Bugün: 23.04.2018

Aynı Tas Aynı Hamam

Geçtiğimiz günlerde değişik illerde muhasebeci ve mali müşavir odalarında seçimler yapıldı.

Doğrusu kanun gereği mali müşavir odalarında seçimler Mayıs ayında yapılmak zorunda. 1989 yılında çıkarılan 3568 sayılı mali müşavirlik yasası gereği ilk seçimler 1990 yılında yapıldı. Birçok odada o yıllardan kalma yöneticiler işbaşında. Bunların en meşhuru ise İstanbul Odasının başında olan Yahya Arıkan. Ara sıra arkadaşlar arasında konuşurken adam hiçbir yerde çalışmamış olsa muhasebeciler odasından emekli olacakmış diyoruz. Gerçekten de öyle bu seçimi de kazanan Yahya Arıkan dönem bittiğinde 26 yıl başkanlık yapmış biri olacak. Bir dönem ara vermeden tekrar başkanlığa seçilemeyecek. Böylelikle bizim şaka da gerçek olmuş olacak.

Geçtiğimiz çeyrek asırda muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleği, ekonomi içinde önemli işlevler kazanarak kendine önemli yerler edindi. El ile yazılan defterden önce bilgisayarlı muhasebeye, sonra da elektronik deftere geçildi. Çok sık güncellenen yüzlerce mevzuatı günü gününe takip etmek zorunda olan mali müşavirler, bir işletmenin her türlü faaliyetinde önemli bir işlevi yerine getiriyorlar. Özellikle bağımsız büro sahibi mali müşavirler iş sahiplerinin yegane danışmanı olarak her türlü mevzuatı bilmek zorunda hissediyor kendilerini. Kanun çıktığında 10-15 bin civarında olan muhasebeciler ve mali müşavirler geçen 85-90 civarında olan sayıları ile birbirleri ile de rekabet etmek zorunda kalıyorlar. 

Uzun yıllar meslek kanununda bir iki ufak ve zorunlu düzenleme dışında bir değişiklik yapılmayan bu meslekte, ilk önemli değişiklik 2008 yılında yapıldı. Bu değişiklikle serbest muhasebeci olan meslektaşlarımız hızlandırılmış bir eğitimle mali müşavir oldular. Kamuda belli bir yıl çalışmış kişiler de aynı mantıkla yeminli mali müşavir oldular. Ancak bu kanunda en önemli değişiklik seçim sisteminde oldu. Bu değişikliğe göre seçim sistemi nispi temsil olarak değiştirildi. Çoğunluk sistemi ile iktidarı ele geçiren kişi ve kurumlar elinde bulundurdukları devasa imkanlarla yönetimi güya demokratik yöntemlerle bir daha bırakmıyordu. Getirilen yeni düzenleme ile seçime giren kişi veya gruplar aldıkları oy nispetinde hem kurullarda hem de üst birlik(TÜRMOB) delegeliği elde etme imkanına kavuştular.

Kanun 2008 yılında kabul edildiğinde kamuoyunu ayağa kaldıranlar ve cingözlük yapıp ilk genel kurul tarihini Nisan ayı olarak tespit edip Mayıs ayının ilk günlerinde seçim yapan birkaç oda yüzünden Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül kanunu veto etmek zorunda kalmıştı. Ancak kanun tasarısı kısa sürede tekrar meclise gelip kanunlaştırıldı. Ancak iş işten geçmiş kanunun seçim maddesi 2010 yılında ancak uygulanabilmişti. 

Nispi temsilin kanun metnine girmesinde emeği geçen biri olarak nispi temsilin ilk faydasını 2010 yılı seçimlerinde gördük. Denetleme kuruluna seçilen arkadaşlarımız görevini bihakkın yaparak odalarda yapılan haksız ve hukuksuz uygulamaları görme ve tespit etme imkanını buldular. Her genel kurulda okunan güya adına denetleme kurulu raporu adı verilen ama denetlememe raporu olan raporlar ile yöneticilerin bizlerden neleri gizlemiş olduklarını gördük. Raporu genel kurulda okuyanlar, ayrışık raporu görmezden gelme cüretini bile gösterdiler. Ancak üyelerin itirazı ile ayrışık raporun evrak kayıt yazısını lütfen okudular. Oysa genel kurul üyelerinin, odanın en büyük ve yetkili organı olarak seçtiği denetleme kurulu üyesinin rapora neden şerh düştüğünü bilmek hakkıydı. Rapor içeriğine girilmeden okunan ön yazı bile yöneticilerin suratlarını pancar gibi etmeye yetti de arttı bile.

Şunu da söylemek gerek nispi temsilin hiç öngörmediği delege adaylarının ıslak imzası ile gruplardan aday olmak istemeleri iktidarın nasıl paylaşılamaz bir haz olduğunu göstermesi bakımından hepimiz için bir sınav oldu. Çıkarılan anti demokratik seçim yönetmeliği ile getirilen bu düzenlemenin üye sayısı çok olan odalarda nasıl bir zahmete dönüştüğü İstanbul ve İzmir odalarında bizzat müşahede edildi. Ankara ve Bursa’da önümüzdeki günlerde müşahede edilecek sistemin mahkeme sonucu beklenmeden TÜRMOB Genel Kurulunda düzeltilmesi çoğulculuk açısından önemlidir. 

Olan oldu seçimler yapıldı; Türkiye’nin ve dünyanın en büyük odalarından biri kaht-ı rical yokluğundan üç yıl daha aynı kişiye kaldı. Ne demişler; aynı hamam aynı tas…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 928