Bugün: 16.10.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Eminönü’nden Vezneciler’e…

Eminönü’nden Vezneciler’e…

Geçen gün İstanbul Ticaret Odası’nda bir seminere katıldım. Çıktığımda saat 5’i geçmişti.

Akşam 7’de Edirnekapı’da toplantım olduğu için Gaziosmanpaşa’ya gel git olmasın diye biraz yürümeye karar verdim. Yıllar önce öğrenciliğimiz sırasında haftanın bütün günlerini geçirdiğimiz Milli Türk Talebe Birliği de bu bölgede. Geceleri de Mimar Sinan’ın eseri Rüstempaşa Medresesi’nde oluşturulan yurtta geçiriyoruz. Bir başka yazımda söylemiştim, 12 Eylül’ü bu yurtta karşıladık.

Ankara Caddesi’nin dik yokuşu bana her zaman zor gelmiştir; yine aynen öyle oldu. Aynı canlılık hâlâ devam ediyor, ama artık yerli insandan çok yabancılara yönelik işler ön plana çıkmış. Yeme içme yerleri, hediyelik eşya dükkânları caddenin sağına ve soluna serpiştirilmiş vaziyette. Yokuşu tırmanırken insanların akın akın yürüdüğü bir mahal gözlerden kaçmıyor. Vilayetin hemen yanı başında bulunan Vilayet Camii eski mütevazı yapısını kaybederek kırmızı beyaz zebra desenli bir hale bürünmüş.  Vilayet Camii’nin altında ise devasa bir Sirkeci Durağı yapılmış. Aşağıda eski istasyon olduğuna göre merdivenlerle epey bir mesafenin olduğu ihtimal dâhilinde. Vilayet binasına giriş çıkış yolları değişti mi bilmem. Eskiden Gülhane tarafı kapalı idi; meşhur Babıâli kapısı denilen o kapı nedense uzun yıllar kapalı kaldı. Tramvayla geçerken gördüm açılmış, giriş çıkışlar oradan mı bilmem.

Yukarı doğru çıkarken yıllar önce popüler olan Kadir Mısıroğlu’nun Sebil’inin olduğu bina eski halinde. Sağ tarafta ise İran Konsolosluğu, 1979 yılında yapılan İran’da yapılan devrimden sonra bizim gençliğimizin de uğrak yerlerinden biri olmuştu. Birkaç defa gitmişliğim vardır; içeriye sinen ve bizim alışık olmadığımız ağır bir koku hâlâ burnumdadır.

Konsolosluğu geçince Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin binası var. 1865 yılında yapıldığı bilinen bu bina eski mimari üslubu ile çevrede hemen fark ediliyor. Ancak caddeye bakan kısmında mücevherat tarzı bir şeyler gördüm. Acaba teşhir mi yoksa ticaret mi yapılıyor anlayamadım. Hemen yanı başında bulunan bina ise bizim yıllarımızın geçtiği Milli Türk Talebe Birliği var. İkisinin arasında ise Fatih Gençlik Vakfı var.

Fatih Gençlik Vakfı’nın ise hikâyesi ilginç; Fatih Sultan Mehmet Han için bir eser vücuda getirmek gayesi ile toplanan paralar daha sonra bu vakfın kuruluş sermayesi olmuş. Bu eserin ise bir heykel olduğu söylenir; heykel ise caiz görülmediğinden bu gaye daha sonra vakfa dönüşmüştür. Hâlâ faal olan vakfın bir de matbaa işletmesi var. Yaklaşık 6 ay burada fiilen muhasebecilik yapmışlığım vardır. Daha sonraları da dışarıdan hem vakfın hem de matbaanın defterlerini tutmaya devam etmiştik.

Milli Türk Talebe Birliği’ni geçince doğrusu bir an tereddüt ettim; acaba Şeref Efendi Sokak’tan mı yoksa Nuruosmaniye Caddesi’nden mi gitsem diye. Kararımı tez verdim iyi ki bütün hayatımız buralarda geçmiyor. Şeref Efendi Sokağı’nın mütevazı serinliğine bırakıverdim kendimi. Nuruosmaniye Camii avlusuna geldiğimde caminin elden geçtiğini dış yüzeylerinin tamamen eski is ve kirden arındırıldığını, bahçesinin ve içinin pırıl pırıl olduğunu görmek beni derecesiz memnun etti. Emeği geçenlere teşekkür ederim. İkindi Namazı’nı kıldıktan sonra Kapalı Çarşı’ya dalıverdim. Kapalı Çarşı bizden çok turistlerin işgali altında. Eski kuyumcuların yerini yer yer turistik eşya ve mücevherat satıcıları almış. Kalpakçılar Caddesi her zamanki canlılığını koruyor. Hızla yoluma devam ederek Beyazıt Kapısı’ndan dışarı atıverdim kendimi.

Gelmişken Sahaflara uğramamak olmazdı. Önce sağa sonra da sola dönerek Sahaflar Çarşısı’nın merdivenlerinden çıktım. Bir iki kitap sordum ama sorduklarım yoktu. Sahafları çıkıp Beyazıt Meydanı’na doğru giderken her zamanki gibi 1 metreye yaklaşan sakalı ile yıllardır orada duran satıcıyı fark etmemek olmazdı.  Başka seyyar satıcılar o meydana ayrı bir renk katıyor. Meydanı çepeçevre kaplayan bir prefabrik çalışma göze çarpıyor. Sordum Ramazan dolayısı ile hazırlıklara başlanmış. Eskiden Sultanahmet’te yapılan kitap fuarı buraya mı alındı, bilmem. Harıl harıl çalışan işçiler kısa zamanda hazırlıklarını bitirecek gibi…

Meydandan Vezneciler’e çıkan yerde bulunan eski çarşı tamamen yıkılmış; burada bulunan alt geçit kaldırılarak sadece taşıtların gittiği kısım kalmış. Daha güzel olduğunu düşündüğüm uygulama ile meydana giriş çıkış daha düzenli hale gelmiş.

Artık yorulmuştum; kendimi Vezneciler - Yeşilpınar otobüsüne zor attım; istikamet Edirnekapı…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 827