Bugün: 23.04.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Evlerini Başlarına Yıkalım…

Evlerini Başlarına Yıkalım…

Son günlerde Giresun ve Gümüşhane yaylalarından kaçak yapıların yıkıldığı haberleri geliyor.
Yaylacılık yöre halkının yıllardan beri yaptığı bir yaşam biçimidir. Eskiden alel usul yapılan ve kelif denen yapılarda yaşayan insanımız artık bu yapılarda yaşamak istemiyor. Gelir düzeyinin artmasına paralel olarak ecdadı yaylaya gitmemiş insanımız da yaylaya ev yapıp bir iki ay da olsa yaylanın havasını solumak, suyunu içmek istiyor. Yaylaya giden insanımız daha konforlu bir evde yaşamak için 40-50 metre de olsa iki oda bir salon bir ev yapıyor. Eskiden kovalarla taşınan suyu metrelerce öteden borularla evinin musluğundan akıtıyor. Soğuk su ile ahırda veya tuvalette yıkanmak yerine modern banyolarda yıkanmak istiyor. Tüm bunlardan istifade etmek bir insan hakkı olarak saygıyla karşılanmalıdır.

Ancak 30-40 yıl önce ecdadı yaylaya gitmemiş insanlar nasıl gidecek yaylaya. Nasıl ev yapacak diye araştırdığınızda müthiş bir soru işareti ortaya çıkıyor. Yaylalarda kaçak yapılaşma sorunu çıkıyor ve insanımızın elini kolunu bağlıyor. Devlet her şey de olduğu gibi bu işte de geriden geliyor ve kör tuttuğunu, topal yakaladığını öpermiş diyenleri haklı çıkararak binlerce lira harcanarak yapılan yapıları yıkıyor. 775 Sayılı Gecekondu Kanunu’nun 18. Maddesi bu hakkı kendilerine veriyor. Bu maddede  “Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılacak, daimi veya geçici bütün izinsiz yapılar, inşa sırasında olsun veya iskân edilmiş bulunsun, hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya devlet zabıtası tarafından derhal yıktırılır…” hükmü gereğince kendilerine verilen bu görevi yapanları suçlayamayız.

Yaylacılarımız yaptıkları bu evlerin yanını yöresini bazen onlarca dönüme varacak şekilde çevirerek maddi getirisi olmayan patates tarlaları şeklinde ekip dikerek yaylaya gitmek, hemşerilerinin yanında yayla yapmak isteyenlere de engel oluyorlar. Her yıl güvenlik güçlerinin onlarca yüzlerce çevirgeyi de yıkarak umumun faydasına açtıklarına şahit oluyoruz. Bu açgözlülüğün de bir şekilde önüne geçmeliyiz. Her insan azami 300-500 metreden fazla yer işgal etmemeli, ulaşımı da engellemeyecek bir şekilde evini özgürce yapabilmelidir.

Son günlerde gelişen refah düzeyine paralel olarak yaylalarımıza elektrik verilmeye başlanmıştır. Ancak yukarıda belirtilen kanun maddeleri gereğince elektrik üretilen yaylalarımızda evlere ve işyerlerine elektrik verilmemesi de bir başka garabeti oluşturmaktadır. 2004 yılı sonrasında yapıldığı gerekçesiyle verilmeyen elektriği kaçak mı kullansın bu insanlar? Günümüzde aydınlatmada olsun, televizyon ve telefon için artık vazgeçilemez bir ihtiyaçtır elektrik…

3194 sayılı kanuna 12 Temmuz 2013 tarihli 6495 kanunun 73. Maddesi ile eklenen Ek Madde 4’e göre yaylak ve kışlakların nasıl kullanılacağı konusunda bir yönetmeliğin çıkması gerekmektedir. Bu yönetmeliğin bir an önce çıkarılarak zaten ikamet edilen yaylalarla ilgili bu sorunlar çözülmeli ve başıboş inşaatların önüne geçilmelidir. Yoksa ecdadı yaylaya gitmemiş olanların yaylaya gidip onun nimetlerinden istifade etme hakkı engellenmemelidir.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 780