Bugün: 25.06.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Torba Yasadan Beklenenler Çıkmadı

Torba Yasadan Beklenenler Çıkmadı

........................
“Misafir umduğunu değil bulduğunu yer” demiş atalarımız. Aynen öyle oldu; bir yılı aşkın süredir başlayan torba yasa çalışmaları beklenen hiçbir düzenlemeye yer vermedi. Hem vergi mükelleflerinin hem de sigortalıların beklediği düzenlemeler çıkmadı ama yasa 148 maddelik düzenlemeyle torbadan çok çuvala döndü.

Torba yasadan en çok beklentisi olan grup kendilerine Emeklilikte Yaşa Takılanlar adını uygun bulan gruptu. Bu gruptakiler 1999 ve 2003 yıllarında sosyal güvenlik kanunlarında yapılan düzenleme ile emekliliği ertelenenler olarak özellikle sosyal medyada çok önemli çalışmalar yaptılar ve haklı olarak hem genel mahalli seçimler hem de cumhurbaşkanlığı seçimleri ile isteklerine kavuşacaklarını umuyorlardı; olmadı. Umutlar bir başka bahara kaldı.

Diğer önemli bir grup da esnaf ve tüccarlardan oluşan bağkur mensuplarıydı. Genç yaşlarda başladıkları esnaflık ve ticaret hayatında gerek kendi önemsemelikleri, gerek resmi kurumların vazifelerini yapmamaları sebebiyle bağkura zamanında kayıt olamamışlar ve sosyal güvenliklerini başlatamamışlardı. Yaşlandıkça hem eski sosyal hayatlarını kaybetmişler hem de belki eski gelirlerinden olmuşlardı. Bu gruptakiler özellikle esnaf ve ticaret odaları kayıtlarını da yaptırmamışlar ve sadece vergi kayıtları ile de bağkurlarını başlatamamışlardı. Ancak bugün artık gerek gelir kaybı gerekse yaşlanmaları sebebiyle emekli olmak istiyorlardı. Geriye dönük bağkur borçlanması çıkmayınca bunlar da sukut-u hayale uğrayan bir grup oldu.

Bir diğer önemli grup ise çalışma hayatına doğum yapıp çocuklarını bir nebze büyüttükten sonra giren kadınlarımız ile ilgili hayal kırıklığıdır. Bu kadınlarımız en azından bir doğumun askerlik borçlanması benzeri işe başlama tarihini geriye götürmesini arzu ediyorlardı. Bu olmadığı gibi işe başlama tarihinden önce yapılan doğumların hiçbirinin kabul edilmemesi gibi bir durumla karşı karşıya kaldılar. Kadınlarımızın bu hakları bir an önce verilmelidir. Çünkü bizim toplumumuzda kadınlar, bir an önce doğum yapıp evinin hanımı olmayı arzu ederler. Çocuğunu büyüten kadının iş hayatına girmesi ise takdir edilecek bir davranış olarak ödüllendirilmelidir.

Çok büyük bir hayal kırıklığını da ev hizmetlerinde çalışanlar yaşadılar. Ev hizmetlerinde çalışanlara gidip primlerinizi kendiniz yatırın denilmesi çok büyük bir haksızlık olmuştur. Ev hizmetlerinde birkaç gün çalışan kadınlarımız özellikle korunması gerekirken 10 günden az çalışanlara yönelik düzenleme çok adaletsiz olmuştur. Taksi ve minibüslerde çalışan şoförlerin sigortasına benzer bir uygulama ile zaten ayda 200-300 TL gelir elde eden kadınlarımızdan 300-400 TL prim istemek hiç de adil değildir.
Yine bu torba yasadan umutlu bir grupta okul harçlıklarına katkı olsun diye genellikle hafta sonları 3-4 gün çalışan gençlerimizin unutulmuş olmasıdır. Haftada bir iki gün ayda 6-8 gün çalışan gençler genel sağlık sigortalısı sayılarak ebeveynlerinden sağladıkları sağlık yardımını alamamış, gelir testi sonucu prim borçlusu hale getirilmişlerdir. Bunun da mutlaka ve behemehâl düzeltilmesi gerekir.

Yurtdışında çalışan işçilerimiz ile ilgili düzenleme ise bir yönüyle güzel bir yönüyle de eksik kalmıştır. Yurtdışında işe başlama tarihinin Türkiye’de işe başlama kabul edilmesiyle daha düşük primlerle borçlanma imkânı doğmasına rağmen, Türkiye’de hiç çalışması yoksa çalışmaların bağkura sayılması başlı başına bir haksızlıktır. Bunu önlemek için insanımızı sahte sigortalı olmaya sevk etmek ise tasvip edilecek bir çare değildir. Ev hanımlarının borçlanmalarının bağkura sayılması kabul edilse bile yıllardır bu ülkenin cari açığına katkı sağlayan işçilerimize bunun reva görülmesi çok büyük bir haksızlıktır.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 904