Bugün: 23.04.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • İş Sağlığı ve Güvenliği Kimlere Emanet…

İş Sağlığı ve Güvenliği Kimlere Emanet…


Bu yılın Haziran ayında çıkarılan iş sağlığı ve güvenliği kanunu ile istisnasız her işyeri kanun kapsamına alınmış oldu. Yani bakkal, berber, kahvehane ve manav gibi her gün karşılaştığımız işyerlerinden başlamak üzere daha büyük işyerleri aynı kanun kapsamına alınmış oldu. Yıllardır şikâyet ettiğimiz iş kazaları böylelikle önlenmiş olur inşallah…

Ancak işler öyle sanıldığı gibi kolay değil. Artık her işyeri tehlikeli kapsama alındıktan sonra iş öyle azbuz değil bayağı önemli hale gelmiş oluyor. Yılların alışkanlığı ile ustadan çırağa teselsül eden berberlik mesleği elinde ustura ve jiletle bayağı tehlikeli bir meslek haline gelmiş oluyor. Kasap amca her gün eline aldığı kör bıçağı ile tehlikeli meslekler sınıfına dâhil oluyor. Öyle ya bıçak elinden kayar, nereye batar belli olmaz. Bizim gibi muhasebe mesleğini icra edenler için öyle tehlikeden siz edilemez ama, bilgisayarın bağlı olduğu elektrik kablolarından, güç kaynaklarından nasıl bir tehlikenin geleceği belli olur mu!.. Her gün saatlerce bakılan bilgisayar ekranlarından gelecek ışınlar gözü ne kadar zamanda bozar, ekran ne tür ışınlar yayar, bunlar ne kadar tehlikelidir, bunun tespiti gerekmez mi…

Kanun çıktıktan tam altı ay sonra hazırlanan yönetmelikle her işveren artık işyerinde risk değerlendirmesi yapacak. Öyle nasıl daha fazla kazanırım, bunu kazanırken nelere dikkat ederim diye değil; işyerinde çalışanlarımı nasıl korurum diye yapacak bu analizi. Yani şimdi her biri yüksekokul mezunu işverenlerimiz şıp diye anladı risk nedir analiz nedir deyince. Onun için telefonlarımız susmuyor iki gündür. “Ya biz risk analizi yaptıracakmışız; nedir bu” diye kafamızı şişiyor. Onlar yetmiyor meslektaşlarımız arıyor, “şimdi işverene ceza gelirse biz ne diyeceğiz” diyorlar. Ya sorumlu kim biz mi yoksa işverenler mi?.. Yoksa mevzuatı bir gün önce yayınlayıp ertesi gün yürürlüğe sokan bürokratlar mı?

Biz biraz bu konularla ilgileniyoruz ya; bu işin mektebini okumuşuz ya biz bakıyoruz; hazırlanan yönetmeliğe. Bir sürü mugalatadan sonra risk değerlendirmesinin, “İşyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin belirlenmesi, bu tehlikelerin riske dönüşmesine yol açan faktörler ile tehlikelerden kaynaklanan risklerin analiz edilerek derecelendirilmesi ve kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması amacıyla yapılması gerekli çalışmaları” olduğunu öğreniyoruz.

Ya şimdi sormazlar mı adama her işverenin yapacağı bir iş mi, bu? Bugüne kadar devlet kendi risk değerlendirmesini yapmış mı ki bu insanlara risk değerlendirmeni yap diyor. Bugüne kadar kim nereyi denetlemiş de bunları veya şunları da yapın daha iyi olur mu demiş? Sen işverene seni iki yıl sonra kapsama alacağız hem de ücretini biz ödeyeceğiz de ondan sonra da risk değerlendirmeni kendin yap de! Akla mantığa sığar şey mi bu… Bir kişi iki kişi çalışan yerlerde bu değerlendirmeyi kim nasıl yapacak, yapılacak bu değerlendirme ne işe yarayacak! Hiç olmazsa her işyeri kapsama alındığı 3-6 ay içinde risk değerlendirmesi yapılır demek daha doğru değil mi?..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ