Bugün: 18.06.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Devlet Zulüm Etmek İçin mi Vardır!

Devlet Zulüm Etmek İçin mi Vardır!

20.10.2014 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu genelgesi ile sigortalıların çakışan hizmet sürelerinin nasıl değerlendirileceğine ait geniş açıklamalar yapılmıştır.
Hayatın olağan akışında insan bazen bağımsız çalışmakta bazen de birilerinin yanında bazen de devlette memur olarak çalışmaktadır. Bu çalışma şekillerine göre sosyal sigortaya tabi olmaları da değişmektedir. Bunlar içinde en imtiyazlısı elbette memurluktur.

İşçiler, esnaf ve sanatkârlar, tarımda kendi adına veya ücretle çalışanlar hepsi ayrı statülerde çalışmakta ve sigortalılıkları da değişik şekillerde ortaya çıkmaktadır. Yıllardır uygulanan sistemde memurların tabi olduğu Emekli Sandığı sistemi 5510 sayılı yasa ile kurumların birleşmesine rağmen bu imtiyazını sürdürmektedir. Bu sigorta sisteminde çalışılan sürelerde ve emeklilikte ortaya çıkan bu imtiyazlar ülkemiz gerçeğinde memurluğu hep cazip tutmuştur. Meclisin iradesine rağmen Anayasa Mahkemesi bu birleşmeyi bir türlü içine sindirememiş ve oluşturulmaya çalışılan bütüncül sistemi daha başından bozmuştur.

Ancak bizim konumuz Emekli Sandığı`ndan ziyade SSK ve BAĞ-KUR sigortalılarının iç içe geçen sistemleri hakkındadır.

BAĞ-KUR sigortalılığı her ne kadar uzun bir sürede emekliliği öngörse de sigortalının esnaf ve sanatkâr olması dolayısıyla primlerini düzenli ödeyeceği varsayımına dayanmaktadır. Oysa ülkemizde görece tasarruf miktarı çok az olduğundan azıcık bir şeylere vakıf olan insanımız hemen kendine bir iş kurmakta ve bunu devam ettirmek istemektedir. Ancak hayatın ve ticaretin acımasız koşulları yüzünden açılan işyerleri kısa sürede kapatılmakta ve tekrar ücretli çalışma hayatına dönülmektedir. İşyerinin açık olduğu ve şirketlerin tasfiye edilemediği bu süreçte ise BAĞ-KUR sigortalılığı devam etmekte ve çok büyük miktarlarda prim borçlarının birikmesine neden olmaktadır. Yıllar sonra ortaya çıkan bu devasa prim borçları yüzünden 3-4 senelik aralıklarla prim afları veya borç yapılandırmaları için kanuni düzenleme yapmak zorunda kalınmaktadır.

Son çıkan torba yasada en fazla beklenen BAĞ-KUR yeniden yapılandırılması ve prim borçlarının askıya alınması yönünde kamuoyunda oluşan beklentiler büyük bir hayal kırıklığı ile sonuçlanmıştır. Emekli olmasına ramak kalan bazı sigortalılar BAĞ-KUR borçlarını sildirerek emekli olmayı beklerken ortaya çıkan binlerce liralık prim borcunu ödemekle karşı karşıya kalmışlardır. Bu da yetmiyormuş gibi bazı sigortalılar da kendileri için ödenen 4/a (SSK) sigorta primini 4/b (
BAĞ-KUR) sigorta koluna aktarmak zorunda kalmışlardır. Bazı sigortalılar kendilerini ya kendi şirketlerinden ya da başka yerlerden sigorta yaptırarak ve bunun primini ödeyerek emekli olmayı beklerken, büyük bir hayal kırıklığı ile karşılaşmışlardır. Çalıştıkları işyerlerinin kapanması veya işin bitmesi nedeniyle başka bir işe girenlerin veya başlayanların sigortalılıkları geçersiz sayılarak Bağkura tabi olmaları gerektiği kurum tarafından söylenmekte ve bu da büyük mağduriyetlere neden olmaktadır.

Kurumun yaptığı bu haksız uygulama yetmiyormuş gibi bir de 4/a (SSK) için ödenen sigorta primlerinin (4/b) (
BAĞ-KUR`a) aktarılması aşamasında büyük haksızlıklar yapılacağı yayınlanan genelge ile duyurulmuştur. Acaba bizim bürokratlarımız uzaydan mı gelmişler diye merak eder dururum. Öyle ya çakışan hizmet sürelerinde işçi için ödenen primlerin sadece işçiye düşen hissesinin mahsup edileceği, işveren hissesinin istenmesi halinde işverene iade edileceği duyuruluyor. Örnek vermek gerekirse 1000 lira ücret alan işçi için 345 TL prim ödeniyor; aynı şekilde işveren olarak da aynı miktarda Bağkur primi ödeniyor. SSK primi BAĞ-KUR’a bu şekilde mahsup edilse hiçbir sorun yok; sadece sigortalılık türü değişiyor.  Ama bizim işgüzar bürokrasimiz kendine iş çıkarıyor ve her seferinde yüzlerce sayfa genelge yayınlayarak ve binlerce memuru meşgul ederek, binlerce insanımızı da mağdur ediyorlar.

Genelgede verilen bir başka örnekte ise 4/a (SSK) sigortalısı olduğu ve işverenin bu primi ödemediği bir örnek var ki tam Aziz Nesin’lik.  4/b (BAĞ-KUR) primi de ödeyen bu kişinin Bağkura ödediği primin geçersiz sayılarak tamamının hem işçi hissesine hem de işveren hissesine mahsubu istenmektedir. Sigorta kendi tahsil edemediği primi bu kere işçiye yüklemekte ve primi kendisinin ödemesini istemektedir. Bizim sigortanın keseri nalıncı keserine dönmekte “hep bana, hep bana” demektedir.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 697