Bugün: 25.06.2018

Öğretmen Ziyaretlerim-II

Bu yazımızda geçtiğimiz yazımızda başladığımız öğretmen ziyaretlerine devam edeceğiz.
Bir iki haftadır aklımda hep Hüseyin Erkan hocayı ziyaret etmek vardı. Yayınevine telefon ederek bir randevu alayım dedim. Mesai saatleri haricinde aramışım herhalde ulaşamadım. Gelen telefon “Dilem Yayınevi’nden arıyorum bizi aramışsınız herhalde” deyince aklıma tekrar geldi, hocayı aradığım. “Evet dedim, ben İbrahim Balcıoğlu hocanın talebesiyim. Kendisini ziyaret etmek istiyordum” deyince “hoca bugün yok. Yarın gelebilirseniz burada olacak” dedi telefonun diğer ucundaki. “Tamam, inşallah” dedim, “ ben gelmeden ararım” diyerek telefonu kapattım.

Öğretmenim Hüseyin Erkan’ı sahibi bulunduğu Dilem Yayınevi’nde ziyaret ettim. Tam kırk yıl sonra gerçekleşen ziyarette okul günlerimizi yâd ettik. Hüseyin hoca, talebelerine yazma aşkı ve şevki aşılayan bir hocamızdı. Bize yazdırdığı kompozisyonlardan oluşan bir kitap hazırlamış ve birçok arkadaşımızın kompozisyonu bu kitapla gün yüzüne çıkmıştı. Hüseyin hoca 15 gün tatilde boş gezmemizi kitap okumamızı ve bir hikâye yazmamızı öğütlemişti. Ben de bir hikâye yazmıştım ama o günlerde yazılan bu tür yazıların şimdiki gibi bir kopyasını almak neredeyse imkânsızdı. Hocam mutlaka bir yerlerde arşivlemiştir, herhalde.
Hüseyin Erkan hoca ilerlemiş yaşına rağmen formundan bir şey kaybetmemiş. Uzun boyu ve arkaya taranan saçları ve hiç çıkarmadığı kravatı ile hala dinç bir görünüme sahip. Bize ikram edeceği çayı bile kalkıp kendi söylemek inceliğinden ve kibarlığından hiç vazgeçmemiş. Güzel Türkçesi ile okuduğu Cahit Külebi şiiri beni tekrar eski günlere götürmeye yetti. Sohbetle geçen iki saate yakın süre nasıl geçti bilmiyorum. Çıkarken kendi yayınlarından oluşan bir poşet dolusu kitap hediye etmeyi de ihmal etmedi.  Hayırlı ömürler temenni ederek ayrılırken, geçen kırk yıl nasıl geçti diye düşünmeden edemedim.
Ama aklıma geldi, hem Mustafa Kutlu hem de Mehmet Esen hocalarım da Cağaloğlu’ndaydı. Gitmişken onları da görmeliyim dedim. Mustafa Kutlu hocamla MTTB’de görevli olduğumuz zamanlarda birkaç defa görüşmüştüm. Cağaloğlu’nda MTTB’ne yakın bir yerde Dergâh Yayınlarında hem yönetici olarak çalışıyor hem de yazar olarak kitaplarını bu yayınevinde yayınlıyordu. Yazar İsmail Kara ile aynı ortamı paylaşıyor ve beraberce önce Hareket sonra da Dergâh mecmualarının yöneticiliğini yapıyorlardı. Mustafa Kutlu’yu sonraları Yenişafak Gazetesi`ndeki yazılarından ve onlarca hikâyeleri vasıtası ile de takip etmiştim.  
Mehmet Esen hocam ise lise öğrenimim boyunca edebiyat öğretmenliğimi yapmıştı. Onun dönemi oldukça karışık bir dönem olmuştu. 1980 öncesi Türkiye’nin içinde bulunduğu anarşik ortam hayatımızı altüst etmişti. Ancak biz yine de hayırlı işler yapabilmiş ve onun yönlendirmesi ve Müdürümüz Hikmet Bozanoğlu’nun da izni ile lise ikide bu kez benim yolum MTTB’ne düştü.

Liseler arası kompozisyon yarışmasına Hasan Güney arkadaşımla katılmıştık. Yarışmaya katıldığımız o yazı hala arşivimde bir yerler duruyor olmalı. İnşallah bir gün paylaşırız. O yarışmada Hasan Güney arkadaşım sekizinci ben ise beşinci olmuştum. Ancak bu yarışma benim hayatımda önemli değişimlerin de başlangıcı olmuştu. MTTB ile duygu ve düşüncelerimiz uyuşmuş, kısa dönem sonra MTTB Orta Öğrenim Komitesi Başkanlığına oradan da MTTB Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeliğine uzanacak sürecin başlangıcı bu yarışma olmuştu.

Bu yüzden onlardan da randevu almalı ve onları da ziyaret etmeliydim.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 709