan görsel ve yazılı basın çok ve onurlu davrandılar, CNN Türk dâhil… Basının bombalar altında ve silahın namlusunun gölgesinde bile onurlu duruşu ve sivil iradeden yana tavrı takdire şayandır. İstisna elbette oldu...

TRT’ye önceki akşamki gibi el konulur, bildiri yayınlanır, kahramanlık marşları okunur, her ilçeye 1 tank gönderilir, sokağa çıkma yasağı konur, telefonlar kapatılır, iç ve dış dünyayla bağlantı sadece kısa dalga radyo yayınlarından alına bilinirdi...

Radyo, tv ve minarelerde marş okunuyorsa darbeciler hain emellerine ulaşmış; ezanlar ve selalar okunuyorsa ALLAH’A HAMDOLSUN sivil yönetim var demektir…

....

Bu yazıyı okuma için zamanını feda eden kardeşim…

55 yıllık ömrümün yarısını niçin sivil toplum örgütlerinde örgütlenme adına adadığımı anlatabildim mi bilmem...

...

Ekonomi çökmüş, marketler boşalmış, enflasyon 3 haneli rakamlara çıkmış, KİT’ler, arpalıklar peşkeş çekilmiş...

Düşündüğün ve inandığın gibi değil; başkasının düşündüğü ve inandığı şekilde tek tip insan modeli olmak istemiyorsan… Esareti değil, özgürlüğü düşünüyorsan…

Kendinden ziyade, geleceğin neslini düşünüyorsan. Maazallah ülken siyonist ve emperyalist güçlerin müstemlekesi olmasını istemiyorsan, minarende ezan, surlarında gönderinde bayrağın dalgalanması için…

Şeref ve namus bildiğimiz oyumuz, yani iradene, Meclisine, namusuna ve şerefine sahip çıkmak için…

Gerekirse diyeti canımız ya da kanımız da olsa…

Niçin nöbette olduğumuzu anlayabildin mi???

...

12 Martları, 12 Eylülleri, 28 Şubatları ve 27 Nisan e-muhtıraları dahil bütün darbeler ihtilaller hep CUMA günü haftanın son günü yapılmıştır neden acaba ???

Biraz da siz düşünün...

...

Mümkün olduğunca kısa ifade etmeye çalıştığım darbe olursa ne olurun cevabı bu şekilde… Bizzat yaşadıklarım ve olası yaşanacaklara işaret etmeye çalıştım...

....

Niçin 48 saattir uykusuz meydanlarda aile boyu nöbet tuttuğumuzu anlayabildiniz mi?

..

İnşallah duygularımın devamını sonra anlatmak üzere...

Cenabı Allah’ın izniyle İblis Feto, Fetosever siyonist ve emperyalist hainlere bu topraklar dar edilecektir. Unutmayın bu milletin azim ve iradesi karşısında biiznillahi teala hiç bir tağut ve müstekbir güç duramayacaktır...

Unutmayın darbecilerin A ve B planları varsa; Allah’ın da en güzel planı vardır ve onların planını başına geçirecektir...

Hakk’ın karşısında hak olmayan, yok olmaya mahkûmdur…

Toplum Bilimci -Araştırmacı bir Vatandaş

Fethi KARAHÜSEYİN - 17/07/2016 gecesi Giresun Bulancak Meydanı - İrademe İdareme Mükellefiyet Nöbetinde...

fethikarahuseyin@hotmail.com

Whatsapp.: 0533 383 90 44

fethikarahuseyin@gmail.com

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 585