Bugün: 20.01.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Genel Sağlık Sigortasında Önemli Birkaç Sorun

Genel Sağlık Sigortasında Önemli Birkaç Sorun


Bilindiği gibi 1 Ekim 2008 yılında yürürlüğe giren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 60. maddesi gereğince uygulanması gereken genel sağlık sigortası birkaç defa ertelendikten sonra ancak bu yılbaşında yürürlüğe girebildi.

Buna göre aktif sigortalılar ve emekliler ile bakmakla yükümlü kişiler dışında kalan kişilerin genel sağlık sigortası primi ödeyerek veya ödemeden genel sağlık sigortalısı olmaları gerekmektedir.

Buna göre yeşil kart kullanan fakir vatandaşlar ile sosyal güvencesi olmayan vatandaşlar ile Türkiye’de yaşayan yabancılar genel sağlık sigortası için ödeyecekleri primin tespiti için gelir testi yaptırmak zorundadırlar. Genel sağlık sigortasının en mağduru durumunda olan evlenmemiş veya boşanmış kızlar sorunu uzun süredir baş ağrıtmaktadır.

Zoraki bir takım düzenlemeler adaleti sağlamak yerine adaletsizliği artırmaktan başka bir işe yaramamaktadır.

Kızların durumu için esas itibariyle 1 Ekim 2008 tarihindeki durumları dikkate alınmaktadır. 30 Eylül’de babasından veya annesinden dolayı sağlık yardımı alabilenler bundan sonra da bu yardımı almaya devam edebilecektir. Alamayanlar ise sağlık primi ödeyerek alacaklardır.

Oysa Türk aile yaşantısında kızlar çok özeldir. Evlenmeyen veya boşanan kızların ailenin yanında ve içinde olması en tabii olaylardandır. Dolayısıyla kızlarla ilgili bu sorun mutlaka düzeltilmelidir. Diğer ve önemli bir hususta öğrenim çağı dışına çıkan erkek çocuklarla ilgilidir.

Orta öğretimde 20 yükseköğretimde ise 25 yaşını bitiren gençler de genel sağlık sigortası primi ödemek durumundadır. Çalışma hayatına atılması gereken ancak iş bulamayan bu gençler, zaten çalışmadığı için ailesi için bir yük oluştururken bir de prim ödenmesi ayrı bir yük olacaktır.

Belki prim düşük olsa veya sadece gencin kendi geliri baz alınsa neyse ama ailenin gelirinin esas alınması apayrı bir yüktür. Mevcut kanuna göre bu yaştaki gençler bakmakla yükümlü olunanlar arasında sayılmazken ödeyecekleri prim hesaplanırken diğer aile fertlerinin gelirleriyle birlikte mütalaa edilmesi büyük bir tenakuz teşkil etmektedir. Bunun adil bir prim alınması bakımından kendi gelirinin tespit edilmesi gerekmektedir.

Ailesinin evladına yaptığı/yapacağı yardımların ise iane kabilinden değerlendirilmesi gerekmektedir. Ailenin geliri gencin ödeyeceği primde hesaba katılmamalıdır. Bir başka konu ise Avukatlık Kanunu gereği staj yapan avukatlara sağlanan avantajla ilgilidir. Hukukçular bu konuda da kendilerine yontmayı unutmamışlar. Staj yapan ve primleri Barolar Birliğince ödenen avukatların genel sağlık sigortası primi diğerlerine göre %50 indirimli olarak uygulanacaktır.

Hiçbir akademik meslek grubuna sağlanmayan bu avantajın gerekçesini ise anlamak mümkün değildir. Oysa diğer akademik mesleklerde staj yapan kişiler normal sigortalılık hükümlerine tabi olarak çalışmakta ve primleri de kendileri ve işverenleri tarafından ödenmektedir. Re’sen tescil ile ilgili olarak birçok ihtilaflı dosyanın olacağını söylemek kahinlik olmayacaktır.

Geçtiğimiz yıllarda fakir ve dul yakınım 18 yaş altı çocuğunu hastaneye götürerek sağlık yardımı almıştı. Gelir tespiti de yaptırmadığı için geliri asgari ücretin iki katı kabul edilerek tarafına binlerce lira prim borcu çıkarılmıştı. Bu borçtan ancak torba yasa diye bilinen 6111 sayılı kanunla kurtulabilmişti.

Re’sen tescil kaldırılmalıdır. Ancak hastaneye gidenlere sağlık yardımı yapılarak kendileri sigortalı olarak tescil edilmelidir. Bir aylık sürede gelir testi yaptırmayanlara ise re’sen prim tahakkuk ettirilmelidir.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ