Bugün: 22.06.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Devletin Başına Devlet Gelecek; Gerçek mi Oldu!

Devletin Başına Devlet Gelecek; Gerçek mi Oldu!

Geçen yazımızda Siyasette Taşlar Yeniden Döşenirken demiş ve yerel siyasetteki gelişmelere değinmiştik.

Bu arada Türkiye’nin duayen siyasetçisi rahmetli Süleyman Demirel’in siyaset literatürüne armağan ettiği sayısız deyişlerden biri de “siyasette 24 saat çok üzün bir süredir” sözü gerçek oldu. Daha bizim yazının mürekkebi kurumadan MHP lideri Devlet Bahçeli bombayı patlattı. 26 Ağustos’ta erken seçim yapalım dedi. Partisinin meclis grubunda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan`ı destekleyeceklerini açıklayan Bahçeli, seçimlerin Malazgirt Meydan Muharebesi`nin yıl dönümü olan 26 Ağustos 2018`de yapılmasını önerdi.  16 Nisan 2017`de yapılan halk oylamasında yüzde 51,4 "evet" oyuyla kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin henüz tam olarak devreye girmediğini belirten Bahçeli, "Türkiye`nin 3 Kasım 2019`a kadar dayanması kolay değildir. 3 Kasım 2019`a kadar ulaşmak her dakika zorlaşmaktadır" ifadesini kullandı.

Bu durum bana 2002 seçimlerini anımsattı 2002 yılının yaz aylarında ANASOL M hükümetinin Başbakan Yardımcı Devlet Bahçeli partisinin Bursa kurultayında erken seçim çağrısı yaptı. Diğer ortaklar bunu şaşkınlıkla karşılasa da yapacakları bir şey yoktu. Ecevit`in hastalığı, ekonomik kriz derken kulislerde konuşulan erken seçimi ilk defa Bahçeli dillendirdi. Kurultayda tüm ülke önünde erken seçim çağrısı yaptı. Ülke kaos içindeyken ve ekonomik kriz varken erken seçim yapmak resmen siyasi bir intihardı ama Bahçeli erken seçim kararından vazgeçmedi. 31 Temmuz 2002`de karar alındı. Seçim 3 Kasım’da olacaktı. Erken seçime karşı olan Anavatan Genel Başkanı Mesut Yılmaz ve Demokratik Sol Parti Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit bunun siyasi hayatlarını bitireceklerinin farkındaydı. Ekonomiyi düzeltmeden böyle bir işe girişmek intihar etmek ile eş değerdeydi ama Bahçeli`nin erken seçim isteğine karşı daha fazla direnemediler. Seçim maratonunda AK Parti`yi ilk başta kimse umursamadı ama anketler en iddialı parti olduğunu söylüyordu. Ve sonunda olan oldu koalisyon ortakları baraja takılarak tarihin derinliklerinde kayboldular. Koalisyonun büyük ortakları bir daha bellerini doğrultup barajı aşamadılar ama bir ideoloji partisi olan MHP zamanla barajı aşarak hep anahtar parti konumunu korudu.

Esasında Devlet Bahçeli bu tür çıkışları hep yapıyor. 2002 de bu çıkışı yapan Bahçeli tarihin bazı dönüm noktalarına hep imza atmayı becerdi. 2007 yılında Abdullah Gül’ü 367 kararı nedeniyle seçemeyen meclis kendini feshederek erken seçime gitmiş ve yapılan genel seçimler sonrası MHP, Abdullah Gül’ün seçilmesi için meclise girerek Ak Partiye 367 sayısının aşılmasında yardımcı olmuştu. Ayrıca Abdullah Gül’ün seçilmesinde de evet oyu kullanmıştı. 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığını kabullenmeyen CHP’ye rağmen meclise girerek bu olayın da sorunsuz atlatılmasın yardımcı oldu. 2015 Haziran seçimlerinde Ak Parti tek başına iktidar olacak çoğunluğu sağlayamamışken Bahçeli koalisyon ortağı olmayı kabul etmemiş ama erken seçimin işaret fişeğini atmıştı. Yapılan Kasım 2015 seçimlerinde 5 aylık azınlık hükümeti süreci insanları korkutmuş ve yeniden Ak Partiyi iktidar yapmıştı. Devlet Bahçeli 15 Temmuz 2016 meşum darbe girişiminde de hükümetin yanında yer alarak hatta karşısına geçerek bunun da sorunsuz aşılmasında büyük katkılar verdi. 2017 anayasa değişikliği referandumunda da hükümeti destekleyen Devlet Bahçeli, yeni rejimin bir an önce uygulanması için başkanlık önerisini de aniden gündeme getirerek mecliste görüşülmesini sağladı. Yapılan referandum sonrası artık ülke gündemine başkanlık sistemi girdi.

Görüldüğü gibi Bahçeli’nin 26 Ağustos teklifine hükümet 24 Haziran tarihini önererek karşılık verdi. Böylelikle muhalefet partilerinin cumhurbaşkanı adayı bile belirlemelerine fırsat verilmeden baskın seçim yapılacaktı. Gerçekten de öyle oldu alel acele meclisten geçirilen karar neticesinde ülke seçim gündemine girdi. Muhalefet partileri bir o yana bir bu yana kendilerine bile cumhurbaşkanı adayı bulamadan aday gösterme süresi sona erecek. Milletvekilliği seçimi ile birleştirildiği için de milletvekili aday ı bulmada ve göstermede zorlanan partilerin deyim yerindeyse iki ayağı bir pabuca girdi. Yazının yazıldığı saatlerde muhalefet partileri daha ne kendi adaylarını ne de yapabilirlerse çatı adayını bulabilmiş değildi.

Biz yine de yapılacak her iki seçimin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni ederek bitirelim.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 405