Bugün: 22.04.2018

Dolma Takaz Ev Ne Ola Ki?


Bu yıl 6.’sı yapılacak Giresun Günleri başlıyor. Birazdan Taksim’de yapılacak yürüyüşe katılacağım. Bu satırlar yapılacak yürüyüşün nasıl geçeceği ile ilgili olarak yüreğimin hızlı çırpınışları arasında yazılıyor. Benim duyduğum böyle bir yürüyüşün Giresun açısından bir ilki oluşturacağı. Daha önce bir il adına yapılan yürüyüş duymadım. İnşallah iyi bir katılımla güzel bir yürüyüş olur. Taksim adını hep ideolojik yürüyüşlerin yeri olarak duyurdu. Belki de ilk defa bir il halkının haklı taleplerinin ve güzelliklerinin sergileneceği bir mekân olur. Bu da daha sonra yapılacak yürüyüşler için iyi bir bidat oluşturur.

Bu yürüyüşe ve Giresun Günleri’ne gecesini gündüzüne katarak hazırlanan GİRFED Başkanı Sayın Hasan Turan geçtiğimiz günlerde annesini kaybetti. Zaten hazırlıklar arasında sık sık annesinin hastalığı sebebiyle Giresun’a gelip gitmek zorunda kalan Hasan Turan’ın bu yürüyüşe katılması biraz zor gibi. Oysa yapılan böyle bir etkinliğin açılışında bulunmak o işe emek verenlerin en büyük arzusudur. İnşallah yürüyüşe katılamasa da açılışı yapmak kendisine nasip olur. Hasan Başkana ve ailesine sabır, annesine de Allah’tan rahmet diliyorum.

Giresun Günleri bu yıl kendi içinde ilkleri barındırması açısından diğer il günlerine de örneklik teşkil edecek özellikler taşıyor. Geçtiğimiz senelerde sergilenen serenti(mazu)den sonra bu yıl da Giresun evlerinin bir minyatürü Feshane’de sergilenecek. Dolma takaz tabir edilen evler bizim çocukluğumuzun geçtiği güzel yerlerdi. Küçük olsalar da iki oda bir sofa(aşgana) tabir edilen evler çok sağlıklı barınma yerleriydi. Evin dış tarafları dolma taş ve çamurdan olsa da ağaç bolluğu nedeniyle evin iç yüzü tamamen ahşap kaplama olurdu. Tamamı ahşap olduğundan genellikle evde taş ocak dışında bir şey yanmazdı. Taş ocakların her iki tarafına yapılan ahşap oturma yerleri ise en önemli mekânlardı. Buraya evin reisi olan babalar ve dedeler otururdu. Bu da bir nevi otorite göstergesiydi. Evin hemen yan duvarına açılan bir kapı ile hem tuvalet hem de banyo olarak kullanılan yerler yapılırdı. Odalar yalnızca yatak yeri olarak kullanılır, aşgana ise bütün bir hayatın geçtiği yer olarak bugünkü salonların ve yemek odalarının işlevini görürdü. Aşgana aynı zamanda mutfak ve lavabo işlevini de üstlenirdi. Bugünkü anlamda lavabolar yoktu. Bakırdan yapılan dibi çukurlaştırılmış leğenler lavabo işlevini görür, su musluktan değil bakır ibrikten kullanılırdı.

Yarı bodrum veya tam bodrum olan giriş katlar hayvanlara ahır olarak kullanılırdı. Evden açılan bir delik ile ahırda bulunan ineklere yal tabir edilen yem ve yiyecekler sarkıtılır, bizim artıklarımız ve bahçeden toplanan paldır pacak onların yiyeceği olurdu. Annelerimizin sağdığı sütler, onlardan yapılan yoğurt ve ayranlar ise bizim yiyeceğimiz… Artan yoğurt ve ayran varsa ziyan edilmez kaynatılarak peynir ve çökelecek yapılırdı.

Evin etrafındaki arazisi ise mutlaka tarla olarak kullanılırdı. Burada yetişen mısır ve karalahana(pancar) ise en önemli iki yiyeceğimizdi. Mısır zannedildiği gibi taze tüketilmez öğütülerek ekmek yapmak için kullanılırdı. Kara buğday sahil kesiminde yok denecek kadar azdı. Beyaz buğday unu ise şimdiki tatlılar gibi mısır üstüne tatlı misali ramazandan ramazana görülen nadir yiyeceklerdendi. O da ekmek olarak kullanılmaz, yufka(çörek) açılarak, genellikle makarna tabir edilen şekilde kesilerek Giresun tavasında kızartma yapılırdı. Nadiren içine çökelek ve fındık ezmesi eklenerek börek de yapılırdı. Bizim oralarda beyaz undan yapılan ekmek çok sonraları Amerikan yardımı undan yapılarak yaygınlaştı.

Lahana ise her şeyimizdi. Annelerimiz çorbasını yapar, sarmasını sarardı. Hayvanın içyağından yapılan tuzlu iç yağ ise yemeklere ayrı bir lezzet katardı. İlkbaharda yeni yeni açarken ortaya çıkan sapsarı çiçeklerinden ve yeşil filizlerinden ise lezzetli yemekler yapılırdı. Daha birçok çeşidiyle lahana ve ayran vazgeçilmez iki ayrı yemeğimizdi.

Giresun Günleri için yapılan dolma takaz ev bizi ta nerelere götürdü. Giresunlu iseniz anılarınızı tazelemek, değilseniz Giresun kültürüne aşinalık için herkesi 18-19-20 Mayıs tarihlerinde Feshane’ye bekliyorum.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ