Bugün: 23.04.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Hama ne Yana Düşer Kardeş, Humus ne Yana..

Hama ne Yana Düşer Kardeş, Humus ne Yana..


Geçen akşam İHH ve bazı sivil toplum kuruluşlarınca düzenlenen Suriye konulu bir toplantıya katıldım.

İHH’nın Fatih’te bulunan mütevazı salonu hınca hınç doluydu.

Toplantıda İHH Başkanı Bülent Yıldırım ve Sivil Dayanışma Platformu Başkanı Ayhan Ogan gelinen noktayı anlattılar. 40 yıldır Suriye yönetimini elinde bulunduran azgın azınlığın neler yaptığını anlattılar. Anlatınlar ve toplantıda gösterilen görüntülerden anlaşılan Suriye’de işlerin artık geri dönülemez noktaya geldiğini gösteriyor.

İbrahim Sadri’nin seslendirdiği bir şiir vardı. Usta Şair Refik Durbaş’a ait şiir bu akşamın havasına ne de uyuyor.

Usta Şair “Elim sanata düşer usta/ Dilim küfre, yüreğim acıya. Ölüm hep bana / Bana mı düşer usta? Sevda ne yana düşer usta /Hicran ne yana, Yalnızlık hep bana / Bana mı düşer usta? Gurbet ne yana düşer usta / Sıla ne yana. Hasret hep bana /Bana mı düşer usta?” diyordu.

Suriye İhvanının eski yeni genel başkanları ile Suriye Özgürlük Ordusu yöneticilerinin anlattıkları insan havsalasına sığmaz. Sivil halka karşı yapılan bu orantısız güç kullanımı sonucunda isyan eden bölgelerde kadın çocuklar başta olmak üzere sivil halk acımasızca katlediliyor. Suriye’den gelen görüntüler bu acımasız katliamı anlatmaktan aciz kalıyor. Çünkü gelen bu görüntüler, ancak ölümüz göze alarak yapılan kaçak çekimlerden oluşuyor. O da profesyonel çekimler değil, cep telefonu kameraları ile alınan bu görüntüler çok net olmasa da yapılan katliamı anlatmaya yetiyor.

Milli Şairimiz Mehmet Akif’in “Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! / Nerde gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı' / Dedirir yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, /Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!” dediği gibi bir vahşet yaşanıyor Suriye’de. eli kanlı zalim ve onu destekleyen kanlı çete ile evlere giriliyor, kadın ve çocuk demeden herkes katlediliyor. Dur demesi gerekenlerden ise maalesef ses seda yok.

Suriye konusunda İran’a da bir paragraf açmak gerekiyor. İran İsrail ile ilişkilerde ön siperler elde etmek için gerek Lübnan’ı gerekse Suriye’yi kullanıyor. Bunu da anlıyoruz ama eli kanlı zalimlere yardımcı olmak hangi kitapta yazıyor. Suriye hükümetinin yaptığı bu mezalimlerden onların da amel defterine bir şeyler yazıldığını söylemeye bile gerek yok.

Toplantıya katılanlar Suriye konusunda yapılan toplantılara katılımın yeterince olmadığından yakındılar. Doğrusu bu konuda çok dili yandı Müslümanların. Zalim idarecilerden kurtarılmak istenen insanlarımız daha zalim yöneticilerin eline düşmedi mi? Bu da insanımızı bu tür toplantılara katılmak konusunda mütereddit bıraktı. Rahmetli Tahir Büyükkörükçü hocamızın anlattığı bir hikâye de kurtarıcı kurtardığı kızın biraz sonra ırzına kendisi geçiyordu. Maalesef hep böyle oldu, kurtarıldı zannettiklerimiz. Bir zalimden kurtulurken bir başka zalimin eline düştüler.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ