Bugün: 17.01.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Sivil Toplum; Toplumda Sivil Güce Karşı Tahammülsüzlük Değil Saygı Duyulmalıdır

Sivil Toplum; Toplumda Sivil Güce Karşı Tahammülsüzlük Değil Saygı Duyulmalıdır


İslam’da Sivil Toplum Uygulama ve Anlayışı:

Geçtiğimiz hafta resmi bir görevim gereği 8 günlük seminer için Antalya’da idik. Seminer tamamen görevimizle ilgili son değişiklikler ve uygulama metotları üzerineydi. Seminere gelemeyip Tele-konferansla Ankara’dan bizlere seslenen Sn. DİB Bşk. Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ’in konuşmasının bir kısmına sığdırdığı “...Diyanet iş kolunda sendikalaşma nedeniyle yaşanan bazı olumsuzluklar ve münferit bazı vakalardan bahsettikten sonra adeta sendikalaşma ya (sivil örgütlenmeye) üstü örtülü de olsa menfi  (olumsuz) yaklaşım tarzı göstermesini açık söylemek gerekirse teessüfle izledik... Benim Başkanımın 11 işkolunda en fazla örgütlenme oranı % 80’leri bulmuş ve 145 bini aşmış  personelinin bulunduğu dev bir camia ADALET-İSTİŞARE eksenli yönetilmelidir. Daha önceki yazımızda da örneğini verdik, Hendek Savaşı’nda uygulanan strateji Hz. Peygamberimizin kendi görüşü değil Sahabe’nin (Hz. Peygamberimizin arkadaşları) baskın görüşü sonucu istişare ile alınan bir durum söz konusudur. Hâlâ personelinin örgütlenmesini ve haklarının savunmasını saygı ve takdirle karşılaması hatta teşvik etmesi beklenen bir kurumun Diyanet’in kendi personelinin örgütlenmesine karşı duruşu ve tavrıyla ilgili düşünce ve tespitlerimizden bahsedeceğimi yazmıştım geçen hafta.

Diyanet’te ki sendikalaşmaya saygı duyulmalı.

Hiçbir iş kolunda Diyanet iş kolundaki kadar yüksek oranda sendikalaşma yoktur. Ya din görevlilerimizin sendikal kültürü çok çok gelişmiş, ya da sendikalaşmaya ve kendini ifade etmeye ihtiyaç hissetmekte ayrıca “hakkın verilmediği alındığını”  iyi bilmesidir. Toplumun birçok kesiminden şahsına veya aidiyeti bulunduğu kuruma ve dolayısıyla milli, dini ve manevi değerlerine, yaşam biçimine ve tercihine karşı atmosferin uzaydan gelen göktaşlarına siper olduğu gibi yapılan birçok tahkir edici fiili veya sözlü saldırılara karşı ihtiyaç hissettiği bir oluşum ve oluşturduğu, bu örgütlenmeye karşı başta kurumundan ve cemaatinden saygı ve övgü beklemektedir… İslam tarihimizdeki bu meşhur olay aslında yorumsuz her şeyi anlatmaktadır.

Hepimizin bildiği şu olayı tahlil edelim. Hz. Ömer (RA) halife (devlet başkanı-idareci) seçildiği zaman medeniyetin merkezi ve isim babası olan Medine’de camide minbere çıkıp seslenir. Ey İnananlar. Yönetici olmakla büyük ve ağır bir yükün altına girdiğini ve mesuliyetinin ciddiyetini vb. bahsettikten sonra şöyle der. – Ey İnsanlar. Bu görevim esnasında ola ki bir yanlışlık ve adaletsizlik yaparsam ne yaparsınız?  Cemaatin içinden biri çıkar ve aynen şunu söyler.  – Ey Müslümanların Amiri.  Böyle bir hata yaptığında seni uyarır (ve kılıcını kınından çıkarır/Kılıç gücü ve adaleti sembolize eder)  ve göstererek : –Ya Ömer seni bununla düzeltiriz. Der.  Bunun üzerine Hz. Ömer (RA)  -“Allah’ım Sana Hamdolsun ki;  Hattab’ın oğlu Ömer’i Devleti yönetirken hata ve kusur yaptığında kılıcıyla da olsa  düzeltecek (aslında bu sivil inisiyatif-güçtür) kulların var..” diyerek hamd etmiştir.

Bu olay basit bir tevazu ve alçak gönüllülük olarak tahlil edilemez. Toplumu dizayn eden ve her kesimin görüş ve istekleri ya halkın bizatihi kendisi veya temsilcileri (sivil toplum örgütleri)  tarafından en büyük organizasyon olan devleti yönetenlere ifade edilir bilgi ve fikir teatisinde bulunulur. İştira edilir.  Devlet fert için vardır ve ferdin mutluluğu için de idare kendisini kaale almalıdır.

Kısaca İslam, “toplumsal farklılaşma”ya açık olduğu gibi “toplumsal katılım”a da açıktır. Başka bir deyişle İslam, bireylerin kendi reylerini (görüşlerini) devlete karşı savunacak ve devlette bu görüşe saygı duyacak ve duymalıdır.

Bu toplumsal fikir ve taleplerin denge unsurudur. Talepler sunulacak konu istişare edilecek ve idare toplum ve devlet adına adaletle hükmedecektir.

Şayet toplum kesimlerinden yine toplumun özgür iradeleriyle oluşturulan  örgütlerin, kuruluşların örgütlenme sürecine veya karar mekanizmalarını bir şekilde çeşitli amaçla - etkileyecek unsurlar devreye girerse  işte o zaman bu örgütlenmelerde hastalıklar ve dolayısıyla sararmalar, morarmalar ve kızarıklar!!!. meydana gelir. Bu konu önümüzdeki haftalarda renkli sivil toplum adıyla tahlil etmeye çalışacağız.

Esenlik dolu günler ve selamlarımla.

Fethi KARAHÜSEYİN

Diyanet-Sen Giresun Şube Başkanı

 e-mail: fethikarahuseyin@gmail.com  fethikarahuseyin@hotmail.com

GSM: 0530 425 84 52

  • PAYLAŞ